6 ay önce...
Cumartesi Rabia'yla buluşmuştuk. En sevdiğimiz yerlerden olan yapay orman gibi tasarlanmış o minyatür yere gittik. Küçük bir göl, bir kafe ve etrafı çevreleyen ağaçlarla çok güzel bir mekandı.
Çok tuhaf bir şey olmuştu.
Benim hiç sevgilim olmamıştı. Ay hakkımı yiyemem güzelde kızdım ama ailem etrafıma erkek sinek yaklaştırmadığından 18 yaşında ve saptım.
Rabia'yla gezerken bir erkek bize doğru yaklaşıp iyice dibime girerek gözlerimin içine gülmüştü. Koyu kahve gözleri ve çokta koyu olmayan esmer bir teni vardı. Saçları yine koyu siyahtı ve sert gözüküyordu. Normal uzunluktaydı ve önünü biraz havaya kaldırmıştı. Uzun boylu ve kaslı bir vücudu vardı bunu siyah deri montunun üstünden bile farkedebiliyordum düşünün. Hoş hissettiriyordu insana ama bizim evin çevresindeydik ve babam görürse beni o koyu kahve gözlere beyaz leke olarak döküp kör ederdi çocuğu. "Çekil yolumdan be!" diye çemkirerek Rabia'yla yolumuza devam ettik. Ben hiç alışkın olmamış olabilirim ama Rabia'nın tecrübesi beni üçe katlar dörtle toplardı. Bu yüzden hiç üstünde durmadı. Muhtemelen o çocuğu tanıyordu çünkü Rabia herkesi tanırdı. Ancak sormadım kim olduğunu üstüde durmayı bende istememiştim.
Pazartesi sabahı zorla kalktım yine yataktan. Cuma, cumartesi ve pazar akşamları hep geç yattığımdan pazartesi uyanmak bana hep işkenceydi. Zar zor kalktım. Evimizin biraz uzağından servis alırdı beni hep. Evimiz servis yoluna ters düştüğünden üst sokağa çıkardım. Babam her sabah işe gitmeden benim önünde beklediğim marketteki arkadaşlarıyla görüşür selamlaşırdı. Bende orada beklediğim için beni servise bindirir öyle giderdi 18 olmamı zerre umursamadan.
Zorla lacivert, diz kapağımdan bir iki parmak yukarıda kalem eteğimi, üzerine beyaz gömleğimi, onunda üzerinr hava soğuk olduğu için koyu renk kot ceketimi giyip, saçlarımı açık bıraktım. Zaten kendiliğinden dalgalıydı ve güneşte rengi açık kahveye dönen şuan hava kapalı olduğu için normal bir tonda kahverengi olan saçlarım...
Siyah spor ayakkabılarımıda giyip koyu yeşil çantamı omzuma takıp çıktık babamla evden. Evimiz beşinci kattık ve küçük apartmanımızda asansör yoktu. Merdivenlerden inip üst sokağa çıktık ve ben servis beklemeye başladım. Servisim gelince marketin içindeki babama göz ucuyla bakıp servise bindim. Rabia'yla aynı sevisteydik. Hızla yanıma gelip "Naber kız?" dedi.
"Günaydın Rabia. İyiyim senden naber?" dedim. En sevdiğim havalardan birini yaşıyorduk şuan. Sıfır rüzgar ve ince ince yağan yağmur. .. Çok severim.
Rabia "Ah! İyiyim de asık mevzu o değil şekerim." dedi. Şekerim mi? Kusucam sanırım.
"Ne oldu?" dedim. Acaba yeni bir sevgili daha mı? "Cumartesi Ömer'le karşılaşmıştık ya benden senle ilgili bilgi istedi vee.... Numaranı!" diye şakladı arabanın içinde. Ömer kim lan? Yakamoz'daki çocuk mu? (Minyatür ormanın adı yakamoz).
"Ne? Ne diyosun Rabia adam akıllı anlat?" dedim tedirgin bir şekilde.
"Ya Yakamoz'da karşımıza çıkan Ömer işte. Tanışıp konuşmuşluğumuz var telefonda felan. Mesaj atmıyordu uzun zamandır. Uzun süreli bir ilişkisi olduğunu ve kızın Ömer'in telefonunu kontrol altında tuttuğunu duydum. Cumartesi akşamı mesaj attı işte iki hoş beş felan. Sonra yanımdaki kızı yani seni sordu. Bende üstün körü anlattım işte on ikinci sınıf adı Merve felan. Sonra hoş kız felan deyip numaranı istedi." Bir kız bunları anlatırken neden bu denli sevinir? Çöp çatan Rabia seni!
"Bende..." dedi! Hayır sakın numaramı verdiğini söyleme beyinsiz!
"Rabia sakın!" diye cırkadım. En arka koltuklarda oturuyoruk. Önden servisçimiz Selim Abi "Ne oldu kızım?" diye sordu. "Yok bir şey Selim Abi." dedi Rabia bana söz bırakmadan.
"Kızım Ömer iyi çocuktur bak öyle olmasa vermezdim telefonunu. Çocuğun kısa ilişkisi yok hep ciddi düşünmüş ama kızlar ayrılıyormuş yani kulağıma gelen o." dedi. Senin kulağına Rabia...
"Ya babam felan görürse beyin özürlü!" diye kızdım. "Ah! Salak biraz aklını kullan ondada Ömer'i bir kız adıyla kaydettik mi telefonuna tamamdır senin gönlün olsun yeterki." dedi.
"Ya Rabia ben sevgili felan istemiyorum o çocuğu tanımıyorum bile!" dedim. Okula gelmiştik. "Tanışırsınız tatlım." deyip indi servisten. Farklı sınıflardaydık. Sinirime maruz kalmamak için hızla uzaklaşırken elinde telefonu bir yandan mesajlaşıp merdiven çıkıyordu.
Sınıfa girdim. Ve... Telefondan bildirim.
'Bir yeni mesaj."
YOU ARE READING
ZORBA
Teen FictionEğer sol tarafımda atan şeye engel olabilseydim, senden uzak dururdum.
