Halsey - Garden
"Ve seninle tanıştığımda bir bahçe vardı, zihnimin kara deliğinde yetişen."
Uyuyamıyordu. Beyninin içindeki yalnızlık onu boğuyordu. Rüyalarında bile kendini bir denizin dibinde görüyordu. Yaptığı hatalar onu hayatı boyunca yalnız bırakmamıştı, en zayıf anında yanında bir bedene bürünüp kulağına "Hak ettin." diye fısıldardı. Yaptıklarını bilse dahi bu kadarının fazla olduğunu düşünüyordu. Ailesi bile onu istekleri için kullanırken yalnızlığı bastıramıyordu. İşte insanlara yardım edebilmek böyle kötü bir şeydi.
İnsanlar vampir gibiydi, içinizdeki bütün iyiliği alır, beslenir ve yerine kendi kötülüğünü doldururdu. Bu hiç değişmeyecekti. Sadece o denemekten vazgeçmiyordu, bunu bırakması gerektiğini, kimsenin ona karşılık vermeyeceğini anlamıyordu.
Sıradan biri olmanın hayalini kurarak uyuyabildi ancak. Onu karşılıksız seven bir aile, arkadaşlar... Asla gerçekleşmeyecek şeylerdi bunlar. Herkes onun lanetinden yararlanıp duruyordu. Tanrı onu dünyaya insanların isteklerini gerçekleştirmek gibi absürt bir lanetle göndermişti ve nedenini bilmiyordu. Öğrenmek de istemiyordu.
Günlerini yatakta geçiriyor, insanlarla iletişime geçmemeye çalışıyordu ama bu pek mümkün değildi. Dershaneye gitmesi gerekiyordu, ders çalışması gerekiyordu. Bu da daha fazla insan demekti, daha fazla istek, daha fazla acı... İşte yine o günlerden biriydi. Dershaneye gidecekti. Soğukta otobüs beklerken yanında çok sevdiği küçüklük arkadaşı duruyordu. O belki de ondan bir şey istemeyen ilk kişiydi ama bunun pek farkında değildi. Onunla konuşmak istedi ama değişmesinden korkuyordu. İnsanlar değiştikçe çirkinleşiyor ve istekleri artıyordu. Onunla konuşmamanın daha iyi olacağına karar verdi ve karşısındaki askeriyeye bakmaya başladı. Burada askerler eğitim görüyorlardı ve onun en büyük hayaliydi. Elinde silahın ağırlığını hissetmeyi, birini öldürmeyi öyle çok istiyordu ki... Otobüs hayaliyle arasına girince içini çekerek bindi. Boş yer bulmanın sevinciyle kitabını aceleyle çıkardı ve okumaya devam etti. Fantastik kitapları seviyordu, onu anlayabilecek tek şey onlardı. Ayrıca kitap karakterlerinin insanlardan daha iyi oldukları da yadsınamaz bir gerçekti. Bu işe yaramaz insanlığa vereceği sevgiyi onlara veriyordu.
Şehre geldiklerinde kitabını kapatıp çevresine bakındı. Mavi gözlü yaşlı bir amca ile göz göze geldiğinde içini bir ürperti kapladı. Adamın robotik hareketleri onun insan olmadığını kanıtlıyordu. Hemen gözlerini kaçırarak onu fark etmemesini umdu ve yolculuk boyunca müzik dünyasında kayboldu. Sınıfına girdiğinde her şey aynı gözüküyordu. Karanlıkta bakındığında sınıfın boş olduğunu anladı. Rahat davranarak sırasına yayıldı ve bugünün de onu öldürmeden bitmesini diledi. En kötüsü de sınıftaki sıra sayısı azalmış ve kişi sayısı artmıştı. Bu yüzden arkadaşının yanına oturmak ve onunla sohbet etmek zorundaydı. Şu hayatta en kötü olduğu şey sevdikleriyle muhabbet etmekti. Onları mutlu etmek için o kadar düşünüyordu ki söylediği şeyler samimiyetten uzak bir hal alıyordu. Bazen kendini bir robot gibi hissediyordu. Hata yapmamak için çırpınan bir robot. Robottan tek farkı o sürekli hata yapıyordu. İnsanlar onun söylediklerini beğenmiyorlardı ve o içten içe parçalara bölünüyor, neyin yanlış neyin doğru olduğunu bir kez daha sorguluyordu.
"Yasemin."
Arkadaşı onu düşüncelerinin bataklığından çıkarmıştı. Başını kaldırıp ona baktı ve sırada toparlandı. Diğerleri de gelince muhabbet etmeye başladılar. Sohbete katılırken kendini sıkıyordu, tırnaklarını tenine batırarak konuşmaya devam etti. Hayatında onu karşılıksız seven az kişilerdendi onlar. Bazen bu kadar kaskatı bir insanla nasıl anlaşabiliyorlar diye merak ediyordu. Gruptakiler normal kızlardı, duygularıyla, canlılıklarıyla sevecen ve iyi kızlardı onlar. İçlerinden birisi onda bir terslik olduğunu fark etmeye başlamıştı ve bu onu korkutuyordu. Çünkü o kızla sürekli beraberlerdi. Ders çıkışında yine Betül'le birlikte kütüphaneye gidiyorlardı.
"Çok garip değil mi? Birinin başına tam bizim planladığımız şekilde bir şey geliyor ve biz yapmıyoruz."
Yasemin bu soruya gözlerini kaçırdı ama bu sorudan kurtulması için yeterli değildi. "Tanrı intikamımızı alıyordur belki?" dedi şakaya vurarak ama İpek bu konuyu unutacak gibi görünmüyordu. Sigara içerlerken yine açtı konuyu.
