Herkesin hayatını bir durgun denize benzetsek illa ki hepimizin denizi dalgalanmıştır. Kimimiz nadiren yaşarız bu dalgalanmayı, sonucundan fazla etkilenmeyiz, sarsılmayız; ama kimimiz ise her geçen gün büyük bir tufana dönüşen bu dalgalarla bir süre sonra baş edemeyiz, dağılırız, kayboluruz....
Bu yaşanan tufanın sonuçları bellidir aslında. Kişiden kişiye değişsede tahmin edilir sonuçlar. Yapılması gerekense basittir.
Rüzgarı arkana al, dalgada ilerle...
İmkanlarini kullan sonuca ulaş.
İşte sen bunun hikayesini okuyacaksın.
Dalgada ilerlemeye çalışan benim hikayemi. Yeri gelicek batıcağım, yeri gelecek savrulucağım belki ama düşe kalka da olsa kendi sonucuma varacağım.
Çünkü benim çabalayacak bir hedefim ulaşacak bir sonucum var. Çünkü benim amacım beni ben yapan şey.
Peki senin amacın var mı?
Sen bu fırtınada mısın?
Ben Eylem SOYDAŞ. Klişelerdeki gibi 17 yaşında değil, 16 yaşında liseliyim. Annesi ve babası bundan 2 sene önce boşanan ağır bir ergenlik geçirmiş, hayatı boka sarınca da yüzleşmek yerine annesi ile il değiştirerek kendince yeni bir başlangıç yapmaya çalışmış sıradan bir genç
kızım ben.
Liseye geçtiğimden beri gördüğüm rehberlik derslerinde önüme konan kağıda da kendimi aynen böyle özetlerdim her zaman.
Ben çoğu zaman kendimi sıradan bulsam da illa ki her kız gibi bazı dönemlerimde kendimi başarılı bulduğum alanlar da var.
Kimi kandırıyorum. Ben her konuda başarılı ve kendini belli eden bir kızım. Evet aynı zamanda egoist biriyim.
Kendimi egoist, bencil, duygusal ama umursamaz görünen, herkes tarafından güvenilen tercih edilen ama aynı zamanda ters düşen bir kız olarak anlatabilirim. Pardon anlatabilirdim diyelim. Dedim ya başlangıç yapmaya çalışıyorum.
Annemin ve babamın öğretmen olması normal bireyler için mutlu olmam gereken bir şey iken benim için tam bir felaketti. Üstümde çok fazla baskı ve beklenti vardı. Tabi ikisi de bunu fark etmiyordu ya neyse.
Annem ile babamın boşanmış olması beni fazla sarsmadı aslında. Başta babamla kalmak zorunda olduğumu hissetsem de sonradan bu yaşlarımda istediğim özgürlüğü yaşayamayacağımı düşününce vazgeçmek zor olmadı.
Kısa bir zaman önce annemle aldığımız ani bir karar sonucu İzmir'e taşındık. Buraya taşınmak benim açımdan çok iyi olmuştu aslında. Üstelik İzmir'in bana sağlayabileceği bir sürü imkan da vardı. Her şeyden farklı olarak bu sefer bir hedefim var hatta.
Sadece geliştirilmeyi hakeden yeteneklerin alındığı 'AKADEMİ TÜRKİYE' ye katılma imkanı sonunda elime geçti.
Ailemin bana kattığı ve minnet duyduğum şeylerden biri de küçükken neredeyse her faaliyete göndermiş ve geliştirmemi sağlamış olmalarıdır herhalde.
Beni tanıdığınız ve kiminizin hakkımda düşündüğü iyi veya kötü düşünceleri bir kenara bırakırsak ve sen hala bu hikayeyi okuyosan hatta birazdan sayfanın sonuna geldiğini fark edip ikinci bölümü okumaya başlayacaksan eğer...
-ARAMIZA HOŞGELDİN-
UMARIM SEN DE FIRTINANI DİNDİRİRSİN...
ESTÁS LEYENDO
AKADEMİ: TÜRKİYE
Novela JuvenilHerkesin hayatını bir durgun denize benzetsek illa ki hepimizin denizi dalgalanmıştır. Kimimiz nadiren yaşarız bu dalgalanmayı, sonucundan fazla etkilenmeyiz, sarsılmayız; ama kimimiz ise her geçen gün büyük bir tufana dönüşen bu dalgalarla bir süre...
