KMGL-46- ' Umarım.'

1.4K 95 24
                                        

Adım adım final gençler :DASDasf

Ve ımm, iyi bayramlar ! Bol bol para araklayın, bayramdan sonra görüşmek üzere :Dasdfghj

Kapı çaldığında korkulu rüyamın geldiğini anladım. Çocuk kuzenler !

İstenmeyen ot, dibinde bitermiş zaten."Özgür ! Kapıyla bakışmayı kesip kapıyı açsan nasıl olacak ?" diye homurdandı annem. "Çok mu kolay sanıyorsun be kadın !" diyince annem gözlerini devirip kapıyı açtı. Ben hala heykel misali olduğum yerde duruyordum. Ve işte, sürü halinde akraba topluluğu yavaşca içeri doğru yaklaşıyorlardu. Yüzüme sahteden bir gülümseme yerleştirirken küçükleri aradı gözüm.

Herkes içeri doluşunca, çocukların 2-3 tane olduğunu fark ettim. Eğer akraba ziyaretlerine gitmiyorsanız, tek kötü tarafı sizi ne beklediğini bilmemenizdir.

Genel olarak benden büyük kuzenlerim gelmişti Oktay abi, Ozan, Esma ve Derin.Henüz nisan ayının sonların da olduğumuz için okullar devam ediyordu. Oktay abi dışında diğerleri benden en fazla iki yaş büyüktü, Oktay abi ise 4 yaş büyüktü.

Küçük olarak Sema, Ali ve küçük Derin vardı. Hayır abi kuzensiniz niye adlarınız aynı ? İşte şans be gülüm. Herkes salona geçtiğin de doğal olarak ayakta kalanlar olmuştu. Teyzemin gözü beni bulduğunda içimden bildiğim bütün duaları etmeye başladım. "Özgür, ne kadar büyümüşsün hayırsız !" dedi gülerek. 

Konuşmalar yerini uğultulara bırakırken, bütün başlar bana dönmüştü. Kapıdan ayrılıp salon'a gittim. "Biraz öyle oldu teyzecim ya." diyip gülmeye çalıştım. Annem kaş göz işaretleriyle ellerini öpmemi işaret ediyordu. 

Omuz silkip "Hoş geldiniz bu arada." dedim. Bizimkilerin bakışlarını görünce "Çocuklar odama gelin isterseniz." diye soru olmayan bir soru yönelttim meclise. Ozan "Evet, kesinlikle şimdi sizi rahatsız etmenin ne gereği var ama değil mi ?" diyerek son hız salondan çıktı. Esma ve Derin kıkırdayarak Ozan'ı takip etti. 

Oktay abi kaldığında gözlerinden bahane düşündüğü belliydi. Öksürerek "Abi ya sana bir şey sormam gerek şu bir olay vardı ya o olayla ilgili. Bir şey edebilir misin acaba ?" dedim. "Tabii ki kardeşim ayıpsın," yanıma gelince fısıltı şeklinde "Eyvallah Özgür." dedi.

Günün kahramanı ben ! Kendi kendimi övmem bittiğinde odama ulaşmıştık bile. Ozan ve kızlar odayı bilmediği için koridorda bekliyorlardı. Peşimizden odaya girdiler tabii. "Ay Özgür seni kurtarıcım ilan ediyorum ya !" diyerek nefes verdi Derin.

Ozan kendini yatağa atarken Esma ve Oktay abi puf'a oturmuşlardı, Derin de koltuğa. Ee ? Ben ayakta kaldım ?!

Gözlerimi devirip mutfağa yol aldım. Masada ki sandalyeler de gözüm var, evet. Sesler duymamla mutfağın girişinde durdum. "Ay Nazlı, Sevgi sormayı," bu annemdi. halam ve teyzemi çekmiş zevkle bir şeyler anlatıyordu. Niye mutfak çok sevgili annecim ? Tam gireceğim sırada annemin ağzından ismim döküldü. 

