1. BÖLÜM

26 9 8
                                        

Pencereden dışarı bakarken içim garip bir urpertiyle doluyordu, gözlerimin mavisi pencereden bana geri yansıyordu,umutsuzlukla ve keserler dolu dolu gözlerle ağladım ağlayacak gibiydim ama o olaydan sonra artık anlamıyorsun agliyamiyordum hissizlesmistim eskisi gibi sen kankalar atmıyorum ve henüz 19 yaşındayım. Mutsuzsun hiç olmadığım kadar

. Yaşadıklarından sonra herkes benim bu durumunu normal karşılıyordu.

Ta ki şimdiye kadar bileklerimi kestikten sonra ailem -daha doğrusu ailem gibi davranan ama hiç ailem olmamış kişiler - benim için endiselendiklerini söyleyip psikiloga götürdüler.

Gerçekten sorunum böyle çözülebilir miydi? Buna inanmışlar mıydı? Beni hiç mi tanıyamamıslar ? Ben yasayamizdim artık yasamamaliydim. Şu an o olmasaydım yaşamıyor olurdum.

O kim mi ?
İçmeye gittiğim barda amacımim ne olduğunu belirlemiş o gün ölmeyi secmistim. Sarhoş olacak kadar ölümün stresinden uzaklisacak kadar içtim bir-iki kadeh . Dans pistine baktım uzun bir süre herkes kahkaha atıyor eğleniyordu. Hayatın gerçeklerinden habersiz . Ama o bir masada tek başına dikiliyor içiyordu. Ateş dövmeli çocuk. O zaman hayatımın onun ellerinde olduğunu bilmiyordum ama öğrenecektim.

Herşeyi arkamda bırakarak ateş dovmeligi çocuğun yanına gittim. Belki beni çeken şey kolundaki dovmeydi. Adımı haykiyordu. Alev.

-selam

Çocuk yüzünü kaldırdığında ateş almış gözlerini gördüm . Uzun kirpikleri herkeste samimi bir hava bırakırken onda tekinsiz bir hava bırakıyordu . Gözlerinden bıçaklar keskin bıçaklar çıkıyor gibi duruyordu. O an hiç gözündeki karamsarlığı altında yatan öfkeyi görebiliyordum.

-Selam

Geçip yanındaki yerimi aldım. Abi havasına bürünmüş kolunu omzuna atmıştı.

Ne bu samimiyet?! Tamam onun masasına ben geldim ama o kadar değil. Kendimi geri çektim.İkinci kez olmazdı hayat bu kadar kotu olamazdı. Koşarak barın tuvaletine gittim.

Buraya neden geldiğimi hatırladım . Ayna baktığımda birbirine karışmış alev gibi kızıl kıvırcık saçlarımı, akmış göz makyajimi ,üstümü saran siyah cenaze havasındaki kıyafetimi , kırmızı kan gibi duran ojeli tirnaklarimi aynada uzun uzun kendime baktım son kez . Asla bakmak istemediğim kolumdaki yara izlerini bile büyük bir dikkatle inceledim.

Her zaman güvende olmam için ebeveynim olacak kişilerin verdiği cakiyi çıkardım . Artık yolun sonuydu. Önce sol bileğimi sonra sağ bileğimi acımasızca kestim. Kan kaybından ölecek kurtulacaktım tüm dertlerimden , düşüncelerimden.

Gözlerim kararmadan önce gördüğüm tek şey ateş dovmesiydi. Beni kucağına almasını sirtimin soğuk zeminden ayrıldığı hissettim. Demek ki bilincim yerindeydi. Fakat fiziksel olarak hareket edemiyorum. Yağmur gibi kokuyordu ve aynı zamanda nane gibi. Hoşçakal hayat ve elveda ateş dövmeli çocuk.

Psikolugum dediği hiç birşeye inanmamistim beni hayata bağlayacak birşeyler olduğuna sadece onu bulmam gerektiğini söyleyip durmuştu. Belki doğruydu ben onu bulmuştum ama artık çok geçti. Oluyordum . Her zaman beyaz ışık görür ölmeden önce insanlar derler ama beyazın zittina karanlık zifiri karanlıktı her yer. Ve evet gördüm beyaz ışık kafamın üstünde parlıyordu.

Ama ışık kafamın üstünde parlamamali ben ışığın içinde olmalıydim . Ve ateş dövmesi . Havasız bir alanda uzun süre durmuş sonra havadar bir yere geçmişim gibi hissediyordum. Ama göğüs kafesim kırılacak gibiydi. Olamaz enerjinin bitiyordu göz kapaklarim ağırlaşmışti artık mücadelenin anlamı yoktu vazgeçtim zaten hayattan vazgeçmemiş mıydım ?

Kendimi zifiri karanlığın huzuru içinde sonsuz bir uykuya biraktim...

_________________________
Uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle beraberim. Çok çarpıcı bir giriş oldu ne dersiniz ?

Ateş dövmeli çocuk nasıl biri sizce ? Merhametsiz,kaba, vurdumduymaz ya da sevgi dolu çok acı çekmiş biri?

Peki alev başına ne gelmiş olabilir?

Ve son olarak böyle vote vote :-

AcıWhere stories live. Discover now