Jason Walker - If I Told You
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Hıağğğ yeni bir hikaye ile karşınızdayım'' diyebilmeyi çok isterdim ama bu benim Wattpad'e yazdığım ilk hikayem msöflssmcş
Neyse arkadaşlar şuanlık bir acemi gibi davranmayı sürdürüp konuşmayı bitirmem gerek ;d
Umarım beğenirsiniz :-)
>>>>>>>>>><<<<<<<<<
Rüzgardan dolayı açılan kapüşonumu geri takarak iplerini sıkıca çenemin altından bağladım. Yüzüm buruşmuştu belki ama bu çokta önemli değildi. Ben yavaş yavaş yürürken adımlarım her yana siyahlar saçıyordu. Siyaha boyanıyordu sanki yürüdüğüm kaldırımlar.
Sokağın sonunda The Cafe'yi gördüğüm sırada yolumu yaraladığımı fark ettim. Sola saparak yoluma devam ettim. Rüzgar tenimi ısırırken etrafıma bakındım. Kasvetin hakim olduğu sokaklar ne de hoştu.. Kargalar bile özeniyordu siyahıma, belki siyahımın içinde görünmeyen bedenime.
Sonunda o büyük sanki başka alemlere açılıyormuş gibi duran kapının önünde buldum kendimi. Başkalarını bilmem ama bu kapı benim için "başka alemler"e açılıyordu. Yavaşça parmak uçlarımı kapının sert yüzeyinde gezdirerek kapının metalik dokusunu tattım.
Burayı da boyamıştım siyaha, diğer dünyama aldığım şeyleri boyadığım gibi. Siyahıma siyah katmıştım kendimce..
Kapıyı iterek İsimsiz'in yasak topraklarına adım attım. İsminin İsimsiz olmasının bir sebebi yoktu. Sebebi olmasına da sebep yoktu ya zaten. Yavaş adımlarla atlı karıncaya yürüdüm. Daha sonrasında kulağımdaki son ses müzikle beraber oturduğum atın üstünden İsimsiz'i izledim. Bir şey düşünmeme gerek yoktu. Zaten düşüncelerimden sıyrılmak için geliyordum buraya.
Az sonra İsimsiz'in taşlı zeminine oturdum. Cebimden çıkardığım kibritlerle birlikte ruhumu da çıkardım.
Ruhumu yaktım yeniden. Ruhuma susamış ruhlara dağıttım küllerini.
Düşüncelerimi de yaktım yeniden. O kahrolası, aklıma gelmesin diye ölüme yalvardığım düşünceler. Küllerini ise aptallara dağıttım.
En son bana gelmediği için sinirlenerek ölümü yaktım. Biraz canı yansındı.
Kibrit parmağımı yakarken düşüncelerimden sıyrıldım. Tüten ateşe çevirdim dalgın bakışlarımı. Benim kendi canımı yaktığım kadar yakamıyordu canımı. Kibriti söndürüp is olmuş ucuyla minik bir kuş çizdim bir çakıl taşına. Elimde çevirirken yukarı kaldırdım. Bulutların ışığını aradım o an. Bulutlar ışık versin istedim. Taşı parmaklarımın ucuna alırken bir isim düşündüm ona.
İçimdeki ceset fısıldadı: "Aysberg".
Dudağımın kenarı yıkarıyı hedeflerken "güzel seçim" diye düşündüm. Güzeldi çünkü artık bu taşta siyaha boyanmayı hak ediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYSBERG
Teen FictionBelirsizliğimin kanadını saran sarmaşıklardan kurtulmaya çalıştıkça daha çok kapıldığımı hissettim. Aslında sarmaşıklardan kurtulsam bile sonum kaçınılmazdı. Önümde dibi yakın ama zemini sivri uçlu kayalarla süslenmiş bir uçurum vardı. Arafta kalan...
