Byun Baekhyun tam bir karmaşaydı. Ağzımda tat, dizlerimde derman bırakmayacak bir toz bulutuydu. Ardını görebiliyordunuz, içini asla.
"Ne yani, yalan mıydı senin hakkında bildiklerimin hepsi şimdi?"
Kirazdan kırmızı parlayan, muazzam şekli Tanrı emeği dudaklarını tırnaklarıyla kıstırıp duruyordu. Gerildiğinden değildi, karşımda gayet rahat oturduğunu görüyordum zaten, dudaklarını eşeleyip kanatmak alışkanlığıydı bu pis herifin.
"Hepsi değil, hepsi değil Chen!"
Kaşlarımı uslanmaz, utanmaz pişkinliğine hayret ederek kaldırdım, bu durum artık öyle bir durum halini almıştı ki başını kucağıma yatırıp saç tellerini parmaklarımla teker teker severken, dudaklarını koklayarak anlattığı onca şeyden hangilerinin yalan olduğunu sorasım, o dizimin üzerinde uzanırken eskilerini örtecek yeni yalanlarını sırf doğrular eğlenceli değil diye uyduruşunu dinleyesim geliyordu. Uyuşmuştum.
"Birazcık yalan söyledim, hem kime ne zararı var ki benim yalanlarımın?"
Haklıydı, o kadar haklıydı ki yapmam gerekeni yapıp ona hak verdim, adamın yalanlarına hak verdiğimi fark etmem saniyelerimi aldı, kendi aptallığıma hayret ettim.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.