.

271 27 7
                                        



Sana aşık olduğumu fark ettiğimde 14 yaşındaydık. Temmuz ayının ortasındaydı, diğer günlere nazaran daha serin bir gündü. Sizin evin birkaç sokak ilerisindeki açık havuzdaydık, zaten o yazın neredeyse tamamını orada geçirmiştik diyebilirim.

Üstünde sadece mayon vardı, bense kendi mayomun üzerine bir de tişört giymiştim. Sorgulamamıştın, biliyordun kilomla zorluk çektiğimi. "O tişörtü giymek zorunda değilsin Baekhyun" demiştin sadece. Her ne kadar dediklerin karnımdaki kelebekleri harekete geçirse bile çıkarmamıştım tişörtümü, yapamazdım.

Haftalardır yaptığımız gibi çok eğlendik o gün. Tüm gün havuzda saçma sapan oyunlar oynadık. Saat 8'e gelirken havuzda sadece biz kalmıştık ama umrumuzda bile değildi bu. Hatta bizim için daha iyiydi, su sıçrattığımız için bize kızacak güneşlenen kadınlar yoktu.

Suyun altında hangimiz nefesini daha uzun tutabilecek iddiasına girmiştik. Zaten 14 yaşında iki erkek çocuğundan ne beklersin ki?

Üçe kadar sayıp aynı anda suyun altına girdik. Suya girdikten birkaç saniye sonra gözlerimi açtım. Tam karşımda, yanaklarını şişirmiş bana bakıyordun. Bu o kadar tatlıydı ki! Ancak tatlılığının kazanmamı engellemesine izin veremezdim. Yeniden gözlerimi kapattım ve nefesimi çok harcamamaya odaklandım. Suyun altında ne kadar kaldım bilmiyorum ama kafanı sudan çıkardığını duyduğum anda ben de çıktım.

Ben kazanmanın sevinciyle bağırırken sen sadece bana bakıyordun. Böyle bir durumdan beklenileceği üzere gıcık olmuş gibi bakmıyordun ama. Gözlerinin içi gülüyordu. Bakışlarının tuhaflığını fark edince zafer dansıma son verdim ve sana doğru yüzdüm. Hala bana bakıyordun, dudaklarında küçük bir gülümsemeyle.

"Neden öyle bakıyorsun?" dedim. Cevap vermeden önce bana biraz daha yaklaştın. Suyun sesi dışında tek bir ses yoktu birkaç saniyeliğine. Saniyeler sonra geldi cevabın:

"Çok güzelsin, ona bakıyorum."

O an kalbim duracakmış gibi hissettim. Midemde bırak kelebeklerin uçmasını, havai fişekler patlıyordu. Yanaklarım ısınmaya başladı, kesin yine kıpkırmızı olmuşlardı.

"Ben güzel değilim ki." Başımı eğdim. Senin kadar mükemmel birinin bana güzel demesini hak etmiyordum.

Biraz daha yaklaştın bana. "O zaman neden sana her baktığımda nefesim kesiliyor Baekhyun-ah?"

Biraz daha.

Teninin sıcaklığını hissedebiliyordum. Nefesin yüzüme vuruyordu. Islak saçların seni daha da güzel gösteriyordu. İçimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Senin için atan kalbim miydi bu?

Birazcık daha.

Ve dudaklarımız birbirine değdi.

Dudakların da senin gibiydi: sıcak ve yumuşak. Onlara da doyamadığımı hissettim, sana doyamadığım gibi.

Dudaklarımızı oynatmadan öylece durduk bir süre. Belki de bunun gerçekliğine inanamıyorduk, en azından benim için öyleydi.

Ellerimi tuttun sonra. Bense mümkünmüş gibi biraz daha yaklaştım sana.

Dudaklarımızı hareket ettirmeye başladık. İkimizin de ilk öpücüğü olduğu için ikimiz de acemiydik, ne yapacağımızı bilmiyorduk ama yine de çok şey hissettirdi o öpücük.

Dakikalarca öpüştük. Arada bir nefes almak için ayrılıyor, bazense burunlarımız çarptığı için gülüyorduk. Huzurluydu. Senin yanında bulmuştum huzuru. Tüm güzel şeylerin seninle başladığını anladım o akşam. Belki de benim için tüm güzel şeyler sendin, bilemiyorum. Sen hep yanımda olacaksan fark etmezdi zaten.

Sevdiğim yanımda olduğu sürece her şey tamamdı.

Under the Water - kaibaek oneshotHistórias para pegar e não largar. Descubra agora