Tüm hayatım sabah cenneti , gece cehennemi yaşayarak geçti. Sarhoş bi baba ile büyüdüm ben. Küçüklüğüm erkenden yattığım için ve babamın gece o zamanlar daha da geç gelmesinden dolayı normaldi. Hatta gayet mutlu bi çocukluk geçirdim.
Ama orta 1'e geçmemle yavaş yavaş herşeyi idrak etmeye başladım. Babamın gece eve sarhoş geldiğini, aptalca davrandığını ve annemi deli ettiğini. Ayrıca daha herşeyi yeni fark ederken büyük bi travma geçirdim. Benim için bi anda yükselip aniden yere çakılmak gibiydi. Ben seneler boyu kardeş diye tutturan bi çocuk olmuştum. Ve tamda artık istememeye başladığım zamanlarda annemin hamile kalmış olduğunu ögrendim. 8 haftalık hamile olan annemi rahat ettirmek için elimden ne gelirse yaptım. Ama zaten ağrıdan hergün kıvranan annem babamında etkisiyle dayanamayıp bebeği aldırdı. Ne çok ağlamıştık annemle sarıla sarıla. Dün gibi aklımda döktüğüm göz yaşlarım. Sonrasında gelişen olaylar zaten saçmalıktan ibaretti. Annem daha fazla üzülmesin diye sanki hiç öyle bi olay yaşanmamış gibi davrandım. O senenin yazını anneannemde geçirdim. En azından yaz boyu geceleri rahattım. Gündüzleriyse zaten babam melek gibiydi. Tabi annem için. Ben babamı daha doğmayan kardeşim öldüğünden beri sevemedim bir daha. Çok istedim, çabaladım ama olmadı. Sarılmadım o günden beri , öpmedim veya yanaklarından. Gelmedi içimden bir türlü. Ve bu hareketlerimden dolayı saygısızlıkla suçlandım. Az beddua yemedim babamdan. Küfürler hakaretler saymakla bitmezdi zaten. Tepki vermedim hiçbir zaman. Bu seferde duygusuz olmakla suçlandım. Ve hem annem hem babam tarafından. Kimse anlamadı ki beni. Duygusuz dediler sadece. Nereden bileceklerdi ki benim içimin kan ağladığını. Nereden bileceklerdi gözyaşı dökmemek için ne çabalar harcadığımı. En yakın olduğum annem bile hiçbir zaman tanımadı gerçek beni. Hayatım ikiye bölündüğünden beri bende ikiye bölünmüştüm. Bi sabah okulda ki ben vardı. Birde akşam babam geldiğinde ki ben. Ha birde herkesten saklanan ben vardı. Hani şu gerçek ben. O gerçek beni ben bile kendimden sakındığım için unutuyorum bazı zamanlar. Orta sona doğru hayatımın gece kısmı iyice berbatlaşmıştı. Nerdeyse her gece tokat yer olmuştum. Şuan düşünüyorum da beni tanıyan herkes mutlu bi aileye sahip , normal bi kız sanardı. Değildim, keşke olabilseydim.
Lise yıllarımda ise o sabahki ben ile gece olan ben arasında artık hiçbir benzerlik kalmamıştı. Güzel günler geçirdim lisede. Okul hayatımı göz önüne alırsak hiçbir pişmanlığım yok zaten. Eğlendim, güldüm, üzülmedim hiç. Belli etmedim hiçbirzaman gece yaşadıklarımı, çektiğim acıları. Bazı zamanlar çok zorlandım elbet ama hiçbirzaman yenilmedim çektiğim acılara. Hep dik durdum. Gururda duyuyorum bu yaptıklarımdan dolayı. Lise sona doğru ise şımarıklıkla suçlanmaya başladım. Herşeyimi şımarıklığa vurdular. Duygusuzluğumu, sözde saygısızlığımı...
Ama elimden geldiği kadar saygımı esirgemedim. Hele annemden asla. Benim ilk aşkım olucak bi babam olmadı hiçbirzaman. O ben 5. Sınıftayken ölmüştü çünkü. O yüzden anneme sarıldım hep. Annem bana fazla vurmasına asla izin vermezdi. Babam da zaten anneme bi fiske vurmazdı, vuramazdı. Annem sessiz kalmazdı asla. Bi kere babam o kadar sarhoştu ki annemi dövmekle tehtit etmişti. Daha 6. Sınıftım sanırım. Annem anında benide alıp anneanneme götürmüştü. Davada açmıştı babama hatta. Sonra bi şekilde affettirmişti kendini.
Bu arada anneannem ile dedemi çok severim. 5. Sınıfın yazında biraz yalnız kalmak için orda kalmıştım ama sonraki yaz aylarında kendi isteğimle gittim hep. Babamın mobilyacı dükkanı var ve biz zaten küçük bi şehirde yaşadığımız için heryere araba olmadan yürürdük genelde. Bir tek annem ile babam mobilyacıya giderken araba kullanırdık. Ben zaten servisle giderdim okula. Babamın tüm hayatı iş yerinde geçti. Çıkmazdı hiç dışarı. Annem ise hep gezerdi. Annem çalışmıyo ama babam sigorta bağlatmak için sanki oda mobilyacıda çalışıyomuş gibi göstermişti.
Yıllar böyle böyle akıp gitti. Benim tek temennim her zaman çok çalışıp burdan , bu şehirden gitmek olmuştu. Kendimi hep böyle avutmuştum. Oldu da bu gece bu şehirde ki son gecem. Sırf babamın yüzünü görmemek için erkenden odama girip ışıkları kapattım. Ve kendi yalnızlığımla boğuşmaya başladım çoğu gece olduğu gibi. Bi yandanda nedensiz bi heyecan vardı üzerimde. Yarın Ankara'ya gidecektim sonuçta. Annem ile bikaç gün önce gideceğim yurdu ayarlamıştık. Bi süre orda kaldıktan sonra lisede ki en yakın arkadaşım İzgi ile hayalllerimde ki gibi eve çıkacaktım. Belki bu ev ile beraber değişirdi herşey. Biterdi belki acılar.
Bu arada hep yaşadığım olayları anlattım. Birazda yüzeysel konuşayım. Adım Beriz. Beriz Sonat. Orta boy ,orta kilo kara kaş kara göz işte. Ekstra güzel bi görünüşüm yok. Sıradanım. Beyaz tenli ,siyah saçlı , koyu kahverengi gözlü, 1.69 boyunda 53 kilo bi kızım. Beni genellikle sabahki ben olarak göreceksiniz. Hani şu eğlenceli , çılgın, hep mutlu olan tarafım ile yani. Ankara' ya gittiğimde artık geceleride değişmeme gerek kalmayacağı için mutluyum , çok mutluyum. Belkide orada yaralarımı dikecek biri olur. Ama ne olursa olsun herzaman izi kalır...
YOU ARE READING
Bir Damla Gözyaşı
Teen FictionSarhoş bir baba. İkiye bölünmüş bir hayat ve 3 farklı kişilik. Ve tabiki bu karmaşanın getirdiği zorluklar, asla unutulmayacak yaralar. Yıllardır tek dayanağı olan başka bir şehirde üniversite okuma hayalini Ankara'da gerçekleştirecek olan Beriz...
