-Hakan sana inanamıyorum. Yarın bir kızımız olacak ve sen hala oturmuş haberleri izliyorsun.
- Yani şimdi bunun doğumla ne ilgisi var anlamadım doğrusu!
- Ne demek ne ilgisi var.
( Tek kaşı kalkık ve elleri belinde oturduğu koltuktan ayaklarını yere vura vura konuşan bu kadın mı kim? Evettt, evet. Işte o da benim annem. Hemen hemen her kadına has evhamlılığı ile babama yarın benim doğacağımı söyleyip, buradan çantayı felan hazır etmesi gerektiğini anlamasını bekliyor.😄)
- Hayatım, az önce kendin de söyledin ya doğum yarın diye. Hem sen merak etme annenler birazdan gelince nasıl olsa herşeyi hazırlarlar.
- Çok konuşma Hakan! Hem insanda biraz da olsa bir sevinç olur çocuğu olacağı için.
- Şimdi ne dedim ki ben anlamadım. Hem sevinmiyor muyum sanıyorsun? Ben de seviniyorum sevinmesine de hani ilk çocuğumuz da değil ya artık heyecan yapmıyorum o kadar.
- Ne yani 6. çocuğumuz diye heyecanlanmayalım mı şimdi? Hêêê, ben anladım senin derdini. Nasıl olsa bu da kız olacak ya ondan böyle tantana yapıyorsun.
- Yok canım ne alakası var onunla. Sağlıklı olsun da gerisi mühim değil.
- Hııhııı sen onu benim külahıma anlat. Ah bi erkek olsaydı da görseydim ben seni?
- Yaa, akşam üstü boş boş konuşma Gülizar. Hem bir kere sen de-
Annem sözünü keserek:
- Asıl sen boş konuşmayı bırak da git kapıya bak. Zil çalıyor. Annemler geldi herhalde.
Babam:
- Hasbinallahhhh! dedi ve kapıya yöneldi.
Kapının açılmasıyla birlikte ablamlar ve anneannemler babamı köşeye iterek çekirge sürüsü gibi içeri daldılar. Evimiz işte şimdi tam bir kadınlar hamamına dönmüştü. Ablamlar hep birlikte annemin üstüne atlamışlardı. Eee tabi ne de olsa kıskanıyorlardı beni😋. Neyse ne olur ne olmaz diye teyzem hemen cankurtaran gibi yetişmiş bizimkilerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. Babam mı? 😂 O ise hala az önceki durumun şokunu üstünden atamamış içinden yaşadığı bu hayata küfrediyor olsa gerekti.
Anneannem hiç vakit kaybetmeden çanta vs. olaylarına müdahale etmeye başlamıştı. Annemse babamın bıraktığı yerden kumandayı alıp acıklı bir türk sinemasını ortam yeteri kadar dramalize olmamış gibi izlemeye koyulmuştu.
Biraz zaman geçtikten sonra anneannem eşyaları hazırlamış ve annemin yanına gelmişti. Annemse izlediği filmden etkilenmiş olsa gerek hüzünlenmişti. Anneannem:
- Ne oldu anlat hadi. Neye dertlisin bu kadar, zaten Hakan'ın suratı beş karış asıktı?
- Yok canım ne dertlenmesi. Bilirsin işte hormonlar yüzünden insan ister istemez her türlü filmde bile ağlıyor diye cevapladı anneannemi.
- Ben seni bilirim. Ne de olsa benim kızımsın. Yoksa gene kız çocuğu meselesi mi?
Annem bu sefer biraz daha şiddetli ağlayarak anneannemi başıyla onayladı. Füsun bunun üzerine kızını kollarının arasına aldı ve şimdi de beraber ağlaştılar. İşte şimdi babama çok sinir olmuştum. Ona tüm bu yaptıklarının bedelini bir an önce ödetmek istiyordum. Ve artık bunun için dünyaya gözlerimi açma vakti gelmişti.
- Ahh, aahhhh! Birşeyler oluyor. Anne bişey yapın sanırım bebek geliyor. Hakan nerde?
- Tamam, tamam kızım. Sen derin derin nefes al. Ben Hakan' ı çağırayım.
Anneannem bütün evde telaşla babamı aradıktan sonra şimdi de bahçeye çıkmış babama sesleniyordu. Ama bahçede ise ne babam vardı ne de arabası. Füsun Hanım aklına kötü şeyler getirmemek için cebinden telefonunu çıkarıp hızlı hızlı babamın numarasını tuşladı. Bir süre çaldıktan sonra ancak dördüncü çalışta telefona cevap verebilmişti babam. Füsun Hanım direk konuya girecekti ki babam sözünü keserek:
- Beni iyi dinleyin. İlk ve son kez söylüyorum. Ben artık evi terk ediyorum. Bütün eşyalarımı da toplayıp yanıma aldım zaten. Bana on iki senedir bir erkek çocuk bile veremeyen o kadının ve kızlarının da canı cehenneme. Bırakın artık yakamı!
