1.Bölüm\ Seni Bulucam Abi

11 2 1
                                        

bu gün günlerden yine yalnızlık.bu gün sanki biraz daha yorgun, biraz daha kırgınım. ellerimi ensemde birleştirip yatağa uzandım ve başladım yine kendi kendime konuşmaya: "Neden kimse yok hayatımda?" Sorumun cevabı koca bir sessizlikti. Kafamı iki yana sallayıp bu sefer de özgürlüğümü düşündüm. fazla özgürdüm fakat bir işe yaramıyordu. Ailem ölmüş, akrabalarım da beni kabul etmemişti. Bende pek umursamamıştım. On sekizime bastığımda yurttan ayrılıp ailemden bana kalan son şeye sığınmıştım. Evimize... Çalışmam lazım ama ben devletin yardımına güveniyorum. Anlayacağınız yalnızlık pek de güzel bir şey değil. Bazen keşke babam olsa ve gece dışarı çıkmama kızsa diyorum. Ya da annem olsa ve bana türlü nasihatlar verse veya bana araba kullanmayı öğreten bir abi ... Hepsi hayalde kalıyor tabi. Biri hariç : Abim!


    Öğrendiğim kadarıyla bir abim varmış. Kim olduğunu, nasıl biri olduğunu çok merak ediyorum ama sanırım korkuyorum cevaplarından. sonra kafamın içinde bir soru daha beliriyor: Neden bu kadar korkağım?  daha fazla sorulara dayanamayıp hırsla ayağı kalktım. Ve yeni bir soru daha: Bunun sonu ne zaman gelecek? Cevapsız her bir soru işareti saplanıyordu beynime. Gözlerimden akmaya başlayan damlalarla çöktüm dizlerimin üstüne. Ne kadar o şekilde ağladım bilmiyorum. Biraz sakinleşince yavaşça ayağa kalkıp bir şarkı açtım. Yatağıma tekrar uzandığımda aklımda sadece abim vardı. Acaba onun da gözleri yeşil midir? Veya esmer midir? Beni hiç aramış mıdır? Acaba onu tekrar aramaya çıkmalı mıyım? Peki ya bana inanmazsa? Ya istemezse beni? İçimden geleni yapıp kalktım yine. Bilgisayarın başına geçtim ve kaldığım yurdun bilgilerini aldım. Yola çıkmak için hazırlanırken içim kıpır kıpırdı. Yalnızlığımdan kurtulmaya, bana aile olacak yegane insana gidiyordum.


      Otobüse bindiğimde düşünceler hala kafamın bir köşesindeydi. Ama bu sefer başladığım yola devam etmeye kararlıyım. Vazgeçmiyecektim. İneceğim durağa gelince toparlanıp indim. Yavaş adımlarla yurda ilerlemeye başladım. her adımda daha da heyecanlanıyordum. Kapıya ulaştığımda sakinleşmek için derin nefesler alıp kapıyı çaldım. Çıkan hizmetliye müdürle görüşmek istediğimi söyledim. Kafasını sallayıp beni içeri aldı. Müdürün odasına giderken her yeri inceledim. bir kez daha derin nefes eşliğinde girdim müdürün odasına. İsminin Ömer olduğunu öğrendiğim müdür çok sıcak karşıladı beni. Kısa bir sohbetten hemen sonra direkt konuya girdim. Aldığım yanıt ise cennetin kapılarını aralamıştı benim için. Abim de beni arıyormuş? O da beni merak ediyor! Şaşkınlık, mutluluk, heyecan hepsini bir arada yaşıyordum.Dudaklarımda ki gülümseme mutluluğun resmiyken, gözlerimden düşen damlalar yılların yalnızlığını temsil ediyordu. "Bu bu şaka değil demi? Ciddisiniz?"  Hala sormam gereken sorular vardı ama daha fazla konuşamayacağıma emindim. Ömer Bey bana anlayışla gülümseyip "İstersen onu arayıp buraya çağırayım" dedi. hevesle başımı sallarken gözlerimden birkaç damla daha düşmüştü. Ömer Bey sırayla telefonu aldı bir numara tuşladı ve kulağına götürdü. birkaç saniye ardından sonunda asıl meseleye geldi."Evet Ayaz şu an kardeşin yanımda."  Abimin cevabından sonra telefonun kapanmasıyla kalp atışlarım daha da hızlandı. Ve yıllardır beklediğim cümleyi duydum: "Abin buraya, seni görmeye geliyor Pınar" 


   2 Saat Sonra:

Abim hala gelmemişti. Sinirlerim iyice gerilmiş, yerimde duramıyordum. Beklentiyle Ömer Beye baktığımda o da bilmiyorum dercesine omuzlarını sallıyordu. Daha fazla duramayıp sinirle çantamı aldım ve odadan ayrıldım. Kapıdan çıkmak üzereyken biriyle çarpışmam bir kaç adım gerilemem bir oldu. Daha fazla burada bulunmamak için özür dileyip yoluma devam ettim. Normalde karşımdakinden beklerdim. Sonuçta ben bakmasam da o önüne bakıyordu. Bana çarpmamak için bir şeyler yapabilirdi.

