1

7 0 0
                                        

''Eren,''

''Eren sıkıldım artık olmuyor işte bırak.''

Sıkıntıyla derin bir of çektiğimde nihayet yay gibi kaşlarının altındaki bal rengi gözleri önündeki kağıtlardan ayrılmış ve gözlerime kenetlenmişti. Yakışıklı bir herif olduğunu kendisi de biliyor ve bunu her ortamda çekinmeden göğüslerini kabartarak cümle insana duyuruyordu. Ki ben de ona çekinmeden söylerdim çünkü arkadaşım o reklam panolarındaki adamları aratmıyordu kimsenin gözüne insanların önündeyken. Bir çok kızın rüyalarını süsleyebilecek, okudukları kitapların o başroldeki meşhur çocuğu hayal edebilecekleri bir tipti Eren. Ve ben de onunla gurur duyuyordum.

Elindeki mavi uçlu kalemi uzanarak orta sehpadaki kağıtların üzerine fırlattığında söylendi.

''Biz bu işi niye yapamıyoruz bebeğim? Hayır yakışıklıyım, bir çok kızın gözlerine görsel şölen sunuyorum ama iki notayı bir araya getiremiyorum.''

Gözlerimi devirerek çıplak ayaklarımı koltuktan aşağı indirip zeminle buluşturdum. Hava koyu maviliğini kaplamaya başlarken boydan boya cam olan duvardan gözlerimi ayırmadan keyifsizlikle mırıldandım.

''Bırakalım böyle işleri. Sen çal sadece, illa beste yapacaksın diye bir şey yok değil mi?''

Kucağındaki akustik gitarı oturduğu kanepenin yanına diklemesine koyarken oturduğum yerden kalktım. Çıplak ayaklarım zeminde tok sesler çıkartırken salondan söylendiğini duyabiliyordum.

Salondan bir bar tezgahıyla ayrılan mutfak ortama Amerikan mutfağı tarzında bir görüntü sergiliyordu. Su ısıtıcısına su koydum üst dolaptan kahve kutusunu elime aldım. ''Kahve yapacağım, sen de istiyor musun?''

Onaylar sesini duyduğumda bardakları tezgaha koydum ve kahveyi bardakların içine boşalttım. Suyu da ekleyince bardakları elimle kavrayarak salona yöneldim. Ulaştığımda bardağın birini ona uzattım. ''Dışarı çıkalım mı? Keyfim kaçtı benim. Bebeğimle takılmak istiyorum biraz onu özledim.''

İki kişilik kanepeye bacaklarımı altıma alarak oturdum ve bu fikri kısa süreliğine değerlendirdim. Kahve kupasını dudaklarıma yaklaştırdım ve bir yudum alarak ağzımda bıraktığı tattan hoşlanarak homurdandım. ''Başım çatlıyor. Yarın sahne var zaten biraz dinlenmek istiyorum.'' İtiraz edeceğini biliyordum çünkü yaklaşık 4 saattir beste yapmaya çalışıyordu ve eline birkaç notadan başka bir şey geçmemişti. Cidden canı sıkılmış görünüyordu.

Kahve kupasını yudumladıktan sonra ayaklandı bar tezgahına doğru yöneldi. ''O koca kıçını teklemeleyerek seni dışarı çıkarmamı istemiyorsan kalