Aile.
Bu dört harf, bu kısacık kelime çok şey barındırıyordu içinde. Bu kelime kimine göre sığınaktı, kimine göre enkaz. Enkazın altında kalıp hayatını kaybeden insanlar tanıyordum. Tanımak, bazen yoruyordu.
Her kızın ilk aşkı babası mı olurdu? Ya da hayatta en değer verdiği kişi ya da, kahramanı?
Babalar her zaman kahraman olmazdı.
Benim babam kahramanın çok ötesindeydi. Belki de hayatımda en şanslı olduğum konu buydu. Hatta tek konu buydu. Ben şanslı bir insan değildim, hatta genel olarak işlerim ters giderdi. Ama babam vardı, zaten tek o vardı. Bu güzeldi, gerçekten.
Çoğu kez aklımı meşgul eden bu konu yine iliklerime kadar beni esir almışken, annemin mezarından yavaşça uzaklaştım. Okula gitmemiştim. Babam bunu öğrenince yine çok kızacaktı biliyordum. Ama bunu bilmeme rağmen yinede devam ediyordum yapmaya. Zaten hayat genelde böyle değil miydi? Yani sonucunu bildiğimiz şeyleri yinede yapmakta direnmiyor muyduk?
Mezarlıktan çıktıktan sonra babamın evde olmayacağını biliyordum çünkü henüz erkendi. Bunu fırsat bilip okula gitmemezlik yaptığım oluyordu. Günün sonunda babam öğreniyordu okula gitmediğimi, bana kızıyordu ama bu bendim, genelde insanları dinlemezdim. Bu babam dışında kimseye taviz vermediğim bir olaydı. Ne kadar başıma sorun da açsa huylu huyundan vazgeçmiyordu.
Evin önünde gördüğüm lüks araba, bir an kafamda dolanan tüm düşünceleri dağıtırken bütün antenlerim yukarı doğru dikildi. Bu arabın kime ait olduğunu bilmiyordum. Bizim evin önünde ne işi vardı ve daha önemlisi kapı neden açıktı?
Tek kolumda takılı olan çantamın kol kısımında olan elimi bilinçsizce sıkılaştırdım. Hırsız olabilir miydi?
Aynen gerizekalı arabayla gelmiş evi soymaya.
Yavaşça kapının pervazından ayağımı içeri attım. İçeriden gelen kalın erkek sesi kaşlarımı çatmama sebep oldu.
"Bana bak Memduh abi, büyüğümsün diye birşey demiyorum ama sabrım taşıyor artık"
Babama hitap ediş şekli beni o an çileden çıkartsada sessizce bekledim. Adam babamı tanıyordu. Babamın oflama sesinden sonra içimin daraldığını hissettim.
"Benimde sabrım taşıyor. Bilmiyorum dediysem bilmiyorum. Evime de iki de bir gelip durma Serkan yürü git"
Babam bir insanla bu şekilde konuşacak biri değildi. Ortada her ne dönüyorsa, gerçekten iyi şeyler olmadığı kesindi. İçerde kaç kişi olduklarını bilmiyordum. Sessizce yerimde beklemeye devam ettim.
"Devrim abi duyunca hoş şeyler olmayacak, seni son kez uyarmaya gelmiştik. Artık iş bizden çıktı"
Devrim kimdi?
"Siz her geldiğinizde aynı şeyi söylüyorum, benim birşeyden haberim yok. Sizde gelip durmayın evime, defolun gidin hadi"
Birkaç adım sesi işittim. "Bak Memduh efendi, senin için iyi şeyler olmaz. Nerde olduğunu söyle bitsin olay. Kimseyi üzmeden kapansın bu mesele"
YOU ARE READING
VURGUN
Teen Fiction"İnan," diye konuştum hızla. Sesim ona birşeyi ispat etmek ister gibiydi. "O kadar benimlesin ki, bazen buna şaşırıp kalıyorum." Elimden tuttu. Biliyor musun sevgilim, tenime senin teninden daha güzel hiçbirşey değmedi. Yuva, kendini gerçekten, ta...