  Araz'dan:

   Sinirliydim. Olması gerekenden çok daha sinirliydim. Kardeşim bulunmuştu ve beni bekliyordu. Bense bu saçma toplantıdan çıkamıyordum. Saate baktığımda bir saattir burada olduğumu fark ettim. Daha fazla dayanamayıp çıktım toplantıdan. Kardeşim her şeyden daha önemliydi ve ben daha fazla ondan uzak kalamazdım.


  Yukarı ulaştığımda beni aramalarının üzerinden iki saat geçmişti. Umarım hala oradadır diyerek kapıdan içeri girdim. Ve girmemle birinin bana çarpması  bir oldu. Tüm sinirimi ona kusacakken küçük kız yüzüme bile bakmadan ağzından bir özür geveleyip  çekip gitti. Hasbinallah! Umarım kardeşim bunun gibi bir ergen değildir. Müdürün kapısını çalmadan direkt odaya daldım. Ömer Bey panikle " Araz hemen şimdi gitti. Hızlı olmalısın." dediğinde şok oldum. " Allah kahretmesin" diyerek odadan çıktım. O kadar yakınlaşmışken yine kaybetmiştim işte kardeşimi. Bunca yıl sonra yine geç kalmıştım ona...


Pınar' dan 

Yürüdüm... Yürüdüm... Sinirden ağlamaya başlamıştım. Aynı havayı soluyoruz ama farklı hayatları yaşıyoruz. Katlanamıyordum artık yalnızlığa. Onsuzluğa...yapamıyordum. Tek başıma, yanımda biri olmalıydı artık. Her şeyi bulanık görmeye başlamıştım.  Bir araba yavaşlamaya başlamıştı. Korna sesiyle irkildim. Kafamı arabaya çevirip ne oluyor diye bakmaya çalıştım. "Sen nereye?" diye sordu. O çarpıştığım çocuk sanarsın askerlik arkadaşıyız. Haspinallah. "Hayırdır bu yakınlık ne?" dedim.Arabadan inip iç çekerek "Kardeşimi bulamıyorum" dedi. Ben de kafamı gökyüzüne çevirip " Ben de ağabeyimi bulamıyorum. Aynı şehirdeyiz , aynı gökyüzüne bakıyoruz fakat bedenlerimiz fazlasıyla uzak." dedim. Bir dakika bir dakika o ne demişti? Kardeşimi mi bulamıyorum mu demişti? Şaşkınlıkla kafamı kaldırıp ona baktım. Onunda bana şaşkınlıkla baktığını görebiliyordum. Kekeleyerek " P..Pınar..." dedi. Ben de şaşkınlıkla  " Ayaz ağabey?.."  O olamazdı dimi? Daha ne olduğunu anlamadan korno sesleri ve ağabeyimin arabanın altında ezilişini gördüm. Sessizce "Ağabey.." diyebildim.  Ne kadar çok bağırmak istesem de dudaklarım ona inat sessizce söylüyordu.  Bacaklarım beni daha fazla taşıyamıyordu sanki. Dizlerimin üstüne düşmemle "Ağabey.." diye bağırışımı tutamadım. Gidemiyordum... Başım dönmeye başlamıştı, insanlar sanki üzerime üzerime geliyordu. Ne olmuştu böyle kendime gelmeliydim. Fakat ayakta duracak halim yoktu...  

      Birden hıçkırarak uyandım. Elim yüzüm ter içindeydi. Ağabeyimi bulduğumda ya bunlar olursa veya kabul etmezse beni, hem titriyor hem de terlemiştim. Bilgisayarı kapattıktan sonra nasıl uyudum hiçbir şey hatırlamıyordum fakat ağabeyimi aramaktan vazgeçmeme sebep olmuştu. Belki de en iyisi yalnız kalmaktı. Gökyüzüne bakıp el salladım ve "Hoşça kal ağabey." dedim. Benim sonum da yalnızlıktı. Ben de o yalnızlığa mahkum kalanlardandım. Hey sen evet evet sen hiçbir zaman yalnızlıktan korkma. Unutma sen zaten yalnızsın. Aslında her şey YALAN.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Oct 08, 2019 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

YALNIZLIĞIN ESARETİStories to obsess over. Discover now