Pakistan'daki işlerini bitirdiği her fırsatta Türkiye'ye İstanbul'u ziyarete gelen Rizan bu sefer gelişinde bambaşka bir hikaye içinde bulacaktı kendini. Ailesinin tek evladı olduğu için babası şirketi ve bütün mirası onun yönetmesini istiyordu. Baba parası yiyen zubbe biri değildi.Aksine dini inançlarını tam yerine getiren, saygılı ,sevecen, beş vakit namazını kılan , güvenilir bir insandı. Uzun boylu, kirli sakallı ve kara kaşlı, koyukahve rengi gözlü yakışıklı bir delikanlıydı .
Uçağı beş dakika önce inmişti Rizan'ın İstanbul'a.Hava oldukça güzeldi güneş tüm parlaklıyla tam tepedeydi. Pakistanlı olmasına rağmen Istanbul'u bir başka severdi. Huzur verirdi her seferinde Istanbul ona. Saatine baktı öğlen namazının çıkmasına çok az vakit kaldığını fark etti bulduğu ilk taksiye binerek her zaman ki gittiği Sultanahmet Camisi'ne doğru yola çıktı. Abdestini aldı ve hızlı adımlarla caminin içine doğru ilerledi. Kapıdan içeri girdi ayakkabılarını ayakkabı dolabına bırakıyordu ki bir kadının hıçkıra hıçkıra ağladığını duydu. Acaba ne derdi var diye düşünürken vaktin geçeceğini düşündüğü için hemen içeri girdi ve kadının halini düşünmeyi bırakarak namazını kıldı. Rizan namazını kılmıştı ama aklında o kadının ağlayışı takılmıştı. Yardım edeceğim bir durum var mı ki diye düşündü bu yüzdendir ki duasını her zamankinden kısa yaparak dışarı doğru çıktı ayakkabısını giydi tam kapıya yöneldiği zaman bir kadın onun yanından geçerken Rizan'a çarptı, özür dilerim derken Rizan kadının bakması ile onun o yosun yeşil gözlerine ve ağladığını da düşündüğü kişinin aksine genç sade bir kız oluşuna takılı kalmıştı. Raksan türkçesi ile önemli değil derken kadının ona bakmayıp yere bakması ve aniden kaçarcasına hızlı adımlarla yanından uzaklaşmasına bir anlam vermemişti.
Aklında hâlâ o genç kızda ve o yosun yeşili gözleri vardı. Kendisi 25 yaşındaydı kızın bir an kaç yaşında olduğunu düşünüp aradaki farkı hesaplarken buldu , kendi kendine ne yapiyorum düşüncesi ile yüzünde bir tebessüm oldu.
İstanbul dedi bu sefer başka bir güzelsin...
Aşkın ne olduğu bilmiyordu ,hiç yaşamamıştı ki bu hissi fakat aşka ve sevgiye dair çoğu şeyi kitaplardan ve Mekkeli bir yetimden öğrenmişti. Yüreğine bir çift ağlayan mahmur gözler dokunmuştu. .Kendi kendine sevginin, aşkın bu mu olduğunu düşündü.
Hiç aşık olmamıştı ,harama bakmaktan kaçınmıştı hep gözleri bundan dolayı kendine kızıyordu.
Bir daha görmeyeceği o yeşil yosun gözler de takılı kalması içten içe kemirdi aklını.
Yoluna devam etti , İstanbul'un tarihi o muhteşem yerlerini gezdi,her zamanki kaldığı otele gitti. Odasına yerleşti, yemeğini yedikten sonra ikindi namazı için yine Sultanahmet Cami'sine gelmişti içinden bir ses belkide susmayan o ses kızı bir daha görürüm umudu ile ilerliyordu.
Kendini alıkoyamadı ne derdi vardı ki düşüncelerinden ..
Bu sefer tam vaktiyle gelmişti ,cemaatle birlikte kıldı namazını ..
Dualar bitince çıkışta içi buruk kalmıştı .
Yoktu o kız kadınlar bölümüne bakmak bile gelmişti içinden .
Ne oluyor bana böyle dedi kim olduğu belirsiz bir kız.
