DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?

7 3 0
                                        



Şuan dünyanın en yakışıklı adamı ile yemek yiyorum. Buna inanamıyorum. Ayy kafasını kaldırıp, yüzüme güldü. Allah'ımmm şimdi eriyeceğim.

Yumruk yaptığı elini yavaşça ağzına götürüp, boğazını temizledikten sonra kafasını kaldırıp gözlerimin en derinlerine bakmaya başladı.

"Asya bugün benim için çok özel bir gündü. Geldiğin için teşekkür ederim"

Lan ne demek geldiğin için teşekkür ederim. Asıl ben sen geldiğin için teşekkür ederim. Ne yaptım da bu şekilde mükafatlandırıldım, Tanrım. Çocuk, cevap bekliyor Asya. Aval aval bakmayı kes de çocuğa cevap ver.

"Rica ederim, ne demek."

Bir de yüzüne güzel bir gülümseme yerleştir Asya. Hah tamam.

Ben gülümseyince, o da müthiş gülümsemesini gözler önüne serdi. Kafasını aşağı eğdi. Şu kafasını eğerek gülen erkekler o kadar karizmatik oluyordu ki.. Şuan kesin eriyorum. Tutun beni.

Sandalyeyi geriye ittirip, ayağı kalktı. Birkaç adım sonra yanıma geldi. Kafamı ona doğru çevirdiğimde, elini bana uzattığını gördüm.

"Benimle dans eder misiniz, Leydim?" gözlerini kısarak ve gülerek sorduğu bu soruyla, kalp atışım dururken; elimi ne zaman onun eline uzattığımın farkına varmadım.

"Elbette" deyip ayağı kalktım. Elimden tutup, beni dans pisti zannettiğim, yere götürdü.

Karşımda dikildi ve ellerini 2 kere çırptı.

Hasss.. Lan Flamenko yapmayacağız demi. Hani şu İspanyol yakışıklılarının, topuklu kunduralarla ses çıkardığı dans türü var ya. Boğa güreşlerinde mi yapıyorlardı.. Boğanın karşısında nasıl dans etsin adam mal Asya. Bir kere onlar matador oluyor. Eee o zaman dansı ne zaman yapıyorlar. Neyse İspanya hakkında bildiğim tek şey acayip yakışıklı, taş gibi oğlanların yaşadığı. Gerisi de umrumda değil pek ama oğlum ben o dansı bilmiyorum ne yapacağım.

Kafamda ne yapacağımı düşünürken, aniden elektrikler kesildi ve sadece bizim üzerimize yansıtılan bir ışık belirdi.

Tavşan gibi gözlerimi aralamış, Ne oluyor lan havasındayken; arkadan çalan bir vals müziği ile bende jeton yeni düştü.

Ulan çocuk birde prodüksiyon hazırlamış, ne flamenkosu ne boğası. İyice uçtun haa.

Ben far tutulmuş tavşan gibi dururken, çocuk elimi tekrar tuttu ve bir elini de belime koydu. Put gibi durmaktan vazgeçip, bende elimi onun omzuna yerleştirdim. Hafif hafif yerimizde sallanırken, kulağına eğilip

"Yalnız ben bu dansı pek şey yapamıyorum da. Hani bil istedim. Çok ta bir performans bekleme benden." Diye fısıldadım.

Kafamı kaldırdığımda güldüğünü gördüm. Gamze mi lan o. Analar ne meteorlar doğuruyor be.

"Sorun değil, prenses. Ayaklarını ayaklarımın üzerine koy ben yönleniririm rahatça." Deyip göz kırptı.

BU NEDİR YARABBİM...

Hayran hayran bakmayı kesip, ayağımı ayaklarının üzerine yerleştirdim. Kafamı kaldırdığımda yüzlerimiz o kadar yakındı ki birbirine. Dudaklarıma bakmaya başladığında, mesajı almıştım. Gözlerini kapatıp, dudaklarını yaklaştırırken, bende gözlerimi kapatıp, ona yaklaştım. O an gök delindi ve bir ses yankılanmaya başladı.

"Kızım uyansanaaa, ASYAAAA!!!"

LANET OLSUN..



You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 26, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SerseriWhere stories live. Discover now