Sarayın küçük bir odası. Pencereden boğaz görülmektedir. Boğazda güneşli bir havada büyük zırhlı gemiler birbirine paralel hatlar üzerinde durmaktadır. Topları sarayın penceresine yönelmiştir. Pencerenin önünde bir masa yanında kolçaklı iki adet koltukta iki adam, Sultan Vahdettin ve Damat Ferit oturmaktadır. Masa üzerinde bir kitap ve iki adet fincan durmaktadır.
VAHDETTİN : Ferit. (iç çeker) Çok sıkıntılıyım çok...
FERİT : Padişahım. Bu kadar sıkılmayınız. Her sıkıntının sonunda bir ferahlık vardır. Elbette Devleti Osmanlı sizin padişahlığınızda yeniden yükselecektir.
VAHDETTİN : Öyle diyorsun ama baksana her geçen gün daha da kötüleşiyor her şey. Ah şu isyancı hainler olmasa.
FERİT : Paris'teki konferansa az bir zaman kaldı. O zamana kadar sakin olmalıyız. Aksi takdirde iyice tepemize binerler. İngiliz dostlarımız bizim yanımızda. Hoşnutlukları bozulmamalı.
Vahdettin çayından bir yudum alır.
VAHDETTİN : Öyle diyorsun ama Anadolu'dan her gün başka bir kötü haber. Akılları sıra düşmana direniyorlar. İzmir'e olanları görmedin mi? Her an Samsun'da gidebilir elden. Çapulcu sürüsü. Sanki biz düşünmüyoruz vatanı. Sanki elde bir ordu var da biz savaşmıyoruz. Tek çaremiz İngilizleri kızdırmamak Ferit. Onların isteklerini yerine getirmek. Baksana şu zırhlılara. Topları bize bakıyor. Korkuyorum Ferit korkuyorum. Her an birinden bombalar yağacak üzerimize. Saltanatım gidecek.
FERİT : Mustafa Paşa yarın yola çıkıyor. Kontrol altına alacaktır Samsun'u. Ve çevresini.
VAHDETTİN : Mustafa Paşa'yı gençliğinden tanırım. Disiplinli, iyi bir asker.
FERİT : Size bağlılığından da şüphe yok padişahım.
VAHDETTİN : Çanakkale'de yaptıklarını biliyoruz. Askerler arasında itibarı da var. Umarım muvaffak olur.
FERİT : İngilizlerden de onay aldım. Mustafa Paşa'nın ayaklanmaları bastırabileceğine onlar da inanıyorlar.
VAHDETTİN :Aman dikkat edelim. İngilizleri kızdıracak bir şey yapmayalım. Amiral Cartholpe'nin söylediklerini sen de duydun. Karadeniz'deki karışıklıkların giderilmesini istiyor. Ayrıca silahların toplatılması işindeki aksamadan da hoşnut değil. Umarım bu Mustafa Kemal Paşa karışıklıkları bitirir. Kendini kahraman zanneden isyancı hainler yüzünden saltanat elimizden gidecek.
Vahdettin ayağa kalkar. Boynunu rahatlatmak için iki yana çevirir.
VAHDETTİN :Ne oluyor bu 9'uncu Ordu'ya Ferit. Neden talimatlarımı dinlemiyorlar. Vallahi bunlar yüzünden ne saltanat kalacak elimizde ne saray.
Ferit toparlanarak ayağa kalkar. Ellerini göbeğinde birleştirir. Başını hafifçe önüne eğerek konuşur.
FERİT : Sakin olalım padişahım. Mustafa Paşa sivil ayaklanmaları da önleyecektir. Bu şekilde yetkiler verdik. İngiliz dostlarımızın buyurduğu gibi bölgeyi kontrol edebilecek niteliklere sahip bir şahıs.
VAHDETTİN : Sen de konuştun değil mi kendisiyle. Görevlerini biliyor.
FERİT : Konuştum padişahım. Size ve saltanatınıza bağlı bir paşa. Buyurduğunuz gibi Osmanlı için mazide başardıkları da malum. Verdiğiniz görevleri aynen yerine getirecektir. Ayrıca buyurduğunuz üzere sizinle de konuşması faydalı olacaktır. Zaten saraya davet edildi. Gelir birazdan. Ben çıkayım sultanım. Bakayım Mustafa Paşa nerede kaldı.
VAHDETTİN : Tamam Ferit. Bekliyorum. Kapıdakilere söyle çayımı tazelesinler. Ayrıca Paşayla yalnız konuşacağım.
Ferit eğilerek selamını verir ve geri geri adımlayarak kapıdan çıkar.
YOU ARE READING
GÖREV (KISA HİKAYE)
Short StoryMustafa Kemal Atatürk'ün 9'uncu Ordu Müfettişi olarak Samsun yolculuğuna çıkışından bir önceki günde yaşadığı olaylar anlatılmıştır. 5 Bölümlük kısa hikayedir. Başlangıçta kısa senaryo olarak yazıldı. Alacağım değerlendirmelere göre yeniden düzenley...
