Elimdeki kitaba ara verip sesli düşüncelere daldığım gecelerden biriydi. Dışarda sonbahar rüzgarının ayazı vardı. Kitaptan başımı kaldırıp dışarıya baktım, aşağı doğru kaymış gözlüklerimi kaldırarak. Ağaçları boyun eğdiren , yaprakları sağa sola savuran rüzgarın soğuğunu hissetmek için dışarıda olmak gerekmiyordu. Eski tahta pencerelerden odayı soğutan bir esinti kendini hisettiriyordu.'' Aslında'' dedim elimdeki kitabı pencerenin önüne bırakarak . ''Lola ,şu aşk dedikleri şey insanoğlunun en saçma isyanı. En basitinden bi film izlesem ya da ufak bi hikaye okusam hep ona o üç harfe rastlıyorum. Sanki onsuz hayat da olmazmış gibi, sanki onsuz her şey biraz yavan biraz eksikmiş gibi. Sonra gerçek hayata dönüyorum kocaman bir balon görüyorum, şişirildikçe şişirilmiş, poh pohlanmış, özene bezen giydirilmiş ama onu gören yok,duyan yok. Herkes şikayetçi...Kimi aşkını bulamadığı kimi de aşkına karşılık bulamadığı için.. Çok garip. Değil mi Lola ? Lolaa ? Sanırım okuduğum Aşk ve Gurur kitabının etkisiydi bu saçmalıklarım.
Arkamı döndüğümde Lola sallanan sandalyesinde başı hafif sağ omzuna doğru kaymış, o kısık küçük gözleri çoktan uykuya yenilmişti. İyi ki de yenilmişti çünkü konu aşk olunca çok fazla hikaye dağarcığına sahipti o .Batı Avrupa'nın Romeo ve Juliet'inden tutunda , Asya'nın Batısında konusu kızgın çöllerde geçen aşıklardan,Leyla ile Mecnun'dan konu açabilirdi size sabaha kadar. O benim dünyadaki tek ailemdi. Annem ben henüz birkaç günlükken beni Lola'nın kucağına verip kayıplara karışmış. Bir daha ne bi haber gelmiş ondan ne de o gelmiş. Zaten benden başka da kimse beklemiyor onu bu kasabada. Küçük klisedeki pazar ayinlerinde Tanrı'nın azabını hak edenlerin sonunda şeytanın yardımcılarından bahsedilirken bana çevrilen gözlerin ardındaki korkuyu, acımayı, fısıldaşmaları çok defa hissetmişimdir. Babama gelince kim olduğu konusunda pek bi fikrimiz yok. Sadece büyük kahverengi gözlerimi anneme hiç benzetemedikleri için ondan almış olabileceğimi söylemişti Mia teyze. Her neyse Lola'cım hadi kalk yatağımıza gidelim hadi tut kollarımdan.
Bi anda korkutmuş olmalıyım ki irkildi.'' Ne ormanın cinleri mi geldi, kızım? Nerdeler çabuk saklan diyerek uyandi zavallı Lola. Az korkutmamıştı küçükken anlattıkları hikayelerle ben ve Jane'i. Soğuk kış gecelerinde kötü ruhların azabından korunmak için az tütsü yakmamıştık. Hatta bi keresinde az kalsın evi yakıyorduk. Minik ihtiyarım şimdi de o hikayelere çok fazla inanmaya, kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Geçen gün mutfaktayken odada biriyle konuşuyormuş gibi sesleri geliyordu. Odaya gittiğimde sanki biraz önce hararetle konuşan o değilmiş gibi susup uyuma numarası yaptı bana .Ah Lolam, canım tontişim benim.
-Hayır Lola sakinleş kim gelecek bu saatte? Hem kim ne yapsın şu pasaklı tembel torununu. Hadi yatağına otur bakalım. Sıkıca üstünü örttüm malum kışın habercisi sonbahar bu kasaba da çok sert geçiyordu ve biz ikimiz için daha da hırçın ve acımasızdı... Daha da kötüsü bi haftaya yatılı okuyacağım Broken Hill deki kilise okuluna gitmem gerekiyordu. Çekmecemde büyük anneme geldiğinden hiç bahsetmediğim zarfı çıkardım. Siyah bir zarfın üstünde el yazısıyla yazılmış Elizabeth Stephan MCCallen'a yazısı bile ürkütmeye yetiyordu. Bu korkunun içinde Lolam'ı yalnız bırakmak zorunda kalmamın verdiği üzüntünün yanında daha önce bu küçük kasabadan hiç dışarıya çıkmamış bir kızın korkusu da yatıyordu. Çünkü kasabamız çok ücra bir kasabaydı. Kasabadan dışarı çıkmak için ne bi bahanemiz olmuştu ne de dışarıdan gelen bi insanla tanışmıştım .Ve tanıdığım tüm kasaba halkı uzak ya da yakın bi yerden akrabam sayılıyordu. Evet doğru en iyi arkadaşım Jane ve Williamla bile uzayan soy ağacımızda kesişen iki üç nokta vardı. Lola'nın dediğine göre bu topraklara ilk gelen topluluklardanmışız. Bizden olmayan kimseyi barındırmamışız yanımızda ve kimsenin de gitmesine izin verilmemiş tabi. Annemin de dahil olduğu bi kaç karanlık istisna dışında.. Tam olarak anlatılan hikayelerden hangisi ona ait bilmiyorum ama adları bile anılmaya layık değil bu kasabada. Ruhunu Şeytana Satanlar olarak anılırlar hep küçük kilisemizdeki Pazar ayinlerinde. Arkadaşım Will e göre yedi büyük günahtan birini işledikleri için böyle bir isim vermişlerdi. Bana kalırsa çokta önemli değildi aslında ne yaptıkları sadece düşünememeye çalışıyorum. Gözümü zarftan ayırıp Lola'nın kilerden çıkardığı büyük siyah bavuluma sonra dolaptaki bi kaç eşyamı baktım. Gitmek istemiyorum en azından Lola için burada kalmalıyım. Bunu yarın pederle konuşmalıyım mutlaka...
Aman tanrım bu baş ağrısı bu soğukluk da ne. Yaklaşık bir yıldır bu ağrılarla gece yarısı uyanmaktaydım ama son haftalarda dayanılmaz bir hal almaktaydı. Lolayla beraber yattığımız karyolanın kenarından tutarak oturmaya çalıştım. Elimi deli gibi atan kalbime götürdüm. Derin nefes alabilmek için üstümdeki kalın yünlü yorganı kenarı attım ama nefesim, verdiğim nefesi alamıyordum. Noluyor bana böyle. Olabildiğince akciğerilerime doldurmaya çalıştığım nefesle Lolaya seslendim.
- Lola ,Lolaa uyan lütfen ne olur. Başımdaki ağrı vücudumdan ayakuçlarına doğru inerken ellerim hissetmemeye başladım. Buz gibiydiler. Vücudum kasılmaya bacaklarıma kramplar girmeye başladı. Ayağa kalkmaya çalışırken bir şey beni yatağıma geri çiviledi. Artık çığlıklarım ses tellerimden bağımsız sessiz ve karanlık odayı dolduruyordu. Tüm acı göbek deliğimde toplanmaya başlıyordu. Lolaya gözlerimi devirdiğim de çoktan yanımdan kalkmış sokak lambasının odaya sızan soluk sarı ışığın altında çekmeceleri karıştırıyor, odayı birbirine katıyordu. Telaşlı ve titreyen elleri tüm çekmeceleri yere devirmiş söyleniyordu:
-Ah canım torunum canım Liza'm. Büyük ruhlar Decan ve Malia adına bu kadar erken olmamalıydı.Nereye koydum onu..
Ah Lolam uzun zamandır koyduğu yerde bulamıyordu ki aradığı şeyleri. Bu kadar erken olmaması gereken neydi aradığı şey neydi. Başımın içi sorular dolarken artık vücudum pes ediyordu sanırım gözlerim kapanmadan son bi kez Lola ya bakmak istedim.
-Liz tamam buldum işte. Yerden aldığı tıpaçla kapatılmış küçük mavi şişeyi açmaya çalşıyordu.
-Affet beni Lola galiba ölüyorum ben . Fakat Lola ben ölürken bile o bulduğu şeye seviniyordu ve sanırım son gördüğüm şey de onu üzerime serpmesi oldu.
BẠN ĐANG ĐỌC
Broken Hill Ekspresi _ Uyanış
Kỳ ảoOrta Çağ Avrupasının acılarından kaçmış bir gizli topluluk Wicca Tarikatı ve bu tariaktın genç cadılar yetiştirmek için açtığı Broken Hill Akademisi. Büyük annesiyle büyümüş , annesine de musallat olmuş lanetin onu takip ettiğinden habersiz bir gen...
