Pusat abim arabasını Doğanay koleji'nin park yerine çekip arka koltuğa zorla oturttuğu Yusuf ve biricik kız kardeşi Balın Ağça'ya-yani o benim - başını çevirip ondan beklenen şekilde " Okulun ilk günü derslerinizi sıkı tutun size güveniyorum ." Diyerek geniş bir gülümsemeyle konuştu. Yakışıklı suratı ve yeşil gözleri bu gülümsemeyle parıldadı.
Yakışıklı abim benim. Yusuf öne atılıp " Unuttun mu biz muhteşem kardeşleriz." Dedi. Yalakalıkta sınır tanımaz bir halde. Abimle neşeli bir kahkaha attılar.
Hafif bir öksürük sesi çıkarıp " Burada ki muhteşem kardeşlerin lideri ve muhteşem kelimesinin anlamını en iyi taşıyan kişi olarak diyorum ki , yakıp kavuralım millet."
" Kimi yakıyorsun kızım sen" lafı tabiki Pusat abimden ," Lider mi? " lafı 14 yaşındaki ergen kardeşim Yusuf'tan çıktı. Gözlerimi devirip elimi boş verin manasında salladım.
" Adamı deli etme kızım bacaklarını kırarım erkeklerden uzak dur . " dedi . Hödük abim, yanaklarını sulu sulu öperken.
" Merak etme abi sevgilisi olursa haber veririm sana." Diye Yusuf yalakalığa devam etti. Şaşırdık mı? Hayır. Onu umursamadan arabadan indim. Sırt çantamı asıp Yusuf'u bekledim. Arabadan inip yanıma geldi. Abime el sallıyordu yalaka. Hayır kıskanmıyorum . Araba hareket ederken bende abime el salladım . Bugün önemli bir toplantısı vardı. O her zaman disiplinli, akıllı, saygı duyulan biridir. Çevresi tarafından sevilir. Eşsiz bir insandır. Babama benzer kendisi.
Yusuf " Seni ispiyonlamam abla "dedi.
" Biliyorum ama senin yalakalıklarına uyuz oluyorum." Dedim.
" Sen zaten uyuzsun abla ." Diyerek ağzımı açık bırakmıştı ergen. Kahkahalar içinde koşarak arkadaşlarının yanına gitti. Onu görenlerin yüzünde meraklı bir gülümseme oluşmuştu.
Arka bahçeye bizim çocukların yanına gitmek için yöneldim. Genelde okulun arkasındaki çardakta otururduk. Dört arkadaştık kendimi bildim bileli hayatımdalardı . Nilay , Buse, Bora ve ben. Buse ve Bora ikizlerdi. Nilay'ın abisi Ozan ise abimin yakın arkadaşıydı. Bora her zaman ki gibi Nilay'ı konuşturma çabası içine girmiş kızla uğraşıyordu.
Buse onları izlemekten sıkılmıştı. Yani bu demek oluyor ki Nilay hayattan bezmişti. Beni ilk Buse fark etti. "Ben geldim." diyerek kısa bir sarılma faslı başlattım. Buse "Sonunda geldin.Şu kız bizi meraktan çatlattı. "dedi. Meraklı bir halde" Ne oldu ki " dedim.
" Ne haberler var bir bilsen."dedi Nilay.
" Ne haberler var kız" dedim. Hepimiz dedikodu pozisyonumuzu almıştık.
" Cihangir Gümüşay var ya hani "dedi.
" Var biliyoruz onu, çocuk 18 yıldır var yoksa yok mu artık." dedi benim sevgili malak arkadaşım Bora.
Üçümüzde Bora'ya bakıp gözlerimizi devirdik. " Anlat Nilay sen, ben ikizime sonra anlatırım." dedi Buse sabırlı bir sesle .
Nilay derin bir nefes alıp " Kardeşi Karahan bizim okula yazılmış." dedi aynı heycanlı sesle. "Bunda ne var."dedi Bora iç sesimle aynı soruyu sorarak." Sonuçta uzayda bir okula yazılmıyor. " dedim bende.
Buse ve Nilay uçan inek gördüm bakışı atıyorlardı. Buse " O çocuk bir şehir efsanesi, çocuğun kendi adına bir sokağı var herife Ares diyorlar." dedi.
" Gördüğüm en yakışıklı adam değil sadece hakkında bir sürü gizem var. "dedi Nilay' da hayal kırıklığıyla. Üzgünüm Nilay dedikodun beni etkilemedi!
" O efsanevi çocuğun sokağında uyuşturucu, fuhuş ve cinayet var . Ve o muhteşem yakışıklılığıda beni ilgilendirmez. Çocuk piçin teki ve bir Gümüşay. Şu her koşulda ailelerimizin karşısına çıkan Agah Gümüşay." dedim. Bora başını sallayıp" Onlar bizim bugün düşmanımız değil ama yarın olabilirler." dedi.
Nilay " Cihangir babası gibi değil." dedi.Buse " Cihangir'le arkadaşız. Onunlada arkadaş olabiliriz."diyerek Nilay'ı destekledi.
