Akşam saat 20.30 suları ve başım çatlıyacakmış gibi ağrıyordu. Ve ben bu güzel beynimi neden başımın çatlıyacakmış gibi ağrıdığı konusunda sorguluyordum. Ben bunları düşünürken çarşının en işlek yerinde etraf sayko kaynıyorken gözüm yere bakarken düşünüyorum. of ne kadar da zekiyim tam başımı kaldıracakken BAM. Uffff başım çatlıyacak değil . Resmen çatladı. Hangi insan evladı önüne bakmadan yürür ki (!) Tamam bende yürüyorum ama benim başım çatlıyo yaniii.
"mutlu musun?"
diye çemkirirken kafamı kaldırdım ve bana çarpan sayko. Tanrım bana çarpan çocuk sarışın(zaafım),mavi gözlü,benden uzun(bu arada benden kısa erkek yoktur çünkü ben zaten kısayım kısa,kahverengi gözlü ve saçlı,aslında güzelimdir ve pek makyaj yapmam sadece özel günlerde ve canım istediğinde ve sapım bunun dışında tam bir çikolata aşıgğıyım kendisi birinci zaafımdır sarışınlar ikinci zaafım ve son olarak insanlarla iyi anlaşan sevecen biriyimdir taki gerçekten sinirlenene kadar gerçekten sinirlendiğim zaman gözüm kimseyi görmez ve bana bir güç gelir eğer beni sinirlendiren kişiye dersini vermezsem sinir krizi geçirir kendime zarar veririm. ama bu dediğim gibi gerçekten sinirlendiğimde olur.)yakışıklı olmak zorunda mı? Ama tabiki ona yavaşamıcam ne kadar sarışın olsada. Ben hiç bir zaman öyle bir kız olmadım. Hatta şu ana kadar bir sürü çıkma teklifi alsamda hiç birini kabul etmedim. Neyse şimdi konumuza dönelim. Başım çatlıyoooo. Tam o sırada çocuğun yanında iki kişi daha olduğunu fark ettim. Bu üçü ya benim yaşlarımdaydı. Kaşlarımı öyle bir çattım ki sanki tüm sinirimi dışa vuruyormuşçasına . Çocukta ciddileşti ve ben yine çemkirdim
"önüne baksana zaten ağrıyan başım çatladı sayende."
"sen kime bağırdığını fakında mısın ? Şimdi beni tanımadığından seni affediyorum bu yüzden şimdi özür dile ve git."
Yok artık bende zaten Harry Styles la evliyim. "Şimdi galiba sende benim kim olduğumu bilmiyorsun ve ben sinirlenmeye başladım. Ben gerçekten sinirlenmeden laflarını yut ve git." İş artık inada bindi. Üç saykoya karşı bir İrem. Tamam sakin. bende babamın kızıysam sana bunu ödetirim.
"Mert,Doruk tutun şunu"
Ne. What dedin gülüm? O iki çocuktan kahverengi saçlı ve yeşil gözlü olan. Sempatik bir çocuğa benziyordu. Ve tepki gösterdi.
"Abi küçük bir kızala mı uğraşıcaz"
Evet doğru söylüyorsunuz. çok mantıklı. Adam haklı beyler dağılın.
"Sus Mert ve dediğimi yapın. Tutun şunu."
Diğer siyah saçlı ve beyaz tenli olan yakışıklı allah var. Ama itiraz etmedi benim nefretimi kazandı.
"Bence ben sinirlenmeden önce dur." Dedim.
Eli ile hadi işareti yaptı. Bunu yapmasıyla iki çocukta gelip kollarımdan tuttular ve benim bu minnak bedenimde resmen savruldu. Ve sarışın üzerime gelmeye başladı.
" dur" dedim ama durmadı ve ben gerçekten sinirlendim.