Allah bilir ne derdi var belkide kötü bir şey yaptı dedi ama yüreği yakıştırmadı ona kötü bir şey yapmış olma ihtimalini
O kadar masum duruyor ki yapmamıştır diye diretti aklına bunu ondan öğrenebilir lakin sadece o söyleye bilirdi gerçekleri ne derde hasıl olduğunu.
Beklemeyi düşündü içinden gelecek olacağına dair bir ümit onu cami avlusunda bekletti..
Saatler akşama doğru ilerliyordu, beklemek yormuştu Rizan'ı vazgeçti,bi anlık umudu gitmiş yerini burukluk almıştı.
Yorulduğunu iyice hisseden Rizan kalktı otele doğru gitmek için yürümeye başlamıştı.Kaldırımlarda sonu gelmeyen o düşüncelerle otele geldi.
Akşam namazını odasında kılmaya karar verdi.
Odasına geldiğinde vaktin daha olduğunu düşünerek yatağa uzandı ne yapıyorum ben düşünceleri sardı bütün bedeni, aklı.
Kafası hayli dağılmıştı.
İlk defa gezisinden keyif almayışını hissetti vaz geçmeliydi bu davranışlarından ve öylede yaptı namazını kılmak için abdest aldı, ezan okunmasını dinlemek için camı açtı ..
Lüks bir otelin en yüksek katındaydı odası,beş yıldızlı denilir ya aratmıyordu onları. Altın rengi koskoca oda siyah geniş mi geniş bir yatak yanında krem rengi elbise dolabı ve tüm odanın düzenine uygun ahenkli bir ışık sistemi. Karanlık iyice sarmıştı etrafı .
Yıldızlarla dolu gökyüzüne baktı.Yildizlar çokluğu ile parlıyordu, o sırada ezan okundu duaları ile kıpırdadı dudakları.
Namazını güzelce eda etti ve dualarının sonuna
Rabbim nasibi,aşkı ,hüznü veren sensin o kızı bir daha görmek hayırlısı ise göreyim Rabbim.
Bilmediğim bir hatanın veya haramın içindeysem beni affet.
Bu düşünceleri evli oluşuna dairdi.Eğer evliyse bu düşünceleri ona ağır gelecekti. Harama bakmak ,haramı düşünmek bir sevdaya dönüşmezdi....
Telefonda ki sabah alarmı ile kalkmıştı .Kalktığında ilk pişmanlığı yatsı namazını kılmadan uyuya kalışı oldu.
Bugün son günüydü İstanbul'da bu sefer babasının isteği üzerine tatilini kısa kesmek zorundaydı..
Öğleden sonra saat 3'te uçağı kalkacaktı.
Öğlen namazını kılmak için yine Sultanahmet 'e gitmeye karar verdi Bu sefer içinde hiç bir şey yoktu.
Çünkü o kaderin Allah'tan geldiğini ve nasibinde varsa o genç kızla bir daha karşılaşacağını biliyordu.
Namazını kıldı , o huzurun verdiği edayla caminin kapısına yöneldi. Caminin bahçesinden tam çıkıyordu ki bi an dona kaldı karşısında bir kaç kadınla birlikte duran o kızı gördü.
İçinden şükretti.
Tam umudu keserken birden karşısında durması onu umutlandırmıştı .
Raksan olan türkçesi ile kalbinin çarpıntılarını susturmaya çalışarak ona doğru yöneldi. Tüm kadınların tam yanında belirerek kıza doğru yöneldi.
- Sizinle bir şey konuşabilir miyim? cümlesini heyecanla tutulacak gibi olan diline söyletiverdi.
Kadınların içinde tek genç olan kız şaşkınlığını gizlemek istesede gizleyemedi ve bana mı dedi ketum olduğudu her halinden belli sert bir ifade ile.
Yabancı olan bu gencin bana ne soracağı düşünceleri aklından geçerken geçen gün çarptığı adam olduğunu anımsadı.
Rizan evet deyince kadınlardan müsade alarak biraz ileri tarafa doğru yürüdüler tabi buyrun dedi.
Rizan onu incelemekten kendini alamıyordu yapma diyen aklı kalbi ile savaş içindeydi adeta .
Geçen gün kadınlar bölümünde sesinizi duydum baya kötüydünüz nedenini sormam da sakinca var mı dedi .
Genç kız sesinin çok fazla çıkmasından utanmış ifade ile ağladığımı mı duydunuz dedi
Rihan eevet dedi heyecandan kızaran beyaz yüzü kendini ele verecek diye çok korkuyordu.
