Yapmak zorunda olduğum şey. Vahşice, gaddarca. Keşke böyle sonlanmasa.
.......
Sabah her zaman ki saatte kalktım, bize verilen zorunlu zinde tutma antrenmanı için hazırlandım ve odama gelen kahvaltımı yaptım. Bunlar olurken kapımın sol üstündeki ekrandan haberleri izliyordum. Birkaç mutant Washington'da ortalığı karıştırmış. Aramıza yenileri eklenecek anlaşılan. Beceriksizler süper güçleri varken sadece para çalıyorlar. Neyse kumandayı elime alıp aynı ekrandan bu günkü rakibime baktım.
Thunder 16
Boy/Kilo/Cinsiyet : 167cm Boy, 55 kilo ,dişi
Fiziksel Güç: Yok denecek kadar az
Yetenek: Yıldırım, elektrik bariyeri.
Öldürdüğü Suçlu Sayısı: 14
Sivil Öldürülen Kişi Sayısı: Bilinmiyor
Üzücü ki 16 yaşındaki bir çocuğu bu gün öldürmezsem o beni öldürücek.
.......
Burası devlet tarafından desteklenen bir hapishane devlet tarafından desteklenmesinin sebebi mutantları kontrol altında tutabilen tek yer olması. Fakat günlük müsabakalar ile bizi teker teker yok ediyorlar. Ve zenginler bizi izlemek için servetler döküyorlar, biz de onlar sayesinde rahat, güzel ama bir o kadar da tehlikeli bir hayat geçiriyoruz. Savaşmamız için bize her türlü imkanı sunuyorlar. Benim ise tek ihtiyacım olan şey ayakkabımdaki gizli hançer ve iskambil kağıtları. Ben Luke 1.84 boyunda 2 çocuk babası bir adamım buraya düşmemin tek sebebi ailemi korumaya çalışmaktı. Dokunduğum maddeler ile yer değiştirme özelliğine sahibim. Elimde ben doğduğumdan beri bulunan bir mühür var ve onun sayesinde yer değiştirebiliyorum. Defalarca elimden silmeyi denedim, kestim, yaktım fakat geçmedi tekrar ve tekrar çıkmaya devam etti. Lanetliydim ve ölene kadar geçmeyecekti. Duş aldıktan sonra üstüme rahat şeyler giyip giyip odamdan çıktım kapılarımız yoktu termal sensörler vardı zaten herkes aynı hayatı yaşıyordu burada sadece oda büyüklükleri farklıydı. Herkesin kapısı katlara göre ortak bir koridora açılıyordu, koridorun sonuna yürüyüp asansör düğmesine bastım ve gelmesini bekledim. Hızlı bir şekilde geldi ve içinde 5K vardı (5k öldüreceği kişi sayısı) benim yakın arkadaşlarımdan biridir Ses dalgası yapabilen bir erkektir kendisi. Onunla savaş sahasında karşılaşmayı hiç istemem. Hem kendisini severim onu öldüremem hemde beni parçalara ayırır. Selam verip benim katımda indi ardından ben binip -6. kata inmek için düğmeye bastım. 4. katta Thunder da bindi beraber aşağı indik. Herhangi bir konuşma ve temas aramızda olmamalıydı ona ısınırsam onu öldüremem. Zaten çokta bir zaman kalmamıştı. -7. katta yer altında inip girişlere doğru ilerledik yollarımız ayrılıyorken son kez tipine baktığımda çok sinirli duruyordu. Saçlarını iki yandan örgü yapmış ve okul üniforması giymiş bir kızı nasıl ! neyse yapacağız birşeyler.
Kapılardan girip iki kapının ortasında bulunan şans ekranına gittik. Sunucu isimlerimizi bağırdı camların arkasından 100lerce insan bizi izliyordu, devasa bir sahadaydık ve hologramik bir harita oluşacaktı. Derin bir nefes aldım.
-Umarım hazırsındır.
-Hiç olmadığım kadar !
Dedi sesi sertti ve kendinden emindi.
-Veee şimdi yarışmacılarımız şanslarını konuşturacaklar...
Ekrana döndük havayı o, savaşaçağımız sahayı ben seçecektim. Bastı ve güneşli havada 30 derece çıktı daha da sinirlenmiş duruyordu. Ben yavaşça bastım ve Mutant Orman isimli bir yer çıktı daha önce savaşanların bazılarında görmüştüm içinde mutant orman hayvanları var ve birbirimizi öldürmemiz gerekirken o hayvanlarla da savaşmamız gerekecekti. Sunucu bağıra bağıra konuşmaya devam ederken bizi iki araç havaya kaldırıdı ve 50 metre birbirimizden uzaklaştırarak sahanın ortasına getirdi. Gerçek Hologram oluşturuyordu herşeyi birebir hissedebiliyorduk. Esen rüzgar, yağan yağmur, toprak kokusu ardından dev ağaçların birbirine geçmiş olduğu dallarında indirildik. Sunucu bize başla diye bağırınca. Birbirimize sertçe bakmaya başladık.
BẠN ĐANG ĐỌC
Sonsuz Vahşet
Bí ẩn / Giật gânHayatta kalmaya çalışan birkaç kişi ve yapmak zorunda oldukları katliam...
