Son sarılma

37 9 12
                                        

Sesler geliyordu camdan geldiğini sonradan fark ettim dışarıya baktığımda yağmur yağdığını gördüm.Saatime baktım çok geç kalkmışım neden çalmadı ki bu alarm hemen hazırlandım kahvaltımı bile yapmadan kapıyı çarpıp çıktım.Maalesef ki içeriye geri girdim köpeğim Nandy'e yemeğini koymayı unuttum. Birde ben kahvaltı yapmayı çok severim ne demişler; Mutluluğun kahvaltıyla bir ilgisi olmalı".

Çocukluğumdan beri çok sevdiğim fakat etrafımda bana birkaç kişiden az insanların bana güvenmediği ama benim hayalimde olmak istediğim meslek ile başladım. Lise hayatımda hep ünüversiteye geçtiğim zamanı hayal ederdim. Tıp fakültesi 2. Yılımdaydım anne ve babam beni  göndermem deselerde Tıp kazandığımı duyduklarında hayallerimi bana vermişlerdi. İsmimin Yağmur olması gibi yağmurlu havaları çok severim, kışı severim.
   Sınıfa geldiğimde benden önce gelen arkadaşım Yaren yine her zamanki yerindeydi. Yaren o kadar güzel resim yapıyor ki anlatamam. Ressam olmak istemiş fakat, ailesi daha Yaren doğmadan benim kızım doktor olacak demeye başlamışlar. Bana az önce verdiği hediyeden anlaşılır gibi benim potrem vardı. Hep birinin beni çizmesini isterdim. Evimin en güzel yerine asacağım.

Çıkışta şemsiyeni açıp  yağmurlu havaya iyi gelecek bir müzik açtım ve yürümeye başladım. Telefonum çaldı arayan annemmiş. Beni okul bittikten sonra evlendirmeyi düşünüyorlarmış hemde istemediğim biriyle, ben daha okuyorum birde bunu mu düşüneceğim. Babamda bu konuda kararlıymış. Anneme yolda bağırmak istemedim ama sinirlendim. Yağmurlu havada ayağım kayıp düşmekle o sırada araba'nın bana yaklaştığını gördüm.
  Gözlerimi açtığımda kendimi hastane odasınca başımda doktor ve tanımadığım bir adam bana korkuyla baktığını gördüm.

-Neredeyim ben?
Doktor;
-Merak etme hastanedesin araba çarpmış şimdi sen bunları düşünme, başın ağrıyor mu?
-Biraz.
-Peki,şimdi dizlerini oynatmaya çalışacağım.
-Birşey hissetmiyorum
Başında bana korkuyla bakan adamın kim olduğunu bilmesemde doktora;
-Doktor bey Allah aşkına ne oluyor?

Doktor elini cebine götürdü, bir kalem çıkardı sanırım ayağımın altına  dokundurmaya çalıştı çünkü hiçbirşey hissetmiyorum. Doktora da söyledim ama emin misin?diye sordu. Bende korkmaya başladım doktor ve hemşire dışarı çıktı, yanındaki adam bana tekrarlarca özür diledi. Ben sağıma soluma dönemiyordum boynumda boğumluk vardı. Ellerim yüzlerim çizik, başımda sargı bezi.

-Önüme aniden çıktın  neden dikkat etmesin ya kötü birşey olsaydı.

-Arabayı süren ben değilim ayağım kaydı.

O sırada doktor geldi yanında da birkaç tane daha doktor getirmiş ne olduğunu anlayamadım. Doktor aynen şu kelimeleri diyordu.

-Yağmur hanım, siz şu şoktasınız ve ayağınızı hissetmemenizin sebebi de felç olmanız. Bu kalıcı birşey değil korkmayın ben ve doktor arkadaşlarımızda böyle düşünüyor.

1 hafta geçmesine rağmen Yağız benim yanımdan  ayrılmadı. Kendini suçlu hissediyordu ama suçluydu. Bana çarpmasıyla bütün hayatım durmuştu 1 hafta okula gitmedim. Yürümeyi seven ben şimdi birkaç ay olsada yürüyemeyeceğim. Bugün taburcu oluyorum odanın kapısı çalındı.

-Yağmur hazırsan gidiyoruz
-Nereye?
-Evine
-Ben başımın çaresine bakarım.
-Nasıl gideceksin bu durumda
-Onu bana çarpmadan önce düşüncektin.

İçimden o an ağlamak  geldi hayallerimle geldim, sağlığımdan oldum. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Yağız yanıma geldi, onunda gözleri doldu dizlerini  yere koydu ellerimi tuttu.

-Senin hayatını mahvetmek istemedim özür  dilerim.

Tekerlekli sandalyemi yanından uzaklaştırdım, camın önüne geçtim.

-Ben senin hep yanında olacağım nereye istersen götüreceğim.
-Senden birşey isteyen yok senide isteyen yok.

