''Ayşegül Allah aşkına bir şeyler ye bak hasta olacaksın..''
Bu Berna beni sürekli ''Ayşegül bir şeyler ye, Ayşegül kendine hiç dikkat etmiyorsun'' vs. vs. diye uyarıp dururdu. Kendisi benim cafemi açtığımdan beri yani yaklaşık sekiz yıldır tanıdığım ve çok sevdiğim arkadaşımdır.Hiç bir konuda beni kesinlikle kırmaz tam tersine yaralarımı hep sarmaya çalışmıştır.
''Ayşegül bu mekan senin ve sana ihtiyacımız var biraz kendini toparlaman lazım artık.Ya Allah aşkına yüzyıllar önce seni bırakan birini hala nasıl bu kadar içten ve sanki gözünün önündeymişte göre göre acı çekiyormuşsun gibi. Güzelim gözden ırak olan gönüldende ırak olur sözü sende hiçmi etki yapmadı anlamıyorum. Hepimiz sevgine sonsuz saygılıyız ama kendine dikkat etmedikçe sinirlerimizi bozuyorsun..''
Evet yıllar önce beni bırakan birbirimize aşık olduğumuz seve seve ayrıldığımız adama hala aşıktım. Lisedeydim ayrıldık. Ben unutamadım. Onu bilemem.
''Tamam Berna iyiyim üstüme gelme artık hadi kalkalım daha pastaları hazırlamadık. Doruğa söylede cafede kahvede kalmamış bide şekerleme alsın biraz fazla alsın yetmiyor.''
Berna beni çok sıkıştırdığında hep böyle yapardım işime odaklanmak çok iyi geliyor bana. Pasta yapmak benim hayat felsefem.Pasta malzemelerini görünce gözleri dolan bir ben olabilirmiyim bilmiyorum. Bu pasta aşkım yüzünden üniversitem biter bitmez Cafe-Pastane açtım. İşimle aramda aşk yaşadığım doğrudur.
''Tamam Ayşegül..''
Mutfağa geçtim. Mutfakla ayrı kahve,nargile,içeceklerin hazırlandığı ayrı bir bölümümüz var.Ben patronum aynı zamanda pastalarıda ben üstlendim ben zaten pasta yapmak için bu mekanı aldım.Mekan tamam diye bu güzelim çeşit çeşit pastacıklarımı başkalarına emanet edemezdim.
Bazı geceler kafam çok bozulduğunda bile sabahlara kadar pastalarımı süsler cup-cakelerimi hazırlarım.Bunları yapmak beni motive ediyor.Ben pastalarımla uğraşırken mutfağın ikili kapısı ortadan hızlıca itildi ve ''Birileri yine iş başında galiba..'' dedi Efe o kocaman gülümsemesiyle.Efe benim çocukluk arkadaşım mekanda eksik olduğunda da çok yardımcı olur sağ olsun.
''Ooo Efe bey. Hoşgeldiniz. Ne iyi ettinizde geldiniz nereden böyle?''samimi bir gülücük attım.
''Sabah kalkmam çok zor oldu biliyünnü dedim accık geç gidem patronum bir şey demez.'' Kafasını saate çevirip ''Saat daha on bir bence iş başı yapmak için gaye erken.'' dedi kahkaha atarak. Efe'nin bu samimiliğine bayılırım yeri gelince çok asabi olur ama günlük hayatta hep böyle gevşektir.
''Birincisi ben senin patronun değilim ikincisi eğer olsaydım bu saatte işe geldiğini düşünürsek..'' Elimdeki bıçağı ona doğru doğrulttum ve ''Galiba seni ya doğrardım ya da çoktan kapının önüne koyulmuştun.'' dedim gülerek. '' Aman ne abarttın. Neyse ben bizimkilere bakayım eksik bir şey var mı?'' dedi burnumdan makas alarak. ''Hayır yok Doruk gitti almaya teşekkürler.'' dedim.
Mutfaktan çıktı.
(Her saniyemde onu düşünüyorum. Yüzünü hala çok net hatırlıyorum. Bir gün çıkıp gelsen affeder miyim bilmem ama çok seveceğim kesin.)
Hayatımdaki insanlara ne kadar belli etmesemde işimin başındayken bile aklımdan çıkmıyor. 11 yıl.. Dile kolay normal birisini on bir yıl görmesem hem adını hemde sımasını çoktan unutmuştum bile ama içimi bomboş bırakan o adam.. Hala her zerresine kadar her şeyi aklımda.Allahtan mekanda arada kafa dağıtabiliyorum. Eve giderken yine aynı olsamda bir saniyeliğine aklıma gelmediğinde daha iyi oluyorum. Gerçek aşkı yakaladım ama elimde tutamadım galiba kim bilir belki evlenmiştir. Çocukları vardır. Onun gibi kocaman kocaman gözleri olan.. Neyse...
VOUS LISEZ
Mayın Tarlası
Roman pour Adolescents''Ne zaman bitecek cezam?'' ''Sana o kadar hasretim ki...'' ''Seni özlemekten içim kurudu,hissizleştim artık..'' ''Gözlerimin damarları bile isyanda su salmaktan sana akmaktan..'' ''Hiç gelmeyeceksin değil mi?'' ''Sıkıldım gülüşünü,öpüşünü,sarılışla...
