1. Kısım

78 4 0
                                        

"Yeter Melodi!"diye bağırdı sinirle.

Melodi'nin bedenine bir sinir dalgası hâkim olurken, kaşları çatılı bir şekilde dikiliyordu.

"Senin bu saygısızlığın beni çıldırtıyor!"diye bağırdı. Saygısızlığından kastı, onu müdürüyle basıp, normal bir tepki vermesiydi.

"Bu mu saygısızlık?"dedi, Melodi gözlerini irileştirerek. Kırmızı ruju silinikleşmiş, gömleğinin düğmelerinin çoğu açıkta kalan görüntüsünü süzdü bir süre. "Asıl bu saygısızlık!"dedi ses tonunu yükselterek.

"Melodi!"diye bağırdı annesi sinirle. Hanımefendi sinirlenmesini de biliyordu demek ki, diye geçirdi içinden Melodi.

"Müdürünle bu iğrenç şeyi babamdan sonra nasıl yapabilirsin sen?"dedi, konuşmasını beklemeden. Sesinde kızgınlıktan çok kırgınlık vardı.

"Yeter!"diye gürledi bayan Melida. Kısa bir an sessizlik oldu odada.

Bakışlarını yere sabitleyip, onu inandırmasını bekledi Melodi. İnkâr etmesini istedi bir an. Önüne bahaneler sunmasını  ve babasını ne kadar çok sevdiğini (!) söylemesini bekledi. Bekledi, bekledi... O, kızına ihanet etti. Sustu, kendini savunmadı. Sustu ve kızının yıkılmasını sağladı. Sadece kızının yıkımını görebildi, oysa babasın kini görüyor olsaydı, susmazdı.

Gözleri çoktan dolmuşken, boğazı kurudu.

"Gideceksin."dediğinde, hızla bakışlarını yüzüne çevirdi. Gözlerini odada gezdirirken, "Yurtdışına gideceksin."dedi.

Kaşları şaşkınlıkla kalktı. "Ne?"dedi inanamazca Melodi.

"Biletini en erken zamana göre ayarlayacağım."dediğinde, gözlerinde ki birikmiş yaşlar bir bir yere düştü.

"Neden?"dedi fısıldayarak. Annesi hatalıydı, neden o ceza alıyordu? Neden?

"Saçmalık."dedi zorlukla gülerek. "Melodi, duydun."dedi annesi şakaklarını ovmadan önce. Kızını sevmediği zaten belliydi ama bu kadarı fazlaydı.

Çenesi titredi. Elleri ayaklarına, aklı fikrine dolandı.

"Senden nefret ediyorum!"diye bağırdı hıçkırmadan önce. Sonra koşarcasına odasından ayrıldı. Hıçkırıkları ardı ardını kovalıyordu.

Bayan Melida ise, düşüncesinden bir an bile pişmanlık duyup vazgeçmiyordu.

❅️❆️❅️❆️

İşlemler halledilmiş, uçakta yerini edinmişti Melodi. Bilmediği bir ülkenin, bilmediği bir şehrinde üvey amcasının evinde yaşayacaktı. Okulunu orada okuyacak, Fransızca'sını gideceği ülke için geliştirecekti. Belirsiz bir zaman diliminden sonra, ufak bir ihtimalle evine geri dönecekti. Yada şuan da aklının dahi eremeyeceği maceralara kapılacaktı.

Oysa, her şeyi esgeçip biraz dinlenmekten yanaydı. Uçağın hareketlenmesinin üzerinden bolca zaman geçmişti. Yolculara bir şeyler ikram edildikten bir-iki saat sonra uçak Fransa'ya iniş yapmıştı.

Melodi de bu süre zarfında elbette uyanmıştı. Uçaktan inen yolcuların arasına katıldıktan sonra, kısıtlı zaman diliminden dolayı neredeyse boş olan bavulunu almıştı.

Kendisini bekleyen amcasını gördüğünde, üvey olmasına rağmen, babasına olan özlemi nedeniyle sıkıca sarılmıştı. Amcası da ona öz kızı gibi severek sarılmıştı. Belki biraz acıma vardı sevgisinde ama bu kesinlikle küçümseme değildi.

Amcasının da annesi gibi zengin olduğunu, bindikleri arabadan farketmişti Melodi. Uzun bir yolculuğun ardından, nihayetinde eve varabilmişlerdi.

Bahçe kapısından arabayla geçtiklerinde, güvenlik onlara selam vermiş ve söylentiler sâyesinde kıza üzülmüştü. Bu kadar çabuk yayılmasında ki etken neydi?

Arabadan indiler ve eve yol aldılar. Onları karşılayan bir hizmetçiydi. Garip bir aksanla konuştuğunda, Melodi'nin tuhaf bakışları altında ezildiğini farketmişti. Hizmetçinin Fransız olmadığı açık bir şekilde ortadaydı, Melodi'yi de Fransız sanması olayı komikleştirmişti.

