Güneşin değdiği palmiye yapraklarının arasından sızan güneş yüzüme vuruyordu. Gözlerimi uyku mahmurluğu ile zar zor açtığım da doğrulup etrafa baktığım da herkez mustfa kemalın etrafına halka olmuş bir şekil de onun ile vedalaşıyordu. Ahhhhh iştee yine geç kalmış en son kalkan ben olmuştum. Ayaklanım, hemen yanlarına koşar adım gittim.
"Ben uyandırmayı düşünmoyorsunuz haralde." Dedikten sonra yüzünde tebessüme karışık bir gülüş oluştu.
Herkezle sarılan mustafa son kaldığı yağmur icin kollarını açarak arkadaş çağrışmasına benzer "gel" diyerek çağırdı.
"Seni uyandırmak. Ben canına susamış bir insan görmüyorum burda." Dedi Hakan.
Yağmur yine o meşhur kahkahasını atıp hakanın koluna vurdu.
"Uykuyu seviyorum uyku güzel şey uyku, uyku, uyku, uyku."
"Tamam bu kadar şakalaşmak yeter yolcu yolun da gerek."
Bütün gönüller toplanmış sahile doğru yürüdüler.
"Hadi gelin son bir gönüllüler çekelim haydiiiii". dedi hakan. Has gönüllüler ile son kez bir gönüllüler.
OOOOOOOOOOO ŞIŞŞŞŞŞ BIR IKI UÇ GÖNÜLLÜLER.
*
Yağmur beline bağladığı hırkasının biraz daha sıkılaştırıp ayağa kalktı. Ağcın dibindeki coconutları alıp en baştan barakaya oturup baltayla kırmıya çalışıyordu. Ama bu öbür coconutlara benzemiyor dışı daha serte benziyordu.
"Gelecekler birazdan." Dedi Funda
Yağmur biraz gülüp."Evet üç yeni arkadaşımızı merak ediyoruz mu?"
Derken hakan bağırıyordu.
"AAAAAAAA GELDILER."
Yağmur barakadan hemen çıkıp uzağa doğru bakmaya başladı 3 tane insan buraya doğru yüyordu. Arkasına bakıp fundaya "geldiler". Diyerek ayağa kalkmasını söyledi. Onden hilmicem sol yanının bir karış arkasın da murat yanında sağ yanın da da Damla vardı.
"Görüşmeyeli nasıldı. Uzun süre burda olucağız."
Evet artık görmüşlerdi birbirlerini. Saniye ce göz göze gelmişlerdi. Yüzlerinde anlmasız bir sırtış ile birbirlerine yaklaşıyorlardı. Yağmur öbür kişilerin de yaptığı gibi kolunu tam omzuna koycakken elini tutup sallamış yanak tokuşturmuşlardı. Resmi bir selamlaşma gerçekleştirmişlerdi. Ayrıldıkların da kafasını eyip göz göze gelemek istemeyişi dikkatimi çekmişti. Birsen'e sarılması bana onlara bakalı kalmama 3 4 saniye vesile olmuştu... Utangaç diye geçirdi içinden Yağmur. Yerin de biraz gülümseyip öbür yeni gelen arkadaşlara sarılmaya gitti.
*
2 , 3 saat geçtikten sonra herkez yerlerine yerleşmişti. Damla kızlar barakasın da murat orman da hilmicem ise baraka da uzanıyordur. Yağmur kızlar barakasından hızlı bir şekilde erkekler barakasına koşmuştu. Hakanı arayıp bir şey danışcaktı.
Uzanan hilmi bir anda doğrulmuştu. Ağzından küçük çaplı bir korkuya dayalı sadece kendisinin duycağı küfür savurdu. Yağmur biraz gülüp barakanın önün de ayakkabılarını çıkartıp içeri girdi.
"Korkuttuysam özür dilerim".
Yavaş yavaş hakanın yattığı yere gidip oturdu. Hilmi ise yağmur'u izliyordu ne yapacağını.
Kendisine bakan Hilmicem'i gördüğün de erkeler barakasın da ne yaptığını soruyor olucaktı.
"Hakan beni burda bekle dedi işte o yüzden."
Hilmicem minik tebessüm ile. "Ha yok sorun değil."
"Sen öyle baktın ya hani açıklama mahayetin de dedim.
