GİRİŞ

77 14 5
                                        

Sonunda beklenen gün.
Dört yılın mükafatı.
Mezuniyet.
Bin bir güçlüklede olsa başarıyla bölümümü bitirdim.
Artık bir kimyagerim.
Bakalım bundan sonra beni neler bekliyor.

Elimde diplomam evin yolundayım. Antalya yine her zamanki sıcak günlerinden birini yaşıyor. Mezuniyet sonrası kutlamalar yok muydu? Elbette vardı ama bana yoktu. Hocalarımın ardı arkası kesilmez ısrarlarını geri çevirmek oldukça zordu. Evde beni bekleyeni bilseler anlarlardı derdimi ama tabi onlara anlatan kim? Eminim ilerleyen zamanlarda sizde bana hak vereceksiniz.
Bahçemizin kapısını açıyorum ve evden hiç ses gelmiyor. İki ihtimal var; babam ya evde değil yada uyuyor olmalı. İçeriye girdiğimde; üzerinde kayılıp şekli bozulmuş halılar, her köşede kokularıyla etrafı saran içki şişeleri, çöp kutusunu aratmayan masa ve ağzına kadar dolu bir kül tablası ile en başta aklıma gelen ikinci ihtimali yani babamın evde olduğunu anlıyorum.
Perdeleri ve pencereleri sonuna kadar açıyorum. Çantamı boş -ve temiz- bir yere koyup etrafı toparlamaya büyük bir çöp poşeti alarak başlıyorum. Kesinlikle sessiz değilim aksine özellikle ses çıkartıyorum. Çabam en nihayetinde sonuç buluyor ve babam uyanıyor - ayılıyor mu demeliydim? - .
'' Of! Bu ne gürültü sabah sabah? Bir uyutmadın ! ''
'' Sabah dediğin saat öğlen üç. Günaydın. ''
'' Olmuş mu o kadar yahu? ''
Elleri başını ovuştururken, etrafına olan biteni anlamaya çalışan gözlerle bakıyor. İçeriye gelen güneş ışıkları gözlerini acıtmış olmalı ki, acıyla karışık ufak bir inleme duyuyorum. Bir yandan, çöpleri, şişeleri toplamaya devam tabi. Gözleri beni buluyor.
'' Nereden geliyorsun sen? ''
'' Okuldan. ''
'' Ne zaman bitireceksin şu okulu? ''
'' Merak etme, bugün bitti. Mezun oldum. ''
'' Sonunda. İyi , şimdi ne olacak? ''
'' Hiç bir şey. Kendi işimi bulana kadar aynı düzende gidecek. ''
'' Okudun da ne oldu? Şöyle varlıklı, bol paralı biriyle evlende bir baltaya sap ol. ''
'' Paralarını sen ye diye mi? ''
'' Hayatın kurtulur hayatın. Bende kıyısından kenarından faydalanırım tabi. Babanım ben senin. '' Elimdeki çöp poşeti doldu. Bir yenisine geçiyorum ve kesinlikle babamın yüzüne bakmayı reddediyorum.
'' Böyle zamanlarda aklına gelmesi bir kenara, babam olduğunu hatırlaman duygulandırdı. (!) ''
'' Eehh ! '' Bağırdı ve kenardaki çiçeği yere fırlattı. Çekilmeseydim bacağıma isabet edecekti. Şükürler olsun ki yapay bir çiçekti. Kırılan vazo dışında bana bir etkisi olmadı.
'' Başım çatlıyor zaten. Edebiyat yapma bana. Paran var mı? ''
'' Yok. ''
'' Nerede yiyorsun sen bu paraları? Ne demek yok? '' Ayağa kalktı ve adımları çantama gidiyordu. Önüne geçtim.
'' Ne yaptığını sanıyorsun sen? Yok diyorum işte. ''
'' Vardır senin üç beş kuruş sakladığın. Çekil şurdan ! '' Beni itti ve çantamı açıp cüzdanımı buldu. Elbette içinde az biraz bir şeyler vardı. Buldu ve hepsini aldı. Bana döndü ;
'' Sakın bir daha bana yalan söyleme! ''
Sonrasında arkasını dönüp çıktı. Bahçe kapısınında sesini duyduktan sonra gözümü yakmaya başlayan yaşlar, artık ne kadar yorgun olduğumu anlatmaya yetmiyordu. Muhtemelen yine içki ve sigara almaya gidiyordu.
Karşımdaki babam ve benden başka kimsesi yok. Ne yapabilirdim ki?



Eveet, arkadaşlar. İlginizi çekmesini beklediğim bir giriş yapmak istedim. İyi veya kötü tüm yorumlarınızı bekliyorum. Bu yolda yanımda olmanız, hikayenin ilerleyişinde benim için en önemli faktör.

DAMLAWhere stories live. Discover now