Bıkmıştı her şeyden.Sıkılmıştı , bunalmış ve ölümü yaşlı gözlerle kucaklıyordu.Dayanacak gücü kalmamıştı.Nasıl kalsındı ki?
Yok sayılmak.Evet yok sayılıyordu. Göz göre göre ölüme , yalnızlığa, hiçe, karanlığa sürüklüyorlardı. Kim peki? Ailesimi? Arkadaşları mı? Yoksa insanlık mı?
Anlaşılmıyordu. Tabir-i caizse anlaşılmak istenmiyordu. Çünkü o bir aptaldı onların gözünde. Ölmek mi istiyordu. Neden? Sordunda söylemiş miydi? Onu anlamak istemiş miydin? Peki neden suçlanıyordu? Yoksa kendi suçlarını örtbas etmek için ona mı yüklüyorlardı? Kuşları seviyordu. Çünkü her kuş onun için bir bağımsızlıktı. Özgürlüktü. Karları seviyordu. Çünkü her kar tanesi onun için yeni bir umut ve yeni bir başlangıç idi.
Neden uçakları izlemeyi ve o uçaktaki kişileri hayal ediyordu? Yoksa hayalleri için mi yaşıyordu?
Hayalleri için imkansız denip, sen mi yapacaksın deniliyordu. İşte sırf bu yüzden ölümü kucaklıyordu.
YORUMLARINIZI BEKLİYORUM.
TEŞEKKÜRLER.
YOU ARE READING
Yaşamın Hüznü
Non-FictionKalbinin karanlığında tek başına yaşayan bir ölü. Suskunluğunu dile getiremeyecek kadar yaşlı. Hayat dersin geçersin. Buda onun imtihanıdır dersin. Fakat her şey o kadar kolay değildir onun için. Karanlık bir odada umut arayan bir yolcunun hikayesi...