Kusura bakmayın rahatsız olduysanız diyerek söze başladı kız oldukça zarif ve konuşmadaki ses tonu oldukça güzel sesi ile.. Rizan hayır dedi rahatsız olmadım sadece sebebini merak ettim bir yabancı olsamda ,derdi olan müslüman kardeşime yardım etmek beni mutlu eder dedi.
Laflarını nasıl topladığını bilmeden.
Genç kız Rizan'ı anlamaya çalışıyordu..
Bir süre derin düşüncelere daldı.
Rizan'ı incelemeye başladı siyah pantolonu ,beyaz gömleği ona ayrı bir hava katan sakalları ve gözleri tam bu düşünceler de gezerken fark etmeden göz göze geldiler. Aklına hemen kadınlar geldi yanlış anlayacaklarını düşündü .Aslında hepsi genç kızı tanırdı ama kız her ne olursa olsun şüphe bırakmak istemeden.
İlginiz için Allah razi olsun.
Bir derdim olduğu doğrudur fakat yardımlık bir şey değildi o gün ki hâlim dedi ve ekledi.
Biz burada komşularımızla hasta bir kadına dua için toplandık .
Bir de elimizden geldiği kadar para yardımı yapabilmek için eğer ki gönlününüzden üç beş kuruş geçerse ne mutlu bize dedi.
Rizan duraksadı bir an uçağının gideceğini hatırladı ve gitmekten vazgeçti , o kızı bir daha görmeme ihtimalini düşündü yanında çok para yoktu aslında .
Genç kıza sizin için bankadan para çekebilirim şuan üstümde yardım edebilecek kadar para yok dedi.
Genç kızın yanından ayrılarak kadınlara doğru yöneldi .
Size yardım etmeyi istiyorum dedi. Kadınlar şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar.
Konuşmasının farklılığından yabancı olduğunu anladalılar fakat yüzünün masumiyeti bakarak iyi bir delikanlı olduğunun kanaatine vardılar.
Saol evladım diye lafa girdi aralarında ki en yaşlı ve en tontiş ak yazmalı teyzem. Rizan şuanda üzerinde fazla bir para olmadığını fakat bankaya giderek tahsil edebileceğini ve birinin onla gelerek parayi ona emanet edeceğini söyledi. Kadınlar çok bir mevlaya gerek yok aslında evladım deselerde.Yapilan her yardım başka muhtaç olanların da yüzünü güldürür diye kabul ettiler.
Rizan bunları söylerken içinden genç kızın gelmesi için dua ediyordu.
Kadınlar düşündüler çoğu
yaşlıydı yürümekte zorlancaklarını bildikleri için en gençlerini yani kıza dediler.
Genç kız bir yabancının yardımını pek anlamasada iyiliği kalbindedir belki dedi gitmeyi kabul etti.
Rizan önde genç kız arkada bankanın yolunu buldular.
İki yabancıydılar birbirlerine Rizan kendini tutmuş arkasına bakmamış genç kız da bir adım öte geçmemişti Rizan'ın önünden.
Parayı çekti ve kıza yöneldi
Zaarfı eline doğru tutarak yeterli olmassa söylemesini istedi.
Kız zaarfa baktı oldukça kabarık duruyordu.
-Mahsuru yoksa içinde ne kadar var sorabilir miyim? dedi .
Rizan 5.000 tl deyince kız yeşil gözlerini Rizan'a dikti.
Ne diyeceğini bilemedi kim bir yabancı için bu kadar parasını verir ki dedi, kim bu fedakârlığı yapar ki dedi haklıydı da ama Rizan onun gözünü boyamak için veya zengin olduğunu göstermek için yapmadı bunu o hep yardım amaçlı bir sürü bağış yapmıştı zaten.
Genç kız mahçupluğunu dile getirerek bu çok fazla dedi. .
Rizan gülümsedi ve o an yanağını çukur bir gamze belirdi.
Her ne kadar insanlara bakmasada genç kızın içinde de bir his olmuştu. Belli etmedi tabi.
Sizin için yapabileceğimiz bir şey var mı bu yardımınıza karşılık dedi.
Rizan aslında yardımlarına karşı bir şey istemezdi ama bu sefer kendine engel olamadı.
