GEÇ SABAH

236 34 29
                                        



Ali perdenin arasından sızan hafif ve hoş bir güneş ışığının yüzüne vurmasıyla esneyerek uyanmaya başladı. Ayağı kalktı ve perdeyi açtı. Camı açtı ve her zaman ki gibi tavuklar ve can dostu kara bahçede koşturuyorlardı. 

İçine biraz ıhlamur , biraz mısır kokusu olan köy havasını içİne çekti ve hemen kahvesini hazırlamaya başladı. Kahve hazırdı sonra saate bakmasıyla işe geç kaldığını fark etmesi bir oldu. Hızlıca sandalyenin üstündeki gömleği aldı ve iliklemeye başladı. Tam iliklerken dün gömleğine yemek döktüğünü bu yüzden lekeli olduğunu hazırladı ve onu çıkarıp dolaptaki buruşuk tişörtü giydi. Sonra hızlıca kapıyı açtı ve tam çıkarken aklına kahvesi geldi. Küçük bir yudum aldı ve hızlıca kapıyı çarparak dışarı çıktı. 

Ayakkabılarını bağlayacak hazanı yoktu. Bağcıklarını ayakkabının içerisin tıktı. Ve hızlıca depoya gitti. Bisiklete bindi. Pedalı ayağına atmasıyla yere düşmesi bir oldu. Çünkü dün pedal kırılmıştı. Pedal yerine hızlıca sağlam bir dal buldu ve pedalın takılan yerine taktı. Hızlıca yola çıktı.

 On dakika ya gitti ya gitmedi. Karşısında her zaman ki kahvaltısını gördü. Yolun kenarında duran gür yapraklı bir erik ağacıydı. Ağaca çıktı ve iki cebini ve bir elini erik doldurup aşağıya indi ve bisiklete bindi ve ilerlemeye devam etti.

 Cebinde son erik kalmıştı onu almaya uğraşırken yola belediye başkanının 4 yıl önceki vadetlerinden biri olan asfalt dökme çalışmaları vardı. Çünkü seçimler yaklaşmıştı. Ali frenlere bastı ama frenlerin olmadığını unutmuştu. Ayakları yere sürterek yavaşlama çalışken duramayacağını anlayacak tarlaya doğru fırladı. Yere düşmüştü. Kolundan oluk oluk kan akıyor ve üstü toprak içindeydi...

OĞUZHAN T.

DGHTWhere stories live. Discover now