one

105 3 2
                                        

28 Kasım 2017, Gwangju imza 

*********

 23.15

Karşımda sinirli çehresi ve  kızarmış gözleriyle bana her zaman ki öğütlerini flashback yapan babama karşı bende her zan ki yerimi alıp vücudumu dikleştirdim. Bu konuda ki hassasiyetini biliyordum, beni bilinçlendirmek istediğini de biliyordum fakat her akşam bundan bahsetmesi hem beni hem de onu geriyordu. Küçüklüğümden beri bana kadınlara olan nefretini kusuyor bana da aşılamayı ihmal etmiyordu. Başarmıştı da. 'Annem' yüzünden kadınlara karşı büyük nefret ve ön yargı beslediğim doğruydu. Onlar dünyada var olan en bencil ve sinsi varlıklardı. Bu görüşümü kimse değiştiremezdi.

"...Hiçbir kadın farklı değil Namjoon. Hepsi de bencil ve basitler. Annen gibi ..."

Rutin konuşmasında ki yaptığı vurgular, ifadelerinin biraz daha sertleşmesine ve yüzünün kızarmasına neden oluyordu. Babamın hayatta tek nefret beslediği kişi sözde annemdi. Tekrar ara verdiği konuşmasına başlayacakken , gömleğinin düğmelerini atleti gözükecek şekilde açtı. Göğüsünde bir kaç tel kalan cansız tüyleri beyazlamış ve seyrelmişti. 

"Annenin çekip gittiği zamanlarda yatağına girip sessizce ağladığın günleri hatırlıyorum da..."

Cümlesini bitmesine izin vermedim

"Baba , lütfen konuşmayalım. Ne anne sıfatı altında bizi bırakan kadını konuşmaya gerek var , ne de de o günleri hatırlamaya"

Asıl gelmek istediğim konuya, bir türlü gelemiyordum. Babama danışmam gereken bir konu vardı. Aldığım kararların hepsini babama danışır , fikir edinirdim. Aslında hayatım babamın düşünce yapısına göre şekilleniyordu. Babam doğru diyorsa doğrudur, yanlışsa yanlış. 

"Baba... bir öğrenci var. 18 yaşında , lise öğrencisi. Bu öğrenciden ders talebi aldım."

Babam karşımda nötr bir ifade ile beni izliyor, diğer yandan çay bardağının içinde ki tane demleriyle oynuyordu. Yarım kalan sözlerime devam ettim.

"Adı Min Yunhee" dedim kısık çıkan sesimle 

Gözlerini kitlediği bardaktan çekip gözlerimle buluşturdu.

"Demek 18 yaşında bir genç kız öyle mi?" dedi 

Yavaş hareketlerle yerinden doğruldu ve yanıma gelip eliyle omzumu sıktı. Kırık bir gülümseme ile

"18 bile olsa o genç kız, bir bayan. Onu çocuk görme. Seni kandırmasına izin verme ve dediklerimi unutma evlat"

Dedi masum cümlesinin altında yatan uyarı ifadesiyle. Belli belirsiz kafamı salladım. Kadınlara düşman olan babam beni de yanına çekmiş, beynime bu görüşü aşılamaya devam ediyordu. Babam haklıydı. Kadınlar sinsi ve bencil varlıklardı. İster 18 olsun ister 78. Hepsi aynı, bütün kadınlar annem gibi. Kalpsizler , düşüncesizler , hissizler...


Real MeWhere stories live. Discover now