1.BÖLÜM

173 23 18
                                        


Pencereyi açıp eylül ayının hafif esen rüzgârında bulutsuz gecelerin sonunda o tertemiz güneşin derin kokusunu içime çektim. Bu gün ortaokulumun ilk günü, heyecanımdan kalbim yerinden çıkarcasına çarpıyordu. Yatağımı toparladıktan sonra asla şekil veremediğim kıvırcık saçlarımla uğraşmaya koyuldum. O sıra öyle bir gürültü geldi ki içeriden aynanın karşısında elimde tarakla yere kapandım.

İçeriye koştuğumda annem kapının önünde yere çökmüş ağlıyordu. Öyle haykırarak ağlıyordu ki korktum ne olduğunu soramadım. Aslında biliyordum ama yine de soramadım. Sanırım yıllarca korktuğum şey başıma gelmişti. Babam evi terk etmişti. Beni, bizi ,annemi ailemizi bırakıp gitmişti. Babamla aramda diğer kızlar gibi güçlü bağlar hiç olmadı, o sadece işten eve gelen bir adam babaydı işte. Sofraya oturduğunda yemeğini tabağına koyduğumuz yedikten sonra sessizce hiçbir şey demeden gece yarılarına kadar televizyon izleyen adamdı. Eve para getirmesi dışında pek etliye sütlüye karışmazdı. Hafta içleri akşamları televizyon izlediyse hafta sonları mutlaka çalışma odasına kapatır saatlerce orada olurdu çoğu zaman annem bunu kaldıramaz kavga ederdi. Yaptığı telefon görüşmelerinde sürekli kahkahalar yankılanırdı evde ben bir tek o zaman duyardım onun güldüğünü. Annemin hayatına giren ilk adam babammış hep öyle anlatırdı ilk ve son Yasmin derdi. Son zamanlarda kavgalar şiddetini arttırmıştı. Dün gece yaşananlar aslında daha önce yaşanmamıştı. Gece eve çok geç gelmişti babam annemse bütün gece onu beklemiş ben o sırada uyuyordum. Babam içeri girdiğinde annem nerede olduğunu sormuş babamda alkolü fazla kaçırdığı için ona bağırmaya başlamış kolundan tutup odaya götürmüş kapıyı kilitlemiş. Bağırmalara uyanmıştım sersemleyerek annemlerin odasına doğru koştum kapıyı açmayı denedim ama kilitlenmişti. Babam bağırıyordu sanki ağzından tükürükler çıkaran hayvanlar gibi ''seni öldüreceğim..  ağzını kıracağım bir daha konuşamayacaksın'' diyerek...  Annem bağırıyordu;'' vurma yalvarırım ne olur tamam kurban olurum yapma çocuk uyanacak... ''  Tek duyduğum yumruk sesleri ve annemin yalvarmalarıydı. Annem ne olur dediğinde bir paaatt sesi ve ağlamalar, bağırışlar vardı. Kapının önünde hayatımda duymadığım korkuyu yaşamış tek başına kalmıştım, dizlerimin göğsüme çekip sonsuz defa hıçkırarak ağladım. Çaresizdim güçsüzdüm küçüktüm..

Sesler kesildiğinde kapı yavaşça açıldı, annemin dudağı kanıyordu ve ağlamaktan şişmiş gözleriyle yanağındaki kanlı gözyaşıyla gülümseyerek uyandırdık mı güzel kızım hadi yatağına dedi. Elimden tutup yatağıma yatırdı ,uyuyana kadar başımda bekledi, saçlarımı okşadı. Annem hayatımda gördüğüm en fedakâr en güzel en zarif kadındı.  Ailesi için yapmayacağı şey yoktu. Sonrasında uyandım işte...