İşte şimdi sıçtılar. Beynimden vurulmuşa döndüm ve tam bu sırada bizim yaşımızda bir çocuk geldi ve sarışını durdurdu. tam o anda kollarımı tutan bu iki yavşağın boşluklarından yararlanarak kendimi geri çektim ve ikisi kafalarını çarpttılar bu ses bütün sokağı inletti. Önce Mert' in saçından tuttum ve burnunu dizime çok sert bir şekilde geçirdim. Şu an ben bile çocuğa acıdım. Sonra Doruk'un malum yarine tekmemi geçirdim sonrada kafasını kaldırıma çarptım. Bu da yetmedi üzerine çıkıp art arta yumruklarımı suratına geçirdim. Bu ne kadar sürdü bilmiyorum ama bir süre sonra elimin acıdığını hissettim ve elime baktım kan vardı. Çocuğun yüzüne baktım ama keşke bakmasaydım . Beni benden başkasınınn kanı tutar. Bacaklarım bir kötü oldu. Beni kan tutunca bacaklarım garip olur hissedemem gibi ama garip işte. bunu sevdiklerim bilir ve sürekli görüştüğüm kişiler. Ayağa kalktım sarışına döndüm. Orda durmuş şaşkın bakışlarla beni izliyordu. İrem sakin. Irem derin nefes al ve ver. Sakin. Huu. Sakin. Relax.
"Simdi bu suratı unutma eğer bir daha aynı hatayı yaparsan seni ağzından kan kusturana kadar dövdürtürüm. Unutma ben dediğimi yaparım."
Tam bu arada telefonum çaldı. Blood on my name şarkısı sokakta yankılanıyordu. Ekrana baktım ve uff nasıl unuturum ben seni aramayı tamam tamam az azar yeriz olur biter. Kardeşim gibi sevdiğim ve en yakın arkadaşım Şevval arıyordu. Karate kursunda tanışmıştık. Ve 4 yıldır kardeş gibiyiz. Telefonu açtım.
"Efendim şevval"
" Neden aramadın beni aramanı bekledim başına bir şey geldi sandım. Ödüm bokuma karıştı."
" Tamam sakin kardeşim. Oncelikle normal bir durumda olsam seni arardım. Ama değildim. Şu ana sinirlerim çok bozuk ve birazdan sinir krizine girebilirim ve gidip çikolata alacağım o yüzden baaayyyy." ve telefonu suratına kapadım. şimdi öncelikle o olmasa başıma ne geleceği belirsiz ve minnet borçlu olduğum kişiye teşekkür etmem lazımdı. çocuğa döndüm ve aman tanrım çocuk taşşş. çocuk bizim yaşlarımızda. yani ben 10. sınıfa gidiyorum. açık kahverengi saçlı ela gözlü uzun. en tatlı sesimle ve suratımda kocaman bir gülümsemeyle :
"ben gerçekten çok teşekkür ederim. siz olmasanız ne yapardım bilmiyorum çok teşekkürler."dedim.
o da "önemli değil. ben asıl size yardım ettiğim için mutluyum" dedi ve elini uzattı ve " ben onur. " dedi. bende uzattığı eli sıktım ve "bende irem" dedim. sonra elimi çektim. tam o sırada telefonum çaldı. ekrana baktım ve kuzenim. babam işi çıktığı için buluştuğumuz yere gelemeyecekti ve kuzenimle gitmeme karar vermişti . bende kavgada olduğum için geç kalmıştım. telefonu açtım ve:
"İrem neredesin abisi?"dedi kızgın sesiyle.
" Ömer Abiciiim, " dedim en tatlı sesimle"yaa ben yarım saattir otobüs bekliyorum hepsi dolu bende binemedim ama son gelen boştu yani şu an otobüsteyim kapatmam lazım 5 dakikaya oradayım. bayyy . öptüm."
bana şaşkınlıkla bakan 4 gence döndüm. niye şaştı bunlar(?) bu benim normal halim.onları orda bırakıp tam gidiyordum ki biri kolumdan tuttu. önce koluma sonra beni tutan Onur'a baktım. başımı ne var der gibi salladım.
o da "seni bir daha görebilecek miyim" dedi.
bende " belki " dedim...
YOU ARE READING
ADI BELA
Teen FictionBu benim ilk hikayem. Çoğu yer gerçektir. Aşk macera ve biraz gerilim tarzı dram.... Beğeneceğinize emin olduğum bu romanı okumanızı isterim.... TATLI AMA SİNİRLENDİĞİNDE BİR O KADAR ASİ OLAN BİR KIZ... SERT AMA İÇİNDE SEVGİ BARINDIRAN BİR GENÇ...
