O rahat yatağımda uyanmayi duşünerek bir sağa bir sola donecektim ki... Bir şeyin Dönmeme engel olduğunu fark ettim. Hey! Neler oluyor? Gözümü açmayı deneyeceğim bir dakika. Gözlerimi yavaşca açtım işte. Burası neresi? O filmlerdeki klişe lafı söylemeyi ben de istemem ama "neredeyim ben?!" Oooff. Okuldan yeni çıktım ben yaaa. Edebiyat ödevim var bir yığın. Matematiği basmıyor kafam zaten. Aklım yine denklemlerde kaldı bak. Ne saçmaliyorum ben yine. Bu düşünceleri bir kenara fırlattım. Gereksiz düşüncelerdi hepsi. Mantıklı düşünmeye başla hadi. Çalıştır saksıyı hadiii. Gözlerim ayaklarıma gitti. Bağlanmıştım. Olduğum yerde nerede bulunduğuma baktım. Bakmaz olsaydim. Yarı inşaat bir yer burası. İçi çok az ışık alıyor. Düşündüm, düşündüm. Ve lanet olası o cevabı buldum. Kaçırılmışım! Abimin düşmanlarından başka kim olacak ki?? Bağırmak iyi fikirdi. Bağırmaya başladım. İmdaaaatt. "kimsiniz siz? Beni neden kaçırdınız? Yiyorsa gelin beni çözün adam akıllı kavga edelim. Sizi mahvediyim. Ben küçüklüğümden beri eğitim alıyorum. Korkmayın. Hadi gelin. Hadiiii deddiim" dedim. Dedim de ne oldu? Kimse gelmiyor, neden? Birkaç saniye sonra ayak adimlari duydum. Biri geliyor işte. İşte geldi. Uzun paltolu, kundura ayakkabılı saçı sakalı birbirine karışmış bir adam geldi. Adama sinirli sinirli baktım. " çok korktum" dedi ifadesizce.
- neden?? Neden kacirdin beni, sen kimsin, kimsiniz?
- Kes sesini! Yeter! Abin arıza çıkarmasaydı mahkemede, sen bunları çekiyor olmazdin. Mışıl mışıl uyuyor olurdun, saat geç oldu bak.
Dedi o pis herif. Ben sustum. Az sonra konuştum yine.
-Bak abim sorar bunun hesabını sana. Ya sen ne biçim adamsın! Senin çoluğun çocuğun yok mu?
...
Adam ağlamaya başladı. Hüngür hüngür ağliyordu. İçli içli hem de. Yanlış bir şey mi söyledim acaba? Ay aman yaa. Ne kadar yanlış olursa olsun, banane. İsterse hayatimin en buyuk hatasi olsun. Onlar da beni kaçırmasalardı. Sonra adam ağlamasını kesti. Beni öldürecekmiş gibi baktı. İplerimi çözdü. Çantamın da sırtımda olduğunu fark ettim. Nedense mutlu oldum. Sonra adam kolumdan tuttu, hızlı hızlı beni nerede olduğunu bilmediğim çıkışa götürdü. Dışarı çıktık.
Siyah bir minibüs kapının önünde bizi bekliyordu. Kapı açıldı. İçeri girdik ve o adam beni sert bir şekilde cam kenarindaki koltuga oturttu. İceride şoförden başka iki tane daha adam vardı. Dışarisi zifiri karanlikti. Onlar da öylelerdi. Karanlık adamlar diye adlandırmaya başladım onları. Karanlık adamlar suskundu. Adamlardan bir tanesi arka koltuklardan birine doğru gitti. Neden oraya gitti diye düşünürken, boynumda bir acı hissettim. Küçüklüğümde kalçama vurulan penisilinlerden farksiz bir iğneydi. Ve uyudum... Uyumayi hiç istememistim oysa. Uyandığımda hala arabadaydik, gittiğimiz yer uzak olsa gerekti. Uyanık olmalıydım. Küçüklüğümden beri her alanda eğitim alıyordum ve nerede ne zaman ne yapacağımi biliyordum. Simdiyse uyanik olmalıydım o yüzden uyuyormuş gibi yapmaya devam ettim. Adamların konuşmalarını dinledim. Ama tek duyduğum bir şey vardı. O da öleceğim. İnsan ölümün ne zaman geleceğini elbette bilemez. Ama en azından ben ölümüme ne kadar kaldığını tahmin edebiliyordum. Sadece birkaç dakika...
BINABASA MO ANG
Sen Olsan Ne Yapardın?
Actionİki kardesiz. Ben ve abim. Tek kizim. Bu yuzden evin gozdesiyim. Abim de ayni sekilde. Abim. O bir savci. Kahretsin ki belalisi çok. Boyle olmasini elbette istemezdim, başı hep dertte. Onunla hepimiz gurur duyuyoruz, çok başarılı bir savcı o. Hep be...