Yağız ben ne desemde beni dinlemedi hep beni istediğim yerlere götürdü. Evimden sabah alır sınıfıma kadar götürürdü, çıkışta yine evime koyardı. Onun böyle  yapması beni uyandırıyordu. Bazen beni kucağına almak bile  kalıyordu. Günler,haftalar geçtikçe benim çok yakın arkadaşım olmuştu. İkimizde herşeyimiz o birbirimize anlatmaya başladık. İtalyaya geldim geleli çok az yer gezmiştim Yağız beni görmediğim yerlere götürdü. Bugün gözlerimi kapattı benim çok seçeceğim biryere götürecekmiş. Sonra gözlerimi açtı burası kocaman bir çiftlikti. Köpekler kedileri kovalıyor, tavuklar hatta at bile vardı.

-Burası benim yakın arkadaşının çiftliği burayı çok severim seninde seveceğini düşündüm çünkü hayvanları sevdiğini biliyorum.

-Bayıldım, yaa teşekkür ederim hadi beni atların yanına götür.

-Seve seve.

Atların yanına gittim binemesemde sevdim havuç verdim. Çok tatlı Robi adında köpek vardı beraber oyun oynadık. Yağıza baktım oda bizi izliyordu, bugün çok mutlu oldum ne zamandır anne ve babamın yanında olmayınca ilgi göremiyordum.

Aylar geçmişti kontröl zamanım gelmişti iyileştiğimi ben biliyordum parmaklarımı oynatıyordum. Ama Yağıza söylemedim. Ben iyi olduğum zaman Yağız  artık  benimle ilgilenmeyecek onu her zaman göremeyecektim. Belki arkadaşı bile olamam, benim böyle hissetmemin  sebebi niye onuda bilmiyorum. Doktor bu ilerleme çok iyi belki günler sonra yürüyebilirsin demişti. Yağıza baktım yüzü o kadar gülüyordu ki onun kadar sevinemedim.

Sabah olunca gözlerimi açtığım zaman ayaklarımı hissettim. Yarene bağırdım ama yoktu şu aralar biraz değişik davranıyor. Mutluluğum telefon  çalana kadardı arayan Yağızdı. Aşağıda beni bekliyormuş önemli birşey diyecekmiş. Yağıza daha iyi olduğumu demek istemedim.

-Sana önemli birşey diyeceğim.
-Dinliyorum.
-Nasıl diyeceğim ama sen benim için değerlisin biraz geç oldu biliyorum...
-Merak ettim söylesene.

Ben onun için değerliyim  ve ne için geç kalmış olabilir ki gülümsedim.

-Ben evleniyorum.
-Nasıl  sen ciddi misin?
-Evet.
-3 ay yanındayım nasıl bana hiçbişey demezsin. Neredeyse hergün beraberdik. Ben senin evleneceğini bilseydim arkadaş bile olmazdım sen bunu bana nasıl yaparsın.
-Diyemedim  hergün yanımdaydın ama diyemedim.

Ayağa kalktım benim artık iyi olduğumu söyledim fakat gözyaşlarıma hakim olamadım. İçeri girerken kolumdan tuttu  ve bana sarıldı ona tokat attım.

Düğün günü gelince Yağızın  arkadaşını aradım düğün yerini sordum saklıca izleyecektim. Yareni  kaç gündür  görmüyorum nereye  kaybolmuştu. Düğün  yerine gittim Yağıza baktım bugün onun düğünüydü sanki cenaze  varmış gibi  suratı vardı. Yağızın o beyaz gelinlikler içindeki kızı merak ediyordum benim istediğim, olmak istediğim yerde şu an. Ben Yağızı sevmiştim onunda bana karşı birşeyler hissettiğini  düşünmüştüm.  Yağız  telefonla konuştuktan sonra etrafa bakmaya  başladı sanırım arkadaşı geleceğimi söylemişti. Yağız  ile göz göze geldik. Yol kenarına doğru koşmaya başladım o anda ağlıyordum.

-Yağmur...

Yağız arkamdaydı bana doğru yaklaşıyordu.

-Özür dilerim ben seni...

Koşmaya başladım kolundan tuttu bana sarıldı saçlarımı kokladı beni sevdiğini  şimdi anlamıştım.

-Seni seviyorum.

Beyaz gelinlikler içinde bana bakan kızı gördüm o kız Yarendi. Allahım inanmıyorum hemen Yağızı duvara  ittim. Geriye doğru giderken elbiseme  basmamla tırın beni ezmesiyle  hayata gözlerimi yummuştum.

Annemin bana verdiği Yağmur isimle yağmurlu günde hayatıma veda ettim. O kadar tıp  okumak için neler çektim. Doktor olmak o beyaz önlüğü giymek benim için herşeydi. Şimdi bir Hikmet Anıl  Öztekin'in sözleriyle buradan ayrılıyorum: "Öyle  güzel hayallerim  var ki benim, ya gerçekleşecekler ya da ben bu inançla öleceğim, olsun ikiside güzel."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Nov 08, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

MevsimlerWhere stories live. Discover now