Tekrar merhaba! Herkese iyi okumalar :)
Siyah bir kadifenin yorgun bir kadının bedenini sararcasına Dünya'yı kuşatan gece, binlerce yıldır olduğu gibi iyilik ve kötülüklere gebeydi. Erken batan dolunay ise, bu gecenin ne kadar karanlık ve ölüm dolu geçeceğini haber veriyor gibiydi.
Dış kale surlarının dibinde park halinde olan gri sedan kimsenin dikkatini çekmiyordu. Sahibi gibi adeta görünmezdi. Antik saat kulesinin dev saati gece yarısını bir saat gösterdiğini haber verince, sedanın camı kapandı ve motor çalıştı. Direksiyonu kavrayan güçlü ve soğuk eller ritim tutmaya başladı. Dudaklarına misafir olan sahte gülümseme görenlerin kanını donduracak cinstendi. Dar sokak aralarından geçti ve sert bir manevra yaparak ana yola çıktı. Şimdi onu durduracak kimse yokken, ve şehir uykudayken o çok tehlikeliydi...
**************
Yorgunlukla belini kütletti ve beyaz piyanonun kapağını kapattı. Yakında gireceği yarışma için son derece heyecanlıydı. Eğer piyano kategorisinde ilk üçe girerse, Paris'in en şatafatlı değil ama en karakter sahibi sayılan Cortot koner salonunda piyano resitali verecek ve Dünyaca ünlü piyanistlerle beraber çalacaktı. Bu hem kariyeri için mükemmel bir fırsat hem de hayatında unutulmayacak bir anı olurdu. Piyanoya hülyalı bakışlar atmayı kesip evine gitmek üzere çıkış kapısına yürüdü. Bir yandan da arkadaşını arıyordu. Üniversite yıllarında başlayan dostluklarına herkes imrenirdi. Zira çıkar ilişkileri her yanı sarmışken,onlar birbirlerine karşılıksız destek olmuşlardı. Normalde ilk çalışta açılan telefon uzun uzun çaldı. Pes edip çağrıyı sonlandırdı ve telefonu çantasına attı. Nasıl olsa yarın görüşeceklerdi.
Dalgınca arabasını açtı. Alışkanlık olarak önce elindeki çantaları içeri doğru fırlattı. Ardından gri stilettolarını çıkardı ve spor ayakkabılarını giydi. Gevşemiş halde koltuğa yerleştikten sonra emniyet kemerine uzandı. Temkinli yaşamayı ve kendini emniyette hissetmeyi seviyordu. Ancak hiç bir zaman insan güvende değildir.
Bunu anladığında çok geçti. Gözleri dikiz aynasına ulaştığında, kendisinden başka bir çift göz ile karşılaştığı an hayal gördüğünü sandı ve arka koltuğa dönüp bakmak için kafasını çevirdi .Ancak gördüğü tek şey, bir iğnenin metalik ince pırıltısı oldu. Hissettiği keskin acıyla ağzını açtı ve karanlığa gömüldü.
-BÖLÜM 1-
Ankara yeni bir güne uyanıyordu. Bir fırıncı küreğindeki ekmekleri fırına sürüyor, bir bakkal kepenklerini açıyor ve gece mesaisi biten bir adam yorgun argın evinin yolunu tutuyordu.
Sincan'ın yeni yapılan apartmanlarından birinde, otuz ikinci yaş gününe bir hafta kalan Oğuz güne sıcak bazlamanın iç açıcı kokusuyla uyandı. Evde anacığının olduğunu hatırlatan bu koku içini ısıtarak onu çocukluğuna götürmüştü yine. Yatağından kalkmak için acele etmedi. Bekledi ve adım seslerini duyunca gözlerini kapatıp uyuyormuş gibi yaptı.
"Oğlum hadi uyan evladım işe geç kalacaksın."
Fatma hanım oğlunun daha kolay uyanması adına perdeleri açmaya başladı.
"Günaydın anam. İyi uyudun mu?"
Onun bu kadar çabuk uyanmasına şaşkınlıkla baktı yaşlı kadın. Sonra artık onun yetişkin bir adam olduğu ve onu en son liseye başladığı gün böyle uyandırdığını hatırladı. Oysa daha dün gibi aklındaydı onu kucağına aldığı gün. Yıllar diye geçirdi içinden. Duygulandığını belli etmeyerek gülümsedi:
YOU ARE READING
ÖLÜMCÜL BAKIŞ
Mystery / Thrillerİlk katil Kabil'di. Onun başlattığı kötülük genişleyerek yayıldı ve sonsuza dek sürecek bir döngüyü başlattı. Ancak son katilin kim olacağını kimse bilemez. Ve her cinayet bir silahla işlenir. Kah ateşlenen bir silah, kah keskin bir bıçak... Ama...