- Sen ne diyorsun oğlum. Karın burda doğum yapıyor. Acil hastaneye götürmemiz gerek. Biliyorsun doktorun en son ne dediğini.
- Sen ne dediğimi anlamıyor musun? Gülizar'ı da kızları da umursamıyorum. Ölürse ölür. Bi daha da beni aramayın,dedi ve babam telefonu kapattı.
Anneannem elleri titreyerek tekrar aradı babamı ama babam çoktan kapatmıştı telefonu. İçerde kıvranan kızının seslerini duyan anneannem telaşla yola çıkmıştı bir araba çevirmek için. Ancak sigarasını yakmaya çalışan bir sürücü anneannemi görmemiş ve onu metrelerce sürüklemişti. Anneannemin tiz çığlıkları ise gecenin karanlığında tüm caddeyi doldurmuştu. Ve maalesef ki Füsun Hanım oracıkta hayatını kaybetmişti.
Annem içerde acıdan kıvranırken teyzem hemen koşmuş ve bir ambulans çağırmıştı. Sonra hemen mutfağa gidip bir havluyu kapıp annemin alnına koymuştu. Ona rahatlamasını ve derin derin nefes almasını söylüyordu. Bir yandan da anneannemin ve babamın yoklukları onu huzursuz ediyordu. Ablamlarsa annemin bu halini görünce korkmuşlardı. Diğerlerine göre biraz daha büyükçe olan yani Melis ablam hepsini zorlada olsa içeri götürmüş ve onları oyalıyordu.
Teyzem ambulansın ve anneannemlerin gecikmesi üzerine on kat daha telaşlanmıştı.
- Abla, ablaaa yüzüme bak. Ben şimdi ambulansa bakmaya gidiyorum sen o sıra da derin derin nefes al tamam mı? Sakın korkma! Birazdan annem ve Hakan da gelirler zaten.
Annem ağlamaklı bir ses tonuyla.
- Korkuyorum Selin. Hem de çok. Ama ölmekten değil. Ya Hakan geçen seferki gibi terk ederse bizi. Ben, bebeebenn ben o zaman nasıl yaşarım onsuz.
-Ablaaaa! Olmayacak öyle bişey. Düşünme bunları. Sen derin derin nefes al.
Annemle başbaşa kaldığımızda bile annem hep babamı anlatırdı bana. Ben bile korkmuştum şimdi babama inat girdiğim bu yoldan. Eğer ona bişey olursa işte bugün yemin ederim ki babamı kendi ellerimle öldürecektim.
Selin korku içinde bir sağa bir sola koşuyordu. Sonra durdu ve ambulansın sirenin duyulduğu yöne koşturmaya başladı. Hafif bir kalabalık vardı yolda. Selin kalabalığa aldırmadan ambulans görevlilerinin yanına yaklaştı. Onlara doğum yapmak üzere olan ablasından bahsediyordu.
- Lütfen benimle gelinnn. Bize yardım edin. Ablamın hayati tehlikesi vardı. Nolursunuzzz!
- Hanımefendi lütfen bırakın kolumu. Burda da yaralı birisi var. Arkadaşlara haber verdik birazdan burda olurlar.
-Siz anlamıyor musunuz beni? Ablam içerde ölüy... Anneeeeeeee. Anneeee anneee noldu sanaaaa. Hayır hayır annem olamaz buuuuu. Yalan deyin gerçek değil deyin. Lütfennnnn. Allah'ım ben ne yapacaaaağııım.
- Hanımefendi sakin olun lütfen. Bayan sizin anneniz mi? Üzgünüm ama biz olay yerine geldiğimizde çoktan hayatını kaybetmişti. Başınız sağolsun.
Selin ambulans görevlisinin yakasına yapıştı ve:
- Sen neyden bahsediyorsun be adam! Birşeyler yapın çabuk. Benim annem ölemezzz. Annneeee? Annee kızın burda korkma. Hadi bana bir cevap ver. Annneeee lütfen. Yalvarırım kurtarın onuuu. Beenn ablama ne derimmm.
-Ayten hanımefendiye de bir sakinleştirici yapın lütfen. Mahvoldu zavallı kadıncağız.
Selin annesinin başının ucundan kalktı ve ilk müdahalesi yapılan adama doğru ani bir atak yaptı.
- Sen misin anneme çarpannnn. Söyle, seni pislik herif. Şerefsizzz! Seni kendi ellerimle öldüreceğim. Bırakın beni bırakın. Öldüreceğim o adamı.
-Ayten iğneyi ver hemen!
- Taaatamaam.
YOU ARE READING
Yaşa ya da en iyisi öl
Mystery / ThrillerNeydi hayattaki gayemiz. Bütün dünyaya yaşama hakkımız olduğu için savaş mı açmaktı yoksa sadece annemizin intikamını mı almaktı bilmiyorduk. Ama bildiğimiz tek şey herkes her gece annesinin o kadife sesinden masallar dinlerken biz birbirimize sadec...