Oracıkta çökmüş bitap düşmüş kadına dokunamadım canı yanacak diye babamsa onu ne hale getirmişti gözünü bile kırpmadan. Yanına çöküp kafamı omzuna dayadım. Elleriyle örttüğü yüzünü kaldırıp bana dönüp sarıldı. Öyle sıkı sarılıyordu ki nefesim ağlarken kesiliyordu hıçkırıklarımız birbirimize karışmıştı. Annem doğruldu ve iki elini yüzüme koydu dün ki moraran kıpkırmızı gözleriyle bana baktı. Göz yaşlarımı iki eliyle sildi.Hiç bir şey söylemedi ikimizde konuşmadık ayağa kalktık. Mutfağa gidip bir şeyler hazırlamaya koyuldu.Ben mutfak kapısında durmuş hala ağlayarak onu izliyordum. Babama o kadar öfkeliydim ki boğazımı yırtan bir düğüm burnuma gelen kan kokusu gitmeyecek gibiydi. Onu bu halde evde bırakıp okula gidemezdim.Onunla kalmalıydım babam tekrar gelirse ona mani olmalıydım.Annemse hala kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu ağlayarak yanına gidip sarıldım onunla kalmak istediğimi söyledim.Polise gitmemiz gerektiğini babamın ona vurduğunu söyledim. Hiç bir şey söylemiyordu sadece sarılıp ağlıyordu. Sarılırken beline kadar uzun o açık kahverengi saçlarını okşayıp içime çektim. Okula gitmek istemiyorum seninle kalmak istiyorum dedim olmaz bugün ilk ortaokul günün dedi. Evde yalnız kalmasını istemiyordum aklım buradayken gidemezdim okula. O sırada Aysel zile bastı aşağıdan.  Aysel benim çocukluk arkadaşım annemle annesi genç kızken tanışmış aynı mahallede yaşıyoruz. Bütün yaz onunla dışarıda oyun oynarken annelerimizde balkonda kahve içip sohbet ederdi.  Aysel'in annesi Müberra teyzem çok iyi bir kadındır, annemin her ihtiyacına koşar annemde onunkine; Aysel'e bir şey aldığında bana da mutlaka küçükte olsa bir hediye alırdı. Herkese iki kızım var benim derdi. Aysel'e kapıyı açıp yukarı çıkmasını bekledim evimiz 4. Kattaydı. Aysel yukarı çıktığında annem iyi değil Aysel Müberra teyzemi çağır dedim tamam deyip koşmaya başladı. Hem Müberra teyzem gelirse annem yalnız kalmazdı bende okula gidebilirdim. Yaklaşık 5 dakika sonra kapımız tekrar çaldı Müberra teyzem ayağına terliğini geçirip üstünde uzun hırkasıyla endişeli bakışlarla kapıyı açar açmaz içeriye koştu. Aysel sırtında çanta,saçlarını iki yandan balıksırtı yapmış ve okulumuzun gri eteği ve beyaz gömleğiyle kapıda beni bekliyordu. Bense hala pijamalarım ve kaparmış saçlarımla kalmıştım. Müberra teyzem mutfaktan çıkıp bana doğru yöneldi ;''Hadi ama Yasmin daha hazırlanmamışsın kuzum nerde senin forman saçlarına ne olmuş yavrum senin'' diyerek beni güldürmeye çalışırken bir yandan üstümü giydiriyordu, ben de saçlarımı topluyordum yüzüm solmuştu ağlamaklıydı, Müberra teyzemle göz göze gelmemeye çalışıyordum çok utanıyordum. Hazırlandıktan sonra annemin yanına gidip ona sarıldım,
-hemen geleceğim dedim.
 O hala suskundu. Yarım kalmış kahvaltı masasında öylece oturuyordu ruh gibiydi teni soğuktu. Elinde sigarasıyla öylece duvara bakıyordu. Müberra teyzem Aysel ile bana biraz para verdi yolda giderken köşedeki fırından bir şeyler alın diyerek bizi uğurladı. Okulumuz oturduğumuz sokağın sonundaydı 100 metre bile yoktu; fırında bizim yan apartmanın altındaydı.Her sabah babamın kalkıp buraya gelip sıcacık ekmek alıp geldiğini hatırladım, babam ekmeği almaya gider annemse radyoda açtığı şarkılarla kahvaltıyı hazırlardı o zamanlar çok mutluydu. Aysel fırına girip poğaça ve çikolatalı süt almıştı ben ağlamamak için kendimi tutarak titrek bir sesle teşekkür edebildim. Aysel'i ilk o zaman kıskanmıştım. Onun babası annesini çok seviyordu asla ona kötü davranmıyordu. Her hafta sonu Aysel ile dışarı çıkıp gezerlerdi. Balkonda oturup onların dönmesini beklerdim. Bazen Aysel babasının omzunda olurdu babasının ellerinde alışveriş poşetleri bazense Aysel önden koşar babasına dönerdi. O zamanlar bu kıskançlığımı hissetmezdim babam bizimle ilgilenmese de eve gelirdi birlikte yemek yerdik bazen sohbet bile ederdik. Genelde iş yerinde yaşadığı sorunları anlatsa da dinlemek keyifliydi. Aysel ile elimizdekileri yedikten sonra okul bahçesine girdik. Aysel yol boyunca anneme ne olduğunu sorup durdu bense güçlü olmalıydım bir an önce büyümeliydim. İlk defa hırs duygusunu o anda hissettim boğazımda gitmeyen düğümle Aysel'i sonra anlatırım deyip geçiştirmeye çalışıyordum eğer anlatırsam ağlardım. Dayanamazdım.

