40. BÖLÜM

2.3K 270 165
                                        

Play List: James Blunt - You're Beautiful.

YouTube videosunda çok sevdiğim bir okuyucumun hazırladığı ve çok sevdiğim video var. İzlemelisiniz. :)

♠♠♠


"Heyecandan öleceğim az sonra."

"Ölürsen eğer, damatlığımı yakarım."

Zayn'in dediğiyle kıkırdayıp üzerine tam oturmuş damatlığa baktım. Yarın evleniyorduk ve o bana damatlığını göstermek maksadıyla, pantolon paçalarını dikmem gerektiğini ima etmişti. Ama o damatlığını giydiğinden beri kalbim uçmakla meşguldü. Bir insan bir damatlığı bu kadar mükemmel gösterebilirdi. "Hadi. Öyle hayran hayran bakma da paça boyunu al bebeğim. Bacak arama kaçıyor ikide bir." Sırıtarak poposuna bir şaplak attıktan sonra yavaşça eğilip paçasını katladım ve kolumdaki iğneyi alıp sabitledim. Bebeğim sağlıklıydı. Artık sinirden, stresten ve olan onca şeyden kaçıyordum. Benim için daha önemli olan şeyler vardı. İki paçayı da halledip Zayn'in uzattığı eli kavrayarak kalktım ayağa. Dudağıma minik bir öpücük kondurup belime yerleştirdi elini. Öyle güzeldi ki şu an. Zamanı durdurma yeteneğim olsaydı eğer şu an zaman durmuş olurdu: Gözlerim Zayn'in gözlerinde kilitli kalır, bedenlerimiz ve karnımdaki minik kızımla birbirimize aşk dolu bakardık. İç gıdıklayıcı nefesini boynuma üfleyip şah damarımın üzerini öptü.  

 Nefesimi tutup kafamı biraz geriye yatırdım. Minik öpücüklerini boynum da gezdiriyor, beni benden alıyordu resmen. Kollarına tutunup jöle kıvamına gelen ayaklarımı yerde sabit tutmak için çabaladım. Yarın bu adam benim kocam olacaktı. Acılarımı bölüştüğüm, kalbimi bölüştüğüm, en güzel anılarımı yaşadığım, ilklerimi paylaştığım deli adam. Benim kocam olan deli adam. Son öpücüğünü de dudaklarıma bırakıp geri çekildi ve hızla damatlığını çıkarmaya başladı. Alt dudağımı dişleyip onun seksi ve kıllı bacaklarına baktım. 

"Acaba sana düğünden önce ağda yaptırmalı mıyız?" Kıkırdayıp kollarımı göğsümde kavuşturdum, bana sert sert baktığı sırada. Çok geçmeden dayanamayıp güldü. 

"Bence sana yaptırmalıyız, anlarsın ya," diyerek göz kırptı. 

Utançla "Eşek herif," diye inledim. Pantolonunu yatağın üzerine bırakıp bana döndü ve dilini dudaklarında gezdirdi. Yutkundum. "Sadece şaka yapıyorum, tenin kusursuz kadın." Beni iştahla süzerken karnıma bakıp kaşlarımı çattım. "Beni koca göbeğimle de seksi buluyorsun yani?" 

"İstersen yüz kilo ol, yine benim için seksi olacaksın."  

"Ya 101 kilo olursam?"

"Fena mı, harca harca bitmez."

Suratım şaşkınlıkla anında değişirken, o yaptığı espriye kahkahalarla gülüyordu.  Dudaklarımı büzüp "Zayn, soğuk espri yap artık. Buz gibi espriler yapıyorsun, donuyorum," deyip kendimi yapmacık bir şekilde titrettim. Koyu kot pantolonunu ve beyaz tişörtünü giyip elini saçlarından geçirdi usulca. Kahkahasından dolayı soluklanıyordu. 

"Üşüdüğün tek an, benim espri yaptığım zaman olsun. Başka zaman üşüme hiç."

Dudaklarım istemli bir şekilde iki yana kıvrıldı hızla. "Hiç hem de. Benim yanımda hep sıcak kal, kadın. Senin üşüdüğünü görmek istemiyorum." Ona sarılıp başımı göğsüne yasladım. Beni minnetle kabul etti. 

"Sen olduğun sürece yanıyorum adam, ben. Beni yokluğunla sınama hiç." 

Biraz daha öyle kaldıktan sonra odadan çıkıp salonda düğün için hazırlıklar yapan ailemizin yanına geçtik. Onları o kadar çok benimsemiştim ki, kendimi hiç yabancı gibi hissetmiyordum. Zayn, Justin'in yanına oturup ona yardım etmeye başlarken, ben de Trisha annenin yanına oturdum ona büyük bir gülümseme sunarken. Bana anında güzel gülücüğüyle yanıt verdi. 

What Now?Where stories live. Discover now