GİZEM
Bir sınıfa dönme şansınız olsa hangi sınıfa dönerdiniz? Amacımızın oyunlar oynamak olduğu birinci sınıf mı? Belki de derslere ve sosyalliğe odaklanmaya başladığımız beşinci sınıf... Yoksa önemli olayların çoğunlukla yaşandığı ve gerçek dostların bulunduğu sekizinci sınıf mı?
Ben gerçek dostumu birinci sınıfta buldum belki, ancak bir sınıfa dönme şansım olsa bu kesinlikle sekizinci sınıf olurdu.
Sekizinci sınıf...
"Gizem topu atsana!" Okulun bahçesinde en yakın arkadaşım Gece'yle konuşurken kafama yediğim topla ne olduğumu şaşırmıştım. Gece kıs kıs gülerken ben, gözlerimi kısmış topu kafama atan kişiyi arıyordum. Oturduğum banktan kalkarak yan tarafıma düşen topu almaya gittim.
Bir elimde top, diğer elimin işaret parmağını sallayarak "Hanginiz attı bu topu?" diye sordum. Kimi elini suçlu bir ifadeyle ensesine götürüyor, kimi de kahkaha atıyordu.
O sırada gözüm sadece bir kişiye takılmıştı. Arka tarafta duran Alp'e. Yüzünde ufak bir sırıtma vardı ve bir eli cebinde diğer eli saçında mahcup ama eğlenir bir edayla suratıma bakıyordu. Bütün sinirimin buhar olup uçtuğunu hissettim.
"Pardon Gizo, top elime baya güzel oturdu." Alp'in söylediği şeye kıkırdadım ve topu onlara geri atarak tekrar banktaki yerime döndüm. Banka oturmuş olsam da gözüm Alp'e takılıp kalmıştı bir kere.
Gözümün önünde gördüğüm bir elle Gece'ye döndüm.
"Dünyadan Gizem'e, dünyadan Gizem'e! Kızım çocuğu gözlerinle yedin bitirdin resmen. Yalnız var ya, ben sizin sevgili olmanızı çok istiyorum ya..." Gece'nin günde en az dört kere söylediği bu söze gözlerimi devirdim.
"Daha kaç kere söyleyeceğim Gece? O iş yaş. Kaç saattir çocuğa bakıyorum, o bir kere bile dönüp bana bakmıyor. İnsan hoşlandığı insana elbet bakar. İstemeden de olsa şöyle bir gözü kayar di' mi?" Gece başını iki yana sallayarak elini omzuma koydu.
"Bak, erkekler kızlardan daha utangaçtır. Sevseler bile açılmaları uzun sürer; hatta bazen açılmazlar bile. Çünkü reddedilmekten korkarlar. Tabii bu erkekten erkeğe değişir ama çoğunluğu böyledir. Evet belki tecrübem yok ama insan sarrafıyımdır, bilirsin."
Gülerek önüme döndüm ve bakışlarımı tekrar Alp'e çevirirken "Umarım haklısındır," diye mırıldandım.
Ben bu çocuğu dört yıldır seviyordum fakat bir türlü açılamıyordum. Beşinci sınıfta başlamıştı her şey. Okulun ilk günüydü ve yeni arkadaşlar edineceğim için çok heyecanlıydım. Kalbimin daha önce hiç o kadar hızlı attığını hatırlamıyorum. Sanki biraz daha hızlansa göğüs kafesimden fırlayacakmış gibiydi.
Okula adımımı atmıştım. Nereye baksam yeni yüzler görüyordum. Altılar, yediler, sekizler... Büyükleri küçüklerden ayırt etmek oldukça kolaydı.
Binaya girdiğimde hangi sınıfta olduğuma dair hiçbir bilgim olmadığını anımsamıştım. Ayrıca zil çoktan çalmıştı ve ben hala müdürün odasını arıyordum. En sonunda ikinci katta bulmuştum odayı. Kapıyı tıklatıp içeri girmiştim ve sınıf listelerinin yerini sormuştum. Müdürün aynen şunu dediğini hatırlıyorum: "Senin gibi birçok beşinci sınıf geldi bugün odama. Listeler kapıların üzerinde asılı. İsmini bulman yeterli."
VOCÊ ESTÁ LENDO
MAHŞERİN DÖRT ATLISI
Literatura FemininaÇocukluk aşkınız oldu mu hiç? Gizem ve Gece adlı iki en yakın arkadaşın oldu. Gizem, beşinci sınıfta tanıştığı çocuğa gönlünü kaptırırken Gece, anaokulu arkadaşına abayı yaktı! Çocukluk aşkları unutulmaz derler, peki gerçekten unutulmaz mıdır? Yoksa...
