İlk Zamanlar

43 0 0
                                        

İstanbul'a yeni taşınmıştım. Yeni taşınmaktan ziyade 2 aylığına abimin yanında çalışmaya gelmiştim. Istanbul da sadece abim , ben , yeğenim ve yengem vardı. Ailemin öyle taşınma gibi bir planı yoktu. Ne olduysa zaten o iki ayda oldu...
Taşındığım mahalle geldiğim yere göre daha nezih bir yerdi. Komşuluk duyuları tamamen yitirilmişti. Ev sahibi de hiç sohbet muhabbet edilecek birine benzemiyordu. Sadece iki defa selamımı aldığını bilirim neyse...
Benim arkadaş yoksunluğu gibi bir yanım hiç olmadı. Nereye gitsem hemen ve kolayca kendime ortam yaratabiliyordum. Öyle de oldu.
Haziran aylarının sonlarıydı mahalleye taşınalı sadece iki gün olmuş ve ben evden dışarıya sadece sigara içmek için çıkıyordum. 1 hafta sonra abimle calışmaya başlayacak olduğum için arkadaş yapma ve çevreyi ögrenmek istiyordum hemen.
3. Günün sabahın da abim beni kahvaltıya kaldırdı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben sigara içmek için dışarı çıkmıştım. Yukarıda ki  evlere doğru bakınca orada mahalle maçı yapan 12 kişi gördüm. Futbol benim can alıcı noktam olduğu için bende dayanamayarak o arkadaşların yanına doğru ilerlemeye başladim. Kenarda maçı izleyen biri vardı. Biraz ortama yabancı olduğum ilk başta beni oyuna almalarını rica etmeye çekindim ve maçı izleyen gencin  yanına gittim.
-"Selamun aleykum"
+"Aleyküm selam".
-"Ben aşağı mahalleye yeni taşındım kardeşim" dedikten sonra ismimi söyleyerek Caner ile tanışmış olduk. Çok değil yarım saat sonra da diğer arkadaşlar ile de tanıştım ve hemen maça girdim. Güzel oynamamdan ve sakallı olmamdan ötürü bana saygı duyuyorlardı ve ben bundan rahatsızdım. Çünkü benle aynı yaşta olan bi çocuk bana abi diyordu. Güzel bir duygu ama benle aynı yaşta olması güzel değildi. Aradan 2 3 gün daha geçince çocuklarla canciğer olduk.
Bunlar da her arkadaş gibi bana sevgili ayarlamaya falan çalıştılar ama ben hiç o taraftan olmadım. Çünkü geldiğim yerde bu durumları yaşadım ve baya sıkıntılı bir işti. Bu yüzden Istanbul da kendime yeni bir sayfa açmak istediğimi söyleyip o tekliflerini geri çevirdim. Zaten Istanbul da birini ayarlamak için bi taraflarını yırtman gerekmiyordu. Çünkü kızlar gelip sana zaten laf atıyordu. Sende onlara atınca kaynaşıyordunuz. Yine de ben ailemden ve çevremden öyle görmediğim için kızlar tarafından tacize uğradıgım zaman başımı öne eğip yürümeye devam ediyordum. Çok da güzel yapıyormuşum....
3. Haftanın sonunda internet üzerinden bir uygulama indirdim. Bu uygulama da insanlar sana anonim olarak yazabiliyorlardı. Artık kızlara ne çektirdiysem... Hiç kafanı çevirip yüzüme bakmıyorsun vs. gibisinden 20 30 tane mesaj aldım. Yani tamam bu durum gururumu okşamıyor değil. Ama dün bir ,bugün iki hayırdır oğlum diye kendimi hep dizginliyordum....
Günler öyle iş, güç deyip su gibi akarken bir gece annemden telefon geldi ve "biz Istanbul'a taşınmaya karar verdik" dediler.
Annemin bunu demesi üzerine abim hemen Istanbul da ki evlere bakmaya başladı. Ailem biraz kalabalık olduğu için dublex daire bakıyorduk. Babamın Arnavutköyde ki arkadaşları babamı bir şekilde kandırıp bizim de evi Arnavutköy de aramamıza vesile oldular. Aslında abim ve ben emlakçı aracılığı ile dublex bir ev bulmuştuk. Tam imzayı atacakken abime bir telefon geldi ve babamın arkadaşı Ibrahim amca bir ev bulduğunu söyledi. Biz de emlakçıdan ayrılıp o evin yolunu tuttuk. Eve vardığımız da aslında ev ilk baktığımız eve göre daha uygundu. Odaları hem fazla hemde genişti. Abim de ev sahibi ile anlaşarak evi tuttu. Ilk olarak Eski evde ki eşyaları taşıdık sonra kuzenlerin de yardımı ile Memleketten gelenleri. Babamlar orada ki dükkan alım satım işleri yüzünden geç geleceklerdi. Aslında dedemin yazlığı olmasaydı kalmaya da yer olmadığı için bir kısmı gelirdi ama ne yazık ki vardı.
Zaten biz Arnavutköy'e taşınınca Kastamonu da Universite de olan abimde gelmişti benim yerime o çalışıyordu abimle beraber ben de Arnavutköy sakin bir yer olmadığı için evde kalıyordum.
Yine bir gün işe gitmemiştim yengem de ev işleriyle uğraştığı için yeğenimin canı sıkılıyordu. Bende canı sıkılmasın diye onu parka götürmeye karar verdim. İyi ki de götürmüşüm....

Yağmurun Ayak İzleriBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin