Geniş hastane koridorunun başında durdu ve lise yıllarındaki okul koridoruna benzetti bu koridoru. Aklı lise dönemine kaydı, Verâ popüler bir kızdı. Uzun kahverengi saçları, kahve çekirdeğini anımsatan gözleri ve güzel denebilecek bir fiziğe sahipti. lisede geniş bir çevresi vardı, kanının en deli olduğu dönemler arkadaşlarıyla çok eğleniyordu. Özlemişti liseyi. Kocaman göbekli, kel okul müdürünü bile özlemişti. Tam aklına yine Uzay gelmişti ki yanındaki stajyerin onu dürtmesi ile silkelendi ve kendine geldi.
"Hocam dalmışsınız seslendim ama duymadınız"
"Efendim Sema birşey mi vardı?"
"Bir hasta geldi pansuman odasında ben yapıcaktım pansumanı ama Ahmet Hoca beni yanına çağırdı"
"Peki Sema ben hallederim"
Verâ işine aşıktı insanlara hayat vermek, insanların umudu olmak onu mutlu ediyordu. Doktor olmayı 4 yaşından beri deli gibi istiyordu.
23 Yıl Önce
4 yaşındayken birgün annesinden saçma bir oyuncak istemişti annesi Necla Hanım da çok gereksiz olduğunu ve evlerinde birsürü oyuncağın olduğunu söylemişti Verâ yaramaz bir çocuktu ısrar ile ağlamaya devam etti Necla Hanım haline şükretmelisin diyip onu arabaya bindirdi. Yolda giderken de bir pastahanede durup büyük bir pasta aldı ve Verâ'yı yetimhaneye götürdü. Verâ eski bir binanın önüne gelince burasının neresi olduğunu anlamaya çalıştı. Necla Hanım onu arabadan indirip pastayı aldı eski binaya doğru yürüdüler ve paslı bir kapıdan içeri girdiler. Çocuk sesleri kulaklarını doldurdu anne ve kızın Necla Hanım kızına dönüp
"Buraya Yetimhane diyoruz burada anne ve babası olmayan ilgiye muhtaç mükemmel çocuklar var. Onları gözlemle Verâ ve yaşadığın lüks hayata şükür et"
Necla Hanım görevli ile konuşup pastayı ona teslim etti içeri girme iznini aldığında Verâ ile içeriye girdi. Verâ Ürkekçe bir köşeye sıvıştı cidden buradaki çocuklara üzülmüştü daha sonra yanına kısacık sarı saçları olan mavi ve yeşilin ortasında gözleri olan bir erkek çocuğu yanaştı
"Bak koluma yara oldu"
Verâ gözlerini çocuğun yüzünden çekip koluna getirdi ufak bir yaraydı minik çantasından bir yara bandı çıkardı yarayı öpüp annem hep ben yaralandığımda "öpiyimde geçsin" der dedi ve yara bandını taktı. Necla Hanım
"Haydi çocuklar pasta yiyin"
Diye seslendi ve çocuklar mutlu bir şekilde koşa koşa gitti. Necla Hanım da daha fazla oyalanmak istememişti Verâ'yı alıp arabaya bindirdi ve eve gittiler. O günden beri Verâ hep yaraları sarmak, birilerini iyileştirmek ve doktor olmak istemişti.
Şimdi
Geniş pansuman odasına girdi ve yakası paçası yırtılmış tahminen dayak yemiş bir adamla karşılaştı pansumanını yaparken sordu
"Kavga mı?"
"Hayır, iki adam benden para istedi bende vermeyince olanlar oldu burası İzmir büyük bir yer şaşırmamak lazım"
"Bunu hastane polisine bildireceğim"
"İyi olur."
Verâ işini bitirince saatine baktı mesaisinin bittiğini görünce kırmızı montunu giydi çantasını aldı ve lüks arabasına doğru gitti. Özel bir hastanede çalışıyordu. Çok iyi bir doktordu hastaları ile özenle ilgilenirdi. Ama o daha çok ihtiyaç sahibi birilerine yardım etmekten mutluluk duyuyordu. Zaten paraya da çok ihtiyacı yoktu ailesi İstanbul'da yaşıyorlardı maddi durumları harikaydı ve her ay ona yetecek kadar para yolluyorlardı. Tek katlı evine gelince arabasını park edip evine doğru gitti ışıklar yanmıyordu demekki daha ev arkadaşı Sevgi gelmemişti işten. Anahtarını kapıya takıp çevirdi ve içeri girdi. Işıkları açıp anahtarını fırlattı cidden zor bir gündü. Sevgi'nin eve aç geleceğini hatırlayınca birşeyler yapayım diye düşündü ve mutfağa geçti geniş mutfakta çok fazla vakit geçirmiyordu Verâ. Sevgi yemek yapmak konusunda cidden iyiydi ama işten çok fırsat olmuyordu. Sevgi moda tasarımcısıydı müşterisi de boldu. Eline bir kumaş verin neler tasarlardı neler. Vera patatesleri ince ince doğrayıp kızarttı buzluktan çıkardığı hazır pizzayıda fırına attı. Yemekler hazır olunca sofraya yerleştirdi. Sevgi ve Verâ'nın maddi durumu iyiydi ama onlar ihtiyaçları olmadıkça para harcamıyorlardı Verâ Sevgi ile bir kafede kavga ederek tanışmışlardı. Sevgi hesabı ödemeye giderken Verâ'yı görmemiş ve ona çarpmıştı üstüne özür dilemeyince Verâ sinirlenip bağırmıştı Sevgi'de olabildiğince çirkefleşmişti. Kaderde sıkı dost olmaları vardı ki sürekli gittikleri yerde karşılaşır oldular. Ortak arkadaşları ile buluşmaya gittiklerinde de birbirlerine karşı önyargılarını kırıp sıkı bir dost olmuşlardı.
Sabırsız Sevgi kapı ziline asıldı Verâ ah sabırsız kız diye düşündü.
"Geldim ya sende amma sabırsızsın çatladın 2 dakikada"
Sevgi'den
Bütün gün ayaktayım zaten birde şu Verâ kapıyı geç açıyor. Aç kapıyı Verâ yolucam saçını başını.
"Geldim ya sende amma sabırsızsın çatladın 2 dakikada"
"Çok şükür yani açtın kapıyı Allah razı olsun. Offff kurt gibi açım bugün zaten kavga ediyordum az daha"
"Hayırdır kız yine kime sinir oldun gel masaya geçelim de hem ye hem anlat"
"Benim canım yemek te mi yaparmış."
"Hazır pizza yapmış olabilirim"
"Hahaha şaşırmadım."
Verâ tam karşıma oturdu mükemmel pizzayı yiyip anlatmaya başladım.
Şimdi bizim atolyede tasarladığım kıyafetleri satın almaya mağaza sahipleri geliyor ya
"Biliyorum eee sadede gel"
Dur çatlama bi işte bir mağaza sahibi geldi yanında asistanları katır tırnağı gibi tırnaklar yüzünde gelinin kız kardeşi makyajı çakma sarı kafasında 5 kilo sim üstünde demode iğrenç bir elbise neyse geldi yanıma adı Merve'ymiş. Elbise almak istediğini söyledi bende çalışanlar ilgilenebilir dedim. O da"Ay canım yoksa sen elbiseyi anlatabilecek kadar yeterli bilgiye sahip değil misin" dedi. Bende dayanamadım "Ah, kendi tasarladığım elbiseyi tabiki biliyorum komiksin. Sana yardımcı olamamamın sebebi senin gibilere ayırabilecek vaktim yok. Samet, Ezgi hanımefendiye kapıya kadar eşlik eder misin?" Dedim. Verâ yüzünü görmen lazımdı yüzü gökkuşağı gibi renk değiştirip durdu mor oldu kırmızı oldu yeşil oldu."
Sevgi siyah saçlı masmavi gözleri olan hoş tatlı bir kızdı. Çakma sarıları ve egolu insanları hiç haz etmezdi renkli kişiliği ile adeta gününü güzelleştirirdi insanın. Renkli sohbetlerine son verip masayı el birliği ile topladılar. Daha sonrada birbirlerine iyi geceler diyip yataklarına çekildiler. Verâ camdan oluşan tavanıyla hergece yaptığı gibi bakışmaya başladı. Yıldızlar ve gece onun için huzur demekti. Göz kapakları ağırlaştı Verâ'nın kendini uykunun huzurlu kollarına bıraktı. Sevgi ise odasında kitap okuyup o mükemmel karakterdeki adamlara aşık olmak ile meşguldü. Hep sinir olurdu Sevgi kitaplara hem de çok severdi. sinir olmasının sebebi ise Sevgi kitaplar ile bütünleşiyordu onlardan ders çıkarıyor kitapları hayatına geçiriyordu kısacası kitaplarda anlatılan kibar centilmen yardımsever sevdimi tam seven erkeklerden bahsediyor kızların hayallerini süslüyorlardı. Sevgi kitabı bitirip bir kenara koyuncada hüsrana uğruyordu hayatında öyle bir erkek olmadığı için daha doğrusu bir erkeğe ihtiyaç duymuyordu ama o kadar sevilmek biri için özel olmak istiyordu. Kitap karakterleri ile hayal kurarken günün yorgunluğu ile kendini yatağa teslim ediyordu.
YOU ARE READING
Ruhumun İlacı
Teen FictionYara bandı olma sırası bendeydi. Verâ'nın ruhunun ilacı olma sırası bendeydi. Yaralanmıştı. O, ruhu rengarenk kızın ruhu parçalanmıştı. Kim neden yapar ki bunu? Nasıl kıyarlardı bu masum kıza. Halâ anne kokusu diye tanımladığım papatya gibi kokuyord...
