SIR
KaRa MeLek
Nur YILDIRIM
Yayın no 970
Türkçe Roman
Sır Kara Melek
Nur YILDIRIM
Kapak tasarım: Nur Yıldırım
Yazar Fotoğrafı: Hatice YILDIRIM
2018 Nur YILDIRIM
2018 Bu kitabın bütün yayın hakları saklıdır.
ISBN:978 -975-245-556-6
Sertifika NO: 34588
Baskı ve Cilt
Epson L4567
Göl mah. Ünlüce cad. no:7
Sakarya Sapanca
Yüzevler
İletişim: 0 538 087 17 90
ZÜLÂL SENA ERDEN'E İTHAFEN...
Beynimde yankılanıyor iki farklı ses. Biri " umut et" diye fısıldıyor diğer ses ise" boyun ey" diye haykırıyor. Tam ortasındayım aslında, ne nefes almam önemli nede ölmem. Akan gözyaşlarımı silebilecek en ufak bir his bile doğmuyor içimde. Hayallerin ucuna bağladığım eskimiş tuğlaya atılan tekme yüzünden şuan iki büklüm olmuş yalvarırca gözlerin içine bakıyorum. Omuzum, bir büklüm yapma canım acıyor diye haykırmak isterken, acının dudaklarıma verdiği o tarifsiz his bedenimi ele geçirmiş titreyerek elimden çekip almıştı. Gözlerimi kapadım. Bir rüya bir kabus yada bir gerçek. Yalnızlığa attığım kelepçeler düğümlerini kenara atıp üzerime iliştiler. Kahkahalar ile geçirdiğim dudaklarım, kanlarını akıtıyor gülmenin tarifsiz işleyişiyle. Piyanonun her tuşu şah damarım atış hızına uydukça siyah gözlerin en küçük hapsi beynimin en ücra köşelerine uyarı sinyallerini göndermeyi başardı.
Derin bir nefes aldı. Avuçlarının içine hapsettiği saç tellerimi, en ufak bir acıma duygusu olmadan, gözlerini gözlerime iliştirmek için çekiştirdi. Dudaklarımı birbirine yapıştıran kurumuş kanı birbirinden ayırırken en içlerimden gelen sessiz çığlığı susturamayarak kustum. Etrafa yayılan, boş odada dört duvara çarpıp bana geri gelen çığlığım ne onun nede adamlarının umurunda değildi belki de. Dışı kahkahalarla dolu olan kızın içini kana buladılar..
Aklımı kalbime uydursam kalbimi beynime uyduramadım senelerce. Beni affet diye yalvaracak tek bir yanlışım dahi olmadan birkaç serseri yâda mafya adamlarının elinde aklın bile mantığa uyduramayacağı bir şekilde can vermenin ifadesizliğini işleyecektim bedenim de. Gözlerim el mahkûm gözlerine denk geldi. Kaçırmaya çalıştığım gözlerim şimdi kodlanmış bir şekilde gözlerine bakındı. Tek hece 'karanlık'.
Okumaya çalıştım içlerini. Sinir, öfke, kızgınlık, intikam yâda herhangi bir şey. Hiçbir şey hissettirmiyordu içi. Boşluk. Derin karanlık bir boşluk.
Dilim parmaklarımın ucunda itiraf eder gibi ama bir o kadar da korkak aslında sus der gibi. Bana bakan içime işleyen bakışların içinde ruhumu hapseden belki de sonun da katilim olacak yüzünü bile göremediğim ama gözleriyle söz sahibi olan maskeli adam.
Gözlerimi bağdaş kurduğum siyah gözlerden çekip diğerlerine odaklandım. Dört duvarın ortasına asılmış cılız bir ampulün aydınlattığı kadarıyla şu anda beni odaklarına almış dört erkek ve bir tane kız ile karşılaştı gözlerim. Belki de görülmemesi gereken çok şey görmüştüm. Göz kapaklarımı yumdum son halimi nasıl buraya geldiğimi bunların kim olduğunu hatırlamaya çalıştım. Galiba, hiçbir şey aklıma gelmiyor. Ama nasıl. Ben hazır değilim.