-Benimle bir kahve içer misiniz dedi utanmış sesi ile .
Genç kız bunu bir başkası söylese anında reddederdi ama Rizan'ın yaptığı iyiliğe karşı ve hislerine engel olamayarak..Peki dedi oda utanmış bir şekilde.
En yakın kafenin içine oturdular ikiside etrafa bakıyor konuşmuyordu.
Rizan kızla konuşmak için can atıyordu fakat lafa nerden gireceğini bilmeden
Yaşınız kaç ? diye sordu aniden.
Rizan patavatsızlık yaptım afedersiniz derken genç kız 19 dedi tebessümünü gizlemeden.
Bir an neden böyle bir soru sorduğunu düşünmüştü ama saf ,halis bir insan olduğunu da anlamıştı.
Kahvelerini yudumlarken ikiside göz göze gelmemek için çırpınıyordu.
Rizan bir an kahveyi püskürtmeye yakın yudumlarken
Adınızı bağışlar mısınız? dedi.
İlk sorması gereken şeyin bu olduğunu düşünerek.
Genç kız baktı ve
Ismim Meryem dedi.
Rizan yüzünde tebessüm ile Meryem memmun oldum bende Rizan dedi ve elini uzattı .
Meryem bende dedi fakat elini tutmadı.
Rizan pardon afedersiniz diyerek elini geri çekti ,genç kızın bu hareketi oldukça hoşuna gitti.
Meryem sana bişey sorabilir miyim dedi bitmiş kahveler tazelenirken .
-Buyrun tabi dedi.
-Ogün neden ağlıyordun ?dedi .
Gözlerinin içine bakarak.
Meryem kafasını yere eğdi,her ne kadar bu konuyu konuşmak onu üzsede annemin öldüğü gündü dedi.
Dört yıl önce kaybettim onu . Annem bana ölmeden hayatı öğretti.
Annemi yeni tanımaya başladığımı düşünürken onu kaybettim dedi.
Gözünden ki bir damla yaş süzüldü pürüzsüz beyaz tenli güzel yüzünden.
Rizan üzüntüsünü dile getirerek bende annemi kaybettim yıllar önce dedi .
Daha küçüktü annesini kaybettiğinde on yada on bir yaşlarda bir çocuktu.
Annem ben çocukken trafik kazasında öldü dedi .
O an sanki soğuk rüzgarlar esti etrafta ve bedenlerinde derin bir özlem duydukları yorgunluk hissi belirdi. Ikiside aynı üzüntüden aynı acıdan muzdaripti. Uzun süre sessizlik oldu.
Sûkutu Meryem bozarak benim gitmem lazım dedi.
Üç beş kelimeyi geçmemişti muhabbetleri ama ikisindede yıllardır tanıyormuşluk hissi belirmişti içlerinde ve Rizan ,
bu akşam uçağım kalkıyor ben Pakistanlıyım .
Bu akşam gitmem gerekiyor diyerek Meryemi uğurladı.
Aslında uçağının üçte olduğunu fakat ertelediğini söyledi.
Meryem bir kez daha mahçup olmuştu Rizan'a fakat elinden bir şey gelmedi .
Allah'a emanet ol dedi ve kendine iyi bak diyerek arkasına bile bakmadan gitti.
Rizan sende diye bildi sadece.
Meryem arkasına baksa gitme diyecekti sanki yüreği ,Rizan peşinden gitse sende gel diyecekti gözleri...
İkiside bunu yapamazdı.
Onlar sevda hamurunun sabırla yoğrulduğunu biliyorlardı.
Aslında ikisininde tek tesellisi Allaha emanet ol cümlesiydi .
Biliyordular çünkü kim karşındakini Allaha emanet ederse onu görmeden göçmezdi bu dünyadan.
Ikisinde de karşılaşacakları o günün umudu kalmıştı...
ESTÁS LEYENDO
"Bilmiyorlar zaafımsın"
De Todoİki yabancıydılar birbirlerine ilk başta. Haramdan uzak bir sevda birbirlerine yaklaştırdı onları. Birbirlerinin hayatlarına dokundukça kendilerini buldular... Masumiyetin en güzel hallerinden.. Şiire ,sözlere ve aşka doyacağınız bir hikaye.. Yaş...