Küt siyah saçlı, mavi gözlü, hafif tombul yanaklı, zarif bir kadın girişe geldi. Amcasının eşi olduğunu söyledi ve kendisini sevimli bir gülümsemeyle tanıttı.

Melodi Sera isimli hanımefendiye ısınmıştı.

Onlar içeriye geçtiklerinde, kısa bir sohbet evi şenlendirdi. Daha sonra Melodi kalacağı odayı sorup, yerleşmek için izin istedi. İşte tam o an, merdivenleri yarılamışken birinin omzuna çarpmasıyla afalladı ve dengesini kaybedecek gibi oldu. Bir iki basamak indikten sonra dengesini sağlayabildi ve çarptığı kişiye bakmadan özrünü diledi.

Yoluna devam edecekken kolunu tuttu çarptığı kişi. Melodi o an bakışlarını ona kaydırdı. Turuncumsu kahverengi, kıvırcık saçlı, kahverengi-sarı, iri gözlü, beyaz tenli, minik burunlu, belli-belirsiz çilli, gözlüklü, alınmış gibi görünen ama alınmamış olan,  biçimli kaşlı biriydi, bu kişi.

Melodi bi' an muazzam görüntüye afallayacak gibi oldu ama sonra kolunu sıkan parmaklar sâyesinde sinirlenmeye başladı. Kaşlarını çattı, iri ama çekik olan koyu kahverengi gözlerinde ise şaşkınlık vardı.

"Önüne bakman gerektiğini sana kimse öğretmedi mi?"diye tısladı ismini bilmediği kişi. Ses tonu bi' kenara, aksanı bile hayran olunabilecek kadar harikaydı. Genç kız afallarken, "Şu hizmetçilerin haddini bilmesi gerektiğiyle ilgili annemle bir konuşma yapmam gerekli sanırım."dedi beyefendi tehdit içeren konuşmasıyla.

Kız sinirle kolunu çekti ve "Siz kim oluyorsunuz da, benim hizmetçi olduğumu söylüyorsunuz?"dedi. Amcası ile eşinin evde olmadığı ne kadar da belli oluyordu.

"Demek kölesin, gözümde bir üst mertebeye yükseltmişim seni."dedi düz ve alaylı bir ses tonuyla. Genç kız dişlerini gıcırdattıktan sonra, "Seninle uğraşmayacağım, izninle odama çıkıyorum."dedi. Dedikten hemen sonra da sinirle merdivenlerden yukarıya çıkmaya başladı.

Çarptığı ve ilk günden sinir olduğu kişinin amcasının oğlu, aynı zamanda müstakbel eşi olduğunu bilmiyordu Melodi. Diğer taraf için, yani Utku için aynı şeyler söylenilemezdi. Kızı açık bir şekilde tanıyordu ve onu sinirlendirdikten sonra suratında alaylı bir sırıtma oluşmuştu.

Uzun bir süre sonra, Melodi yerleşmesini bitirmişti. Aslında kendisini oyaladığını, hizmetçilerden birinin odasına gelip, kendisini yemek için çağırdıklarını bildirdiğinde farketmişti.

Yemek için aşağı indiğinde, Sera ile amcası Eren'in telaşla dışarıda programları olduklarını söylemelerini ve Melodi'ye bunu telafi edeceklerini mahçup bir dille bildirmelerini dinlemişti. Melodi sıcak gülümsesiyle sorun olmadığını söyleyerek onları yolcu etmişti.

Hizmetçiler de onların ardından mesailerinin bittiklerini dilegetirerek ayrılmışlardı.

Evde tek kaldığını düşünen Melodi'nin bu düşüncesi, yemek masasında oturan bey ile son bulmuştu. Şaşkınlıkla yemek yiyişini izledi Melodi.

"Orada dikilmeyi mi düşünüyorsun?"dedi buz gibi ses tonuyla Utku.

"Kimsin sen?"diye mırıldandı Melodi.

"Üvey kuzenin oluyorum ben, memnun olmaya devam edebilirsin."dedi Utku, onu iki dakikadan aşkın bir süredir izleyen Melodi'ye vurgu yaparak.

"Bi' bu eksikti!"diye türkçe bir şekilde hayıflanarak masaya oturdu Melodi. Aklında ki tek düşünce, Fransız olduğu için anne ve babası türkçe bilmesine rağmen,onun bilmiyor olabileceği ile ilgiliydi.

"Benimle iyi anlaşmaya bak."dedi türkçe bir dille Utku. Melodi şaşkın bir şekilde çatalıyla lapalaştırdığı yemekten aldı bakışlarını. Gözlerini gerginlikle yumdu ve aralayıp susarak yemeğini yemeye devam etti. İlk günden yeterince papaz olmuştu üvey kuzenine, fazlasının lüzumu yoktu.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 12, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Yasak Kuzen ° AskıdaStories to obsess over. Discover now