Gözlerim ısıl ısıl parlarken iki saattir odaklandigim masadan basimi çevirip kivanca döndüm. bu söylediği ne kadar gerçekti? ya da gerçek miydi? tepkimi olcmek için beni sevdiğini ustu kapali anlatan bu cümleyi kurmuş olabilirdi. Ama gayet ciddiydi. saka olduğunu belli eden bir duygu yoktu yüzünde. ne tepki vereceğimi izliyordu sakince. "bir şey soylemeyecek misin?" diye sordu oturduğu koltuktan kalkarak o kalkinca yattigim hastane yataginda dogruldum. aheste aheste ayak ucuma oturdu. "ne diyeceğini bilmiyorum." dedim, "aslında saka yapip yapmadigini anlamaya calisiyorum." dedim içimdeki duyguları disa vurarak. "saka yaptigimi hatirliyor musun? bir kere bile?" gözlerimi ondan çevirip hastane manzarasini seyretmeye koyuldum. ona bakmassam heyecanlanmayacaktim ve daha saglikli konusabilmem için bire bir çözümdü. "orasi öyle tabi ama.ani oldu sasirdim haliyle" dedim hala inanmayan gozlerimi ona doğrulturken. "neden? kendine guvenmiyorsun sanirim." kavga etmek istemiyordum ama sözleri canimi yakiyordu git gide. eğer saka yaptiysa hayal kirikligina ugrayacaktim. "ne alakasi var? sen söylemiştim asik olamayacagini. bu kisinin asla ben olamayacagimi, ne değişti?" o caydirici sorularda sorma sırası bendeydi. "bazen kalple agiz ayni dili konusmaz. çoğu zaman." dedi. "konusmasi gerekir ama. geç kalmamak için.." dedim yatakta biraz daha dikilerek. "geç mi kaldim?" sözleri üzerine kurumuş dudaklarimi hareket ettirip konuştum. "hamileyim ben kivanc. geç kaldin." dedim anlamasini umarak. bu konuyu konuşmak her seferinde moralini bozuyordu. hele ki Kivancla. "sana erken asik olsamda asil mesele bunu kendime itiraf etmekti. simdi her şey kurulmuş tüm zemin hazir ve sen karnındaki bebeği mi bahane ediyorsun? beni sevmediğini dusunecegim." sacmaliyordu. onu sevmediğini düşünmesinden çok bebekle ilgili düşünceleri kizdirmisti beni. baskasina aitmiş gibi konusamazdi. bizim bebegimizdi o. onun ve benim! "ozguvenin olmaması benim suçum değil." sözler onu kizdirmis olmaliydi ki yüzü gerilmiş, kaslari catilmisti. "bundan sonra hic bir şeyi öne sürmene izin vermeyeceğim. o bebek olmadan daha mutlu olacagiz. ileride de çocuğun olabilir Aylin. ama ben bekleyemem." duyduklarimi duymamis farzedip içimden ona kadar saydim, sakinleşme yöntemi. "ne demeye calisiyorsun?" sakin kalma mücadeleye son verip gerçek kimliğine burundum. ne kadar bagirsam da hastane odasindaydik. bir şey yapamazdi değil mi? "aldirabilirsin. o bebek ikımizinde isteği olmadan ortaya cikti. tek çözüm bu. iste ya da isteme. boyle olacak!" dedi. "onu aldirinca kurtulmuş mu olacagim saniyorsun! her gece benim ruyalarima girecek senin değil. iste bu yüzden kalacak. seni yanimizda duracaksin diye zorlamiyorum. karar senin." gözlerini karnimdan çekip duvara gezdirdi. "sen karnındaki bebek ve sevginin göklere sigdiramadogon adam arasında secim yaptin. onu sectin!!"
YOU ARE READING
Aşk Kırıntıları
Teen Fictionher şeyi unutup kendileri için yaşadılar. Birbirleri için hayatta kaldılar.
