1500 lü yılların başıydı. Küçücük bir kasaba herkes o kadar üzgün ve sakindi ki, etrafı neredeyse güneşe kadar dayanan dağlarla çevrili kendi halindeki kasabada insanlar artık bir nevi zombi gibi dolaşıyordu! çünkü geceleri kimse uyuyamıyordu nasıl uyusunlar ki zirâ geceleri onlar için bir kabustu, güneş küsüp yerini ay ışığına bıraktığında dışarıda hep aynı ses vardı; çığlık sesleri! kimse ay ışığında dolaşamaz olmuştu hatta insanlar uyumaktan bile korkar hale gelmişti sebebi nemiydi tabi ki de sebebi kızıl gözlü, yüzünün her iki yanında aynı büyüklükte çatlaklar olan, beyaz tenli, kolları kendi gibi zayıf ama devasa güçlere sahip, uzun ve aralarına beyazlar karışmış siyah saçları, insani boyutlarda görünmeyecek derecede hızlı hareket eden, kurbanlarının her çığlığından sonra gelen hep aynı sesin sahibiydi! sanki bir yakarış yada pişmanlık tonlarıyla nefesi tükenene kadar bağırıyordu belki de, kendi adıydı hep aynı ses hitrokis diyordu!
Kimse onu daha tam olarak görememişti, öyle ki kurbanları bile yüzünü görecek fırsatı yakalayamıyordu. Tüm bunların arasında kasaba sakinleri yaşamını sürdürmeye çalışıyordu. İşin kötü yanı da insanlar bu kasabayı terk edemiyordu önlerindeki en büyük engel kasabadan çıkana kadar karanlığın mutlaka çökmüş olacağı olmasıydı deneyenlerden gelmeyen haberlerde bu endişe teorisini güçlendiriyordu. Kasabanın 1666 olan nüfusu gittikçe azalıyordu şu an ki topluluk belki de sadece 1000 civarlarındaydı. İnsanlar korkusundan evlenemiyordu evlenenler ise çocuk yapmak istemiyordu bu da göz göre göre bir toplumun çöküşü anlamına geliyordu. Ne yapılacaktı neler düşünülecekti tüm bu soruların arasında bir gün tüm bu kasaba ahalisi bir plan yaptı ve hep beraber onun üstüne yürümeye karar verdi gündüzden her şey ayarlanmıştı, kasabanın meydanında beklenilecek ve o geldiğinde herkes ya silahları ile ya tırpanları yada sopaları ile saldıracaktı küçük çapta bir plandı ama umutlarını denemeden tam olarak tüketmek istemiyorlardı ve güneş dağın tepesinin arkasında kaybolduktan sonra yavaş yavaş köy meydanına doluşmaya başladılar topluluğun başında her zamanki gibi kasabanın önde gelen varlık sahibi ve sözü geçen orta yaşlarda uzun kirli sakallı kocaman siyah gözleri, şişman sayılabilecek derece de kilolu kısa boylu ve yetişkin bir kız babası olan mahran vardı tüm bu hengamede herkes bir ürperti duydu ve evet geliyordu hızla yaklaşıyordu insanlar gözünü dağlardan kasabalarına akan patika yoluna dikmişti ve birden arkalarından gelen çığlık sesi ile herkes arkasına döndü...
Tüm korkunç ihtişamı ile karşılarındaydı ve gözlerine bakıyordu işin garip tarafı ahalinin ellerindeki tüm o silahlar umutları gibi bir bir yere düşmüştü ortalık o an o kadar sessizleşmişti ki karşılarındaki yaratığın nefesini herkes duyabiliyordu belkide saniyeler süren bu bakışma onlara saatler gibi gelmişti ve hepsinin vücudunda aynı şey vardı korkunun terleri kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu sanki damarlarındaki kan birazdan vücutlarından dışarıya fışkıracaktı tam o sırada içlerinden sadece birisi elini silahının tetiğine götürmeyi denedi fakat daha parmağını bile tetiğe dokunduramadan yaratık karşısında belirdi ve tek hamlede onu dağlara doğru büyük bir çığlıkla kaçırdı sonrasında daha önce yeryüzünün hiç duymadığı çığlık ve haykırışlar ile kalabalık dağıldı herkes evine kaçmıştı bu öyle bir hengameydiki insanlar neredeyse sürünerek evlerine kaçmışlardı ve artık her şey daha belirgindi umutları tükenmişti her tarafı dağlarla çevrili olan o küçücük kasabadaki insanlar onun birer kurbanıydı fakat o umudunu hiçbir zaman yitirmedi hep bir umutla kasabanın kurtulacağı günü bekledi bu mahran dı zirâ bu bekleyişi uzun sürmeyecekti.
YOU ARE READING
Hitrokis
Mystery / ThrillerBir kasaba dolusu insan ve onları tüketmek için orada olan bir yaratık ve tüm bu olayların arasında bir adam gerilimi damarlarınızda hissedeceksiniz kim bilir belkide zaman zaman kahramanımıza olayları çözmesi için yardım edeceksiniz ama her ne olur...