"Nasıl oluyor da seninle konuştuğum her şey gerçek oluyor? Yani hayallerimden bahsediyorum."
Betül gözlerini öyle bir kilitledi ki ona kaçacak yeri kalmamıştı. Bir şeyler söylemek zorundaydı. "Şey, yani genelde çevremdekilere öyle oluyor. Nedenini ben de bilmiyorum," dedi kısık sesle. Normal bir insan buna gülerdi ya da tesadüf olduğunu söylerdi ama İpek ona sanki her şeyi biliyormuş gibi bakmayı sürdürdü. Gerçekten de böyle bir şey vardı onun hayatında, laneti... Bu yüzden konuştuğu kişilere sürekli dikkat etmek zorundaydı. En ufak bir hatada kötü birinin hayalleri gerçek oluyordu ve hepsi kendi hatasıydı. Kötü insanları sevmemesi gerekiyordu, onlara kanmaması gerekiyordu. Onun bu aptalca hatası yüzünden masum insanların canı yanıyordu ve bundan çok yorulmuştu. İpek öyle biri olmadığını kanıtlayarak konuyu kapattı ve bir şeyler anlatmaya başladı. Yasemin onun sevgilisi olmasını çok kıskanıyordu. Arkadaşlarını paylaşmaktan nefret ediyordu ve onların sevgililerine olan içtenlikleri onda özlem duygusunu uyandırıyordu. Hiç sahip olmadığı bir şeyi özlüyordu, kimseye o kadar sevecek şekilde güvenememişti, güvenmemeliydi. Erkekler kötü yanlarını saklamakta o kadar ustaydılar ki onlara yaklaşmaktan ölesiye korkuyordu. Çok fazla sürmeyecekti bu duygu çünkü o akşam biriyle tanışacak ve iyiliği tamamen bulacaktı. Mutlu son. İnanmadınız değil mi? Asla öyle olmaz çünkü.
Akşam tanıştığı kişinin samimi ve iyi biri olduğuna o kadar inandı ki, kalbinden gelen her bir parçayla sevdi onu. Bu sefer bulmuştu, bu sefer doğruydu. Buna emindi. Saatlerce konuştular, onunla konuşabilmek için uykusuz kaldı. Onun doğru kişi olduğundan emindi, hiç çıkarları olacağını düşünmemişti çünkü ölümü arzulayan kişiler bir şeyleri hayal etmekten vazgeçerlerdi, gerçekleşmeyeceğini bilirlerdi. Bir gün ona onu parçalayacağından korktuğunu söyledi. Böylesine sevimli birini kırmaktan korktuğunu. Bir yandan da bunu yapmak istediğini çünkü orospu çocuğu olduğunu. Dünyanın dönmeyi bıraktığını hissetti Yasemin, bütün duyguları çığlık çığlığa bağırırken bedeni kaskatı kesildi. Zamanın ipi elinden kayıp giderken yanında umutlarını da götürdü. Karşısındaki adam bir anda değişip ondan bir şeyler istemeye başladı. Cinsel isteklerini geçiştirmek için olan şeyler. Yasemin adamın isteğinin gerçekleştiğini anlamıştı çünkü şu hayatta onu en çok parçalayacak şeylerden biri buydu, küçükken birisi daha ondan böyle şeyler istemişti ve isteklerini gerçekleştirmek zorunda olduğu laneti yüzünden bunu yapmıştı. Çocuğun isteği gerçekleşememişti çünkü odaya komşuları girmişti ve ağzı açık bir şekilde kalmıştı. Onları ayırdı ama bu olaydan kimseye bahsetmedi, kız bu olaydan sonra erkeklerin istediği şeylerden korkar olmuştu. İstemediği şeyleri ona yaptırmalarından korkmuştu. Karşısındaki adam da bir anda ona dönüşmüş ve ondan giysilerini çıkarmasını istiyordu. Tırnaklarını tenine batırdı. "Yapmayacağım," dedi. Yapmayacağım, yapmayacağım, yapmayacağım ama laneti çok güçlüydü. Eli bedenine doğru giderken gözyaşları onun yerine intihar ediyordu.
Adam gülümsedi. "Üzüldün mü?" Gülümsemesi genişlerken "O zaman neden yapıyorsun?" dedi. Gözleri parlıyordu adamın yaptığı kötülüğün verdiği zevk onu rahatlatıyordu. "Beni seviyorsun değil mi? Bu yüzden yapıyorsun?" Bir sırıtma daha.
Yasemin "dur," diye fısıldarken son bir çırpınışla kapadı telefonu. Artık özgürdü elleri ama kalbi sanki bir daha yerine koyulamayacak şekilde parçalanmıştı. Atlatacağını düşündü. Başka şeylerle ilgilenmeye çalıştı. Ağlamayı durduramıyordu. Gözyaşlarının arasından gelen mesajı gördü. Adam ne yaptığını yeni anlamış gibi "Engelle beni," demişti. "Hayır," diye karşılık verdi. Onun varlığı bir daha böyle bir şey yapmamasının kanıtıydı. Bunu kendine söyleyip durdu ve nefes alamayıncaya kadar ağlamaya devam etti.
JE LEEST
KAMERA
FantasyOnun bir laneti vardı: Hiçbir şeyi hak etmeyen insanlığın isteklerini gerçekleştirmek zorundaydı. İhanet ve acı. Dostluk ve kahkaha. İnsanlar ve melekler. Melekler ve şeytanlar. Zıtlıkların savaşı başlıyor.
