Başımın altındaki hareketlenmeyle biraz rahatsız olsam da uyumaya devam etmek için yan taraf dönmüştüm ki birinin 'ah..' sesiyle gözlerimi açıp hemen arkama baktım. Ablam burnunu tutmuş bana tatlı bir kızgınlıkla bakıyordu. Hemen doğrulup:
-Abla iyi misin? Hem senin benim arkamda ne işin var söyler misin? Dedim. Oda benim gibi doğrulmaya çalışıp:
-Hem benim odamda benim yatağımda yatıyorsun üstüne üstlük birde burnuma kast ediyorsun birde gelmiş bana hesap soruyorsun beyefendi. Dedi. Etrafıma bakınca onun odasında olduğumuzu görmüştüm. En son dün gece onunla dertleştiğimizi hatırlıyordum. Gene her zamanki gibi dertleşirken uyuya kalmıştım. Düşüncelerden sıyrılıp ona tatlı olduğumu düşündüğüm bir bakış atıp:
-Ablaların en güzeli özür dilerim. Ben gene uyuya kalmışım. Hem biliyorsun uyanınca ne kadar sinir bir insan olduğumu. Dedim.
-Sadece uyanınca mı bence günün her saati sinir bozucu bir insansın küçük kardeşim. Neyse hadi kalk bakalım okula geç kalacaksın dedi. Hemen kalkıp odama geçtim. Formalarımı giyip biraz para ve motorun anahtarını alıp aşağı indim. Tam kapıya doğru giderken babamın arkamdan:
-Kahvaltı yapmadan nereye gidiyorsun. Herkesi sofrada görmek istediğimi söylediğimi hatırlıyorum.
-Gerçekten bu dediğini her gün yapıyormuşuz gibi konuşmasan baba. Bunu sadece senin evde olduğunda yaptığımızı unutma. Ve bilirsin ben kendi kurallarıma göre yaşıyorum kimsenin kurallarının altında onların dediklerini yapmam. Diyip çıktım evden. Babamın evde olduğu her sabah bir rutin haline gelmişti bu konuşma. Kaskımı takıp motoru çalıştırdım. 20 dakikalık yoldan sonra okula gelmiştim. Otoparka motoru bıraktıktan sonra bizimkilerin yanına gittim. Batuhan beni görünce:
-Barlas da sonunda teşrif ettiğine göre size bir haberim var dedi. İlk defa onu bu kadar ciddi görüyordum. Normalde şuan benimle uğraşması gerekiyordu. Diğerleri de benimle aynı şaşkınlıkla ona bakarken konuşmaya devam etti:
-Biliyorsunuz babam bu okul dışında yeni bir okul daha açtı. Başımızla onayladık onu. İşte babam oradaki düzeni sağlayıp bu okul düzeyine getirmek için oranın başına geçmeyi düşünüyor. Burayı amcama bırakıp İstanbul'a gitmeyi düşünüyor. Ve bu demek oluyor ki biz taşınıyoruz gençler.
-Bir dakika bir dakika sen nereye gidiyorsun. Burada kal oğlum ne gitmesi şaşırma kendini. Dedi görkem.
-Salak salak konuşma olum ne gitmesi. Hem sen sanıyor musun İstanbul'daki kızların bu güzelim İzmir'in kızlarından güzel olacağını dedi poyraz Batuhan'ı ilgi alanından vurmak için.
-Denemedim mi sanıyorsunuz. Dedim babama. Burada bir düzenim var siz gidin ben amcamlarda kalırım. Hatta amcam da dedi kalsın çocuğun son senesinde düzenini bozma seneye üniversite için gelir. Ama gelin görün ki Adnan Dinçer ve kuralları burada da devreye girdi ve üniversiteye kadar bizimlesin konu tartışmaya açık değil deyip susturdu bizi. Dedi. Hepsi bana döndüğünde sanki benim dediğim şeyle hayatımız kurtulacak gibi bakıyorlardı. Biraz düşündükten sonra onlara bakarak bende derin bir nefes alıp:
-Gençler hazırlanın fethi etmemiz gereken bir İstanbul var...
YOU ARE READING
-NEPENTHE-
Teen FictionHayat beklemediğiniz anda her şeyinizi alıp umutsuzluğa sürüklerken, bazen de beklemediğiniz anda size mutluluğu veren bir şey değil mi? peki bu mutluluk bunca zaman yaşadığınız acıları dindirir mi? yaşamadan bilemeyiz ve işte şimdi yaşamanın zamanı...