O kadar zor duruyordum ki içim çığlık atıyordu bas bas bağırıyordu ve kimse duymuyordu.Biran önce eve dönmek istiyordum annem nasıldı nasıl olacaktı bilmek istiyordum. Bütün gün ruh gibi gezdim Aysel herkesle hemen kaynaşmış ders aralarında oyunlar oynuyordu. Canım hiçbir şey istemiyordu sanki okulun tüm duvarları hareket edip üstüme yıkılacak gibiydi.

Sonunda okuldan çıktık eve koşar adımlarla gidiyordum, sırtımdaki çanta omuzlarımdaki yükten daha ağırdı, ne kadar büyük adım attığımı düşünsem de bir türlü ilerleyemiyordum sanki. Annemle Müberra teyzem bizi balkonda bekliyordu, Müberra teyzem bizi görünce kapıyı açmak için kalktı. Apartmana girer girmez merdivenleri birer ikişer koşuyordum nefesim kesiliyordu bacaklarım titriyordu Aysel ise çoktan geride kalmıştı. Müberra teyzem kapıyı açmış gülümseyerek bizi bekliyordu. Ben onun suratına bile bakmadan balkonda oturan annemin yanına koştum ayakkabılarımı çıkartıp fırlattım. Annem hüzünle gülümsedi sarıldık iki elini yanaklarıma koyarak beni öptü ;
-Günün nasıldı bir tanem,yemek yediniz mi? dedi. Ben onun iyi olup olmadığını merak ediyordum yemek yemek umurumda değildi. O gece yaşananlar hakkında tek kelime etmedi hiç kimse. Ben de cesaret bulamadım sormak istedim ama yapamadım.

Yaşanan olaydan 1 hafta geçmişti. Babam bir kere bile aramamıştı bizi okuluma dahi gelmemişti. Acaba gelir mi diye her okul çıkışında gözüm onu aradı. Eylül ayının ortalarına gelmiştik hava artık yavaş yavaş soğumaya Ankara ayazı yüzümüzü parçalamaya başlamıştı. Ankara'da sonbahar bu yıl sert geçecek gibiydi, erkenden soğumaya başlamıştı. Annem yavaş yavaş durumu kabullenmeye başlamış gibi davranıyordu. Aslında annem sınıf öğretmeniydi ama atanamadığı için o yıl babamla evlenmiş ve bana hamile kalmıştı. Kendi ayakları üstünde durabilecek güçlü bir kadındı. Ne yazık ki şartlar buna engel olmuştu. Ev hanımı olarak kendini ailesine adamıştı.

Bir gün okula gitmeden önce kapı çaldı ben koşup açtım. Postacı gelmişti genç bir çocuktu bana hafif gülümseyerek annemi sordu beklemesini söyledim o sırada annem gelmişti zaten. Bir kağıt imzalattı adliyeden geldiğini söyledi. Annem soğukkanlı bir şekilde imzaladı ve kapıyı kapattı elindeki zarfla. Ben olan biteni anlamaya çalışıyordum. Arkadaşlarımın arasında konuşurken adliyede annesiyle babasının nasıl boşandığını anlatmıştı bir arkadaşım daha önce üzgündü anlatırken şuan onun neler hissettiğini çok iyi anlıyorum.

Annem zarfı açtı okudu sonra beni mutfak masasına çağırdı karşısına oturdum.
Annem;

-Bu kağıtta neler yazdığını merak ediyorsun değil mi? Hemen anlatıyorum sana o halde, babanla ben artık anlaşamıyoruz kızım bazı psikolojik sorunlarımız var ve ben babana boşanma davası açtım. Bu demek olmuyor ki sen babanla bir daha görüşmeyeceksin babanı her gün her hafta sonu görebilirsin ne zaman istersen sadece baban artık bu eve gelemeyecek. O gece yaşananlara şahit oldun bana uyguladığı şiddeti gördün ve çok korktun bunun bir daha yaşanmasını istemiyorum Yasmin...

ve sözlerine devam etti baban benim ilkimdi sonumda kalacak demiştim sana buna inan kızım ben babanı hala çok seviyorum ama o bana zarar veriyor seni ve senin geleceğini düşünmek zorundayım. Okulunun ilk günü Müberra teyzen geldiğinde beni karakola götürüp darp raporu aldırdı ve savcılığa boşanma davası için başvuru yaptık. Bu kağıtta haftaya ayın 22.sinde mahkememiz olacağı yazıyor. Görgü şahidi olarak evde bulunduğun için seni yazdılar ama gelmek zorunda değilsin dedi.

Annem bu konuşmayı güçlü ve bir o kadar da soğukkanlılıkla yapmıştı. Oturduğum sandalyeden kalkıp ona sarıldım her zaman yanındayım dedim ve mahkemeye geleceğimi söyledim.


BİR TUTAM YASMİNStories to obsess over. Discover now