"Ya öyle işte. Everecez Özgür'ü, gelinimin adı da Deniz." dedi övünür gibi. Ya anne ne yapıyon sen ? Hayır sen ne yapıyon ? Amacın ne yahu ?

"Ay senin ki bizimkinden hızlı çıktı valla. Aha, 22 yaşında hala hovarda !" dedi teyzem. Oktay abiden bahsediyordu. Adam daha genç niye evlensin teyzecim ? Onlar konuşmalarına iştahlı iştahlı devam ederken numaradan öksürüp mutfağa girdim.

Ortam sessizliğe gömülürken masanın etrafında duran sandalyeyi aldım ve anneme ters bir bakış attım. Geri odama dönerken garip bir duygu hissettim üzerimde ama nedir bu bilinmez. Ah, uykum gelmiş olmalı.

Odaya girdiğimde koyu bir muhabbet başlamıştı. Yani demek oluyor ki kimse Deniz'i bilmiyor. İyi konuşma derdinden sıyrılmış oldum. Ozan yatakta oturma pozisyonunu alırken "Anlat bakalım, Deniz kim ?" diye sordu gülerek. "Annemlerden duydum. Hiç söylemiyorsun be kuzen."

Tam konuşacağım sıra da Esma atlayarak "Hangi okulda ? Nasıl tanıştınız ? Kaç yaşında ?" diye kombo soru üçlüsü yolladı. "Deniz mi ? 10 yaşında, orta yaş bunalımına girdim de ben Esma. Kendimden yaşca küçüklerle takılıyorum falan. Töbe estafiğrullah. Aynı yaştayız." dedim. Derin devam et der gibi elini salladı. 

Ağzımı açtığım sırada "Ya da siz kendiniz tanışın en iyisi ya." dedim. İki saat anlatmaya üşenmiştim.

...

Yine ve yine bizim grubu toplamıştım. Ben olmasam bunlar ne yapacaktı ? Gerçi sadece Volkan, Ece ve Deniz gelmişti. Yavuz da benim gibi akraba mağdurluğundan gelememişti. Fakat onlar direk şehir dışına gitmişler. Can da Sevda ile takılacağını söyleyip ekmişti bizi. Aslında Ece de gelmeyecekti ama kız kuzenlerimi öğrenince atarlanıp 'Tabii geliyorum' demişti.

Şimdi kaç kişi olduğumuzu öğrenmek için saymaya başladım. Bunu gören Ozan garip garip baktı bana. Pekala, kuzenlerim henüz bu hallerime alışık değillerdi. Bunu unutmamalıyım.

Bizimkiler Deniz'i çok sevmişti özellikle kızlar. Oktay abi sonunda sessizliğini bozarak "Var mısınız felekten bir gece çalmaya ?" diye sordu. Yanımızda o olduğu için biz kesin giderdik zaten de bu soru Deniz, Volkan ve Eceye sorulmuştu.

Ece dudak büzerek "Ben gelemem, eve geçmem lazım." dedi. Volkan ise gelecekti. Tek cevap vermeyen Deniz kalınca hepimizin başı ona çevrildi. "Bana uyar, benim çaldığım yere gitmeye ne dersiniz ?" 

"Ne çalıyorsun ?" diye sordu Ozan merakla.  Deniz "Bateri." diyince Ozan kaşlarını kaldırdı. Şaşırmıştı. "Bu harika Deniz." diyip güldüğün de Ozan'a karşı bir sinir oldum. Elimde olan birşey değil tabii, nedensizce. Kıskandım mı acaba ?

Yok daha neler. İçimde kendime gülerken Ozan'ın Deniz'e bakışını yakaladım. Lan iyice paranoyaklaştım ! Umarım bir tane daha Akın meydan'a türemez ...

Kafan Mı Güzel Lan ?Where stories live. Discover now