İlk 2 bölüm birleştirilmiştir. Ortalama bir bölüm uzunluğu bu kadar olacak.
Teğmen Leon, üniformasının kabanını üzerinden nazikçe alan Eva'ya güzel bir gülümseme bahşettikten sonra duruşunu bozmadan ilerledi yemek salonuna. Karargahta babasının kendisine yolladığı haber sonrası apar topar konağa gelmişti. Önce önemli bir vazife vereceğini zannetse de konağa gelmesini özellikle istemesi onu şüpheye düşürüyordu. Çok uzun zamandır aralarında komutan-asker münasebeti dışında bir şey geçmemişti. Çoğu zaman yüzünü dahi göremiyordu hatta. Bu duruma Kirya Veronika içten içe üzülse de artık o da söylenmeyi bırakmıştı. Yunan Orduları Kumandanı General Vasili ve Teğmen Leonidas sadece karargahta birbirleriyle konuşuyorlardı. Kendinden emin bir tavırla omzunu silkti, masaya ilerledi. Albay Cevdet'in ailesi malum yangından sonra General Vasili'nin özel isteği ile konağa yerleşmişlerdi. Emir eri olduğu bu adamdan çoğu zaman korksa da babacan yaklaşımına karşılık verirken buluyordu kendini. Leon ile ilgilenmekten ziyade ona yol gösteriyordu Cevdet. Vicdanını köreltmesine yardımcı oluyor, tam bir asker olması için en az Leon kadar çaba harcıyordu. Kirya Veronika belki de bu sebepten ötürü Albay Cevdet'e karşı kinci tutumunu hiçbir zaman değiştirmemişti. Leon, anlıyordu annesini. Albay Cevdet'in Türk olması bile nefret etmek için yeterli bir neden iken bir de Leon'u askerliğe yönlendirmesi... Kirya Veronika hiçbir şey yapamıyor ve Leon'un iyice kendinden uzaklaştığı fikri ile kahroluyordu.
"Gel Leon. Bu akşam hep berabef yemek yiyelim istedim." Daha önce birçok kez görmüştü Albay Cevdet'in ailesini. Azize Hanım, sırtından vurulduğunda onunla alakadar olmuştu. Yıldız da öyle. Hatta aralarında bir münasebet geçecek gibi olduysa da Leon sıkıldığını ve Yıldız ile alakadar olmanın yorucu olduğunu fark etmişti. Diğer küçük hanım ise... Kendisini öldürecek gibi bakan güzel kız çocuğu, görüntüsünün aksine asi ve hırçındı. Leon, belki de Albsmay Cevdet'in emir eri olduğundan beri bu küçük hanım ile karşılaşıyor ve her seferinde münakaşa ediyorlardı. Yıldız'ı ne kadar hoş görülü ve sevecen bulduysa onu da bir o kadar dar görüşlü ve barbar buluyordu. Erkek çocuğu gibu yetişmiş olmasının yanı sıra diline hakim olmakta da oldukça güçlük çektiği bariz ortadaydı. Her gün hastaneye kontrol için gelen askerlere acı çektiriyordu. Kimse çenesine katlanmak istemediğinden, baş edemediklerinden, babası Albay Stavros'un bu konuyla ilgilenmesini istemişti. Leon, küçük hanımdaki tüm bu özelliklere şahit olduktan sonra ondan özellikle uzak duruyor, itinayla kaçıyordu. Normalde kadınlardan kaçmak huyu sayılmazdı. Aksinse yaklaşır, hoş sohbet eder ve zaman geçirirdi. Lakin küçük hanımın o tarz bir münasebete gireceğine ihtimal dahi vermiyordu. Hem Leon da düşünmemişti böyle bir ihtimali. Tanrı aşkına, güzel bile sayılmazdı. Hele büyüğüne kıyasla!
"Albay Cevdet'in ailesi artık bizimle kalacak. Malumatın olmuştur." Vasili, eliyle Hilal Küçük Hanımın karşısını gösterince Leon gözlerini yana doğru devirerek oturdu masaya. Albay Cevdet'in tebessümüne karşılık verdikten sonra önüne döndü. Hilal, her vakit olduğu gibi yine Leon'u öldürecek gibi bakıyor, varlığından rahatsız olduğunu belli ediyordu. Lakin sonuçta burası Leon'un eviydi. Memnun değilse küçük hanım gidebilirdi.
"Önemli birkaç vazifem vardı,bu yüzden geciktim. Affınıza sığınıyorum." Hilal'in hala bakışlarını üzerinden çekmediğini fark edince Leon da bakmaktan çekinmedi. Hafif bir tebessümle göz kırpınca küçük hanımı iyice sinirlendirdiğini anladı.
"Hadsiz!" Diye mırıldandı Hilal. Tahammül edemiyordu Teğmen'e. İşgalci olmasının yanı sıra ukala tavırları da tiksindirici geliyordu.
"Bana mı dediniz küçük hanım?"
"İşitmediniz mi yoksa?" Hilal'den aldığı cevaptan sonra yeni bir münakaşaya tutulacaklarını anladı, sustu. Uğraşamazdı ya bu kız çocuğu ile.
KAMU SEDANG MEMBACA
Sevdanın Kucağında
ChickLit"Söylemesi zor lakin hislerim bu benim. Hiçbir karşılık beklemeden sonsuz bir sadakatle seviyorum sizi. Yalnız sizin kollarınıza huzuru bulacağımın acısıyla kıvranıyorum her gece soğuk yatakta. Gelmeyişiniz üzüyor beni. Şu yıkık dökük hayatımda tek...