"Cihangir'le arkadaş değiliz sadece aramız iyi ve Cihangir, Karahan gibi bokun içine batmamış." dedim. İkiside haklı olduğumu biliyordu.
Bora gergin ortamı dağıtmak ister gibi." Kapatın konuyu bunun bir önemi yok. " dedi
Üçümüzde başımızı süs bebeği gibi salladık. " Hadi zil çalmadan sınıfa gidelim " dedi Buse,ayağa kalkıp koluma girdi. Nilay' la Bora arkamızdan geliyorlardı.
Okul bahçesi kalabalıktı. " Şu bahçeyi dörde ayırabiliriz." dedi Buse.
Kısa bir kahkaha atıp " Boya küpü ve mini etekli kızlar , kızlar, egom benden önde erkekler ve erkekler olarak . Eksiğim var mı canım" dedim. Buse kahkaha atıp " Eksiğin yok Balın "dedi. O an başıma bir top çarptı. Gerçek bir top. Ve ben 1.69 luk ben yere uçtum. Buse ve Nilay adımı bağırıyorlardı. Kafam zonkluyordu.
Lanet olmasın. " Sesimi duyuyor musun Balın "
" Ses ver balın " , " Gözünü açmıyor" sözleri havada ki uğultudan seçtiklerimdi.
Elimi kafama koyup gözlerimi araladım. " Gözünü açtı. Lan kim attı o topu sizin topunuzu keserim ibneler. " dedi Bora . Kalabalık dağılmıştı. Sadece sınıf arkadaşlarım ve bizimkiler kaldı."İyiyim sorun yok millet " dedim. " Mal mısın kızım sen? Hastaneye gidelim. " dedi Nilay,
Buse " Ben arabayı çıkarayım" dedi.
Bora topu atan çocuğun topunu dediği gibi keserken . Çocuk gözlerini pörtletmiş Bora'ya bakıyordu. Dediğini yapmıştı manyak herif. Çocuk bursluydu. Ve Bora' ya bir şey söylemeye çekiniyordu sanırım. Bizim dönemdi. Adını bilmiyordum.
" Ben özür dilerim Balın bilerek yapmadım. Bir daha olmaz " dedi.
Bora dişlerini bileyip konuşmaya başlamadan dikkatleri üzerime çekmeliydim.
" Sakin olun iyiyim ben Bora çocuktan uzak dur. Kaza bu sonuçta. Ve beni burdan kaldırın" dedim.
Dördü birden hareketlenmişti. Ayağa sendeleyerek kalktım. Çocuk çekingen bir şekilde " Özür dilerim " dedi. " Sorun yok ." dedim.
"Bir su alalım korkmuşsundur . Sende revirden buz torbası getir Buse "dedi Bora . Başımı salladım." Biz burda bekliyelim." dedi Nilay
Buse ve Bora kantine gideken" iyi olduğuna emin misin Balın başın dönüyor mu?" dedi Nilay . " Başım zonkluyor kanka. Hastaneye gerek yok." dedim.
Nilay'ın telefonu çalınca "Bir dakikaya geliyorum" dedi. Abisi Oğuz arıyordu. Yanımdan uzaklaştı. Etrafa göz attığımda herkes kendi halindeydi.
Gözlerim gözlerini bulduğunda zaman durdu ilk önce siyah gözlerindeki ışıkla karşılaştım leylifer... İnsan can verirken gözünün önünden hayatı geçermiş. Ben öldüm bir çift leyliferi gördüğümde... Gözümün önünden geçmişim geçmedi sadece, geleceğimi de gördüm. Her anında onun olduğu bir geleceğim olacaktı. Kalbimin göğsüme parçalayacak gibi çarpması neydi?
Gözlerini önemsiz bir detaymışım gibi yüzümden çektiğinde gözlerimi kırpıştırdım. Kalbim acıyla kasıldı. Yeterince güzeldim. Dikkatini çekememişmiydim. Ah lanet olsun... Ne diyordum ben.
Bu adam bir bakışıyla belâmı sikmişti. Gözleri Cihangir'de, onu sıkılmış bir şekilde dinliyordu. Koluna esmer bir kız elini koydu. Benim olana dokundu. Lanet olsun!
Benim olan mı?
Koluma bir elin dokunmasıyla gözlerimi güçlükle çevirdim. Bora "Cihangir'in kardeşi Karahan Gümüşay "dedi. " İyi misin sen?"dedi. Şüpheli bakışlarla.
Başımı sallayıp sesimi bulmaya çalışarak çatlak bir sesle " İyiyim sorun yok." dedim.
Ah . Yalan. Sorun vardı. Boku yemiştim.
Derler ki neyi çok istersen o senin imtihanın olur. Benim imtihanım bu herif olacaktı belli ki.
YOU ARE READING
LEYLİFER
Teen FictionGözlerim gözlerini bulduğunda zaman durdu ilk önce siyah gözlerindeki ışıkla karşılaştım leylifer... İnsan can verirken gözünün önünden hayatı geçermiş. Ben öldüm bir çift leyliferi gördüğümde... Gözümün önünden geçmişim geçmedi sadece, geleceğimi d...
