Bu geçiş bölümüdür 🌸🌸
Sürekli istediğiniz yeni hikayemize hepiniz hoşgeldiniz...
Boran & Deran MİROĞLU destanı başlıyor...
Kitaba başlama tarihini buraya bırak :)🍂
Hayde Bismillahirrahmanirrahim... 🌸
Günümüzden bir yıl öncesi anlatılmaktadır
Karısını çok seven bir adamdı. Ecel gelse
"karım bensiz ne yapar?"
Diyecek kadar çok seviyordu. Zor kavuşmuşlardı birbirlerine, adam Mardin'e direnmişti aşkı için, kadın da Mardin'in en güçlü aşiret ağalarından biri olan babasına... Tam üç yıl boyunca kavuşmak için bütün Mardin'i karşılarına almışlardı.. Aşkları yalnız onları değil Mardin'i de yakıp kavurmuştu...
Üç yıl sonunda güneş onlar için doğmuştu.. Vuslat vakti gelmişti. Ne Mardin direnebilmişti bu aşka ne Mardin ağaları...
Nikah memurunun sorusuna büyük bir sevinçle "evet" demişti Bukre...
Sonra gözleri sevdiği adama kaymıştı.. Bakışına öldüğü adamda ona bakıyordu... Bu sefer nikah memuru Damada sormuştu aynı soruyu, hiç tereddüt etmeden "evet" demişti Boran...
Bütün salonu bir alkış tufanı esir almıştı... Üç yıldır aşk ile yanan yürekler vuslata ermişti sonunda. Gözyaşları ile sevdiği adama baktı Bukre... Sonra ise erkekler ağlamaz sözünün gerçeği yansıtmadığını gördü baktığı gözlerde, çünkü Boran'da gözyaşları içinde kendisine bakıyordu...
Aylar ayları kovalamış aşkları eksilmemiş aksine daha da artmıştı.. Boran karısının üzerine titriyor canı yanacak diye ödü patlıyordu... Bukre ise kocasının bu hareketlerini aşkla izliyor, ömrünün hep onunla geçmesi için dua ediyordu.. Ah tabi birde kendini yavaş yavaş belli eden bebeğinin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesini temenni ediyordu...
Ama hayat onlar için kaderini hazırlamıştı bile...
Boran ve Bukre daha 3 aylık bebekleri için alışverişe çıkmıştı..
Bukre Boran'a alışveriş için erken olduğunu bebeklerinin daha doğmasına çok olduğunu söylese de Boran dinlememişti...
Alışveriş yapmışlar, Boran herşeyden fazla fazla almıştı heyecanlıydı çünkü baba olacaktı... Kendisini yüzünde tebessümle izleyen karısının yanına gidip alnından öptü. Ve tekrar tekrar teşekkür etti bu mutluluğu yaşattığı için...
Boran önden gidip aldıklarını yerleştirmek için yolun karşısında ki arabaya gitti.. Bukre'de Boran'ın ardından çıkmaya karar verdi... Yavaş yavaş karşıya geçiyordu. Tam o an ise hayat kötü yüzünü göstermeye hazırlanıyordu ikiliye... Bukre arabanın kapısına yaslanmış onu izleyen kocasına baktı.. sonra adımlarını biraz hızlandırdı tam o anda ise acı bir fren sesi doldurdu bütün caddeyi...
Boran ne yürüyebiliyordu ne de bağırabiliyordu. Gözlerini yerde kanlar içinde yatan karısına kilitlemişti sadece. Etraftan gelen bagrışlarla kendine geldi Boran.. Hızla yerde yatan karısının yanına koşup başını dizlerinin üstüne koydu... Gözyaşlarına hakim olamıyor sadece karısının kendisine bakan gözlerine bakıyordu.
"Bana bak Bukre, beni sakın bırakma ömrüm beni sakın bırakma"
Bukre'nin gözünden bir damla yaş firar etmişti bu sözler üzerine. Göz kapaklarını açık tutmakta zorlanmaya başlamış ve o an canından çok sevdiği adamı bir daha hiç göremeyeceğini anlamıştı... Eli yavaşça karnına gitti, gözlerinden bir yaş daha süzüldü kendisine hıçkırıklarla ağlayan adama baktı, elini sevdiğinin yüzüne koydu yavaşça... Artık ayrılık çanları çalmaya başlamıştı bebeği ve kendisine... Bensiz ne yapar diye düşündü sadece sonra son nefesiyle konuşmaya başladı
"Üzülme ruhum, ağlama her zaman güçlü ve merhametli bir adam ol. Buraya kadarmış ruhum, bizim sevdamızı ancak ölüm bu denli ayırabilirdi zaten. Seni seviyorum Boran'ım, seni seviyorum ruhum..."
Sonrası karanlıktı Bukre gözlerini kapamış başı Boran'ın dizlerinden kaymıştı... Bütün caddeyi Boran'ın acı dolu feryatları dolduruyordu...
Gelen ambulansla koştu, karısının kurtulma umuduyla, hastaneye kadar sevdiği kadının ellerini bırakmamıştı...
Hemen resisütasyon odasına alınmıştı karısı.Saatler geçmiş ama içeriden tek bir haber gelmemişti... Boran sinirle duvara yumruk savurmuştu. Kendisine sarılan kollar yumruk atmasına engel oluyordu. Efken ve Kenan Boran'ın bu hallerine kahroluyor onu nasıl sakinleştireceklerini bilmiyorlardı...
3 saat sonunda resisütasyon kapısı açılmış ve Ve doktor çıkmıştı Efken hemen lafa girmişti
"Deran, durumu nasıl Bukre'nin?"
"Hasta yakını kim Efken onunla konuşsam daha iyi olur"
Boran hemen korkuyla karışık bir heyecanla konuştu
"Benim,Boran MİROĞLU Bukre MİROĞLU'nun eşiyim. Karım iyi değil mi?"
Deran nasıl konuşacağını bilemedi. Zaten hep zorluyordu bu haberi ailelere söylemek onu. Başını bir an yere eğdi sonra karşısında kendisinden yanıt bekleyen adama baktı, kan çanağı olmuş gözlere bakarak içinden 'Allah'ım yardım et'
Diyerek konuşmaya başladı
"Üzgünüm Boran bey. Tüm müdahalelere rağmen kurtaramadık. Buraya geldiğinde kalbi durmuştu, omurgasında ve sternumda ciddi kırıklar bulunuyordu. Başınız sağolsun Allah sabır versin"
Boran kendine gelememişti, önce kulaklarının yanlış işittiğini düşündü. Gözünden yaşlar firar ediyordu kolunda hissettiği baskıyla Efken'e döndü
"Yalan değil mi Efken? Kenan sen her zaman gülen adamsın hadi yine gülsene lan ne kadar komik bir şaka gülsene abi "
Ne Efken ne de Kenan tek bir söz edememişti... Deran gözünden düşen yaşla yavaşça yürümeye başladı Boran'ın yanından geçerken kolunda hissettiği baskı ile durmak zorunda kaldı sonra ise işittiği sözler ile bedeni buz kesti
"Bundan sonra Benden kork Doktor Deran. Sen benim ömrümü kurtaramadın. Ben Boran MİROĞLU sana hayatı zehir edeceğim doktor Deran"
Bölüm sonu
Bayramınız mübarek olsun
YOU ARE READING
SEVİ
General Fiction"KÜL" adlı hikayeden tanıdığımız Deran & Boran Miroğlu'nun hikayesi... ~Sevene yeryüzü,sevmeyene gökyüzü dar gelirdi...~ Töre hikayesi değil aksine bir adamın taşlaşmış kalbinde filizlenen intikamının aşırı dram içeren hikayesidir... -"Benim,Boran...
