"Kaderin sese ihtiyacı yoktur çocuk.."
Her zamanki adımlarla her zamanki yollarda her zamanki yüz ifademle yürüyordum. Hayatımdan bir dizi yapılsaydı eğer yaşadıklarımın toplamı iki bölümlük senaryo bile etmezdi. Çünkü genel anlamda düşündüğümde bitkilerden tek farkım aktif hareket etmemdi. Evet ciddiyim, çoğu zaman kendimi 'ne işe yarıyorum? , bu hayata tam olarak ne amaçla geldim?' gibi cümlelerle felsefeye aktif bir giriş yapıyordum. Bazı durumları sürekli abartan insanlar vardır ya onlardan birisi ben olabilirim. Tüm gün uyumak, iki hafta konuşmamak, 17 yıllık hayatında hiçbir arkadaşa sahip olamamak boş zamanlarımda yaptığım abartılmış hareketlerden bazıları. Düşündüm de baya boş bir zamanım varmış. Hatta insanlarla konuşmamaya başlayınca biri senin ağzından bir ses duyunca sanki dili çözülmüş de o ana şahit oluyormuş gibi bir tepki almanız doğaldır.
Herkesin heyecanla, bıkkınlıkla, yeni kız bulma ümidiyle, yüksek topuklu egolarıyla girdiği okul bahçesine bende okul çıkışı yatağımda kestireceğim uykunun hayaliyle girmiştim. Bu okula kaç senedir gelirim bir sene de farklı bir düşünceyle girmedim. Sanki bilim adamlarının toplanıp aynı kızdan yüzlerce klonlanmış hali okul bahçesinde birbirlerine "Ay çok güzel olmuşsun. Seni çok özlemişim" gibi cümleleri söylediklerini duyduğumda araya girip 'yalan sakın inanma! ' deyip kaçasım var.
Okul banka müdürünün pardon okul müdürünün 'arkadaşlar sıraya geçin ' komutuyla herkes ayrılmış olan bölümlere sıralandı. Genelgeçer konuşmalarını yapıp işi yine paracıklara bağlıyor derken; "Arkadaşlar bildiğiniz üzere hayatta kimsenin başına ne geleceği belli olmaz. Bu sene okulumuzda bir projeye destek amaçlı aramıza bizlerden hiçbir farkı olmayan beş yeni arkadaş katılacak. Bunlardan hepsi birer sınıfa yerleştirilecek ve sizlerin onları dışlamanız veya sözlü tacizde bulunmanız disiplinle sonuçlanacaktır. Anlaşılmayan bir şey yoksa hepinize başarılar hocalarıma da bol bol sabır dilerim " dedi ve zil sesiyle yüzlerce kişinin kafasındaki soru işaretleri birbirlerine tokuştu.
Aralarında dikkat çekmek için utanmasa saçını fosforlu sarıya boyayacak olan kız " Abi aranızda bir şey anlayan oldu mu ?" diye durumu özetledi. Kimse bir şey anlamamıştı. Ben de dahil.
Onca insana temas etmekten kaçınıp herkes çıkana kadar bekledim. Sınıfa girdiğimde herkesin yıllar sonra ortak bir konuda buluştuğunu gördüm. Birbirleriyle kavgalı olan insanlar bile bir araya gelmiş müdürün söylediği cümleleri tahlil ediyordu. Kimsenin bir sonuca varamadığı diyaloglar sonucunda matematik hocası 'hepinizden iğreniyorum!' bakışıyla sınıfa bu yılki ilk adımını atmıştı.
"Evet arkadaşlar hepimiz maalesef ki birbirimizi tanıyoruz. O halde bu dersimizin konusu sizin için farketmesede üslü sayılar"
"Hocam! Üslü sayıların en acemisi 'er' sayılar mıdır? sorusunu sınıfta söyleyerek hepimizin ömründen bir yılın daha gereksiz sonuçlanacağının sinyallerini vermişti Buray. Buray herkesin sınıfında mutlaka olan tiplerden biriydi. Yaptığı esprilerle geçen yıl sınıfı kutuplara taşımıştı. Zeki olduğunu düşünsemde bazı cümleleri hayatımı sorgulamama neden oluyordu.
"Arkadaşlar aranızda ilk yardım bilen varsa bana bir el atsın" deyip sınıfı kahkahalara boğmuştu Hoca. Ben gülmedim çünkü komik değildi. Zaten genelde çoğunluktan ve çoğunlukların yaptıklarından haz almazdım.
"Neyse arkadaşlar bugün Müdür Bey'i dinlediğinizi varsayarak birkaç cümle eklemek istiyorum. Aramıza katılacak insanlar sizin düşündüğünüz gibi engeli olan insanlar değil. Aslında size şöyle açıklamalıyım ki engellerini kendileri seçmiş insanlar" dedi. Sınıftan yanık kokusu gelmeye başlayınca çoğu kişinin beyninin yandığını anlayabiliyordum.
YOU ARE READING
AHRAZ
Teen FictionBazı şeyler konuşarak anlatılmaz. Sarf edilen her bir kelime anlatılmak istenen şeyin değerini kaybettirir. Kaybetmeye daha küçük yaşta başlamış biri için konuşmamak çok da büyük bir kayıp değildi.. Bu yüzden susmayı tercih etmişti.. Bu hik...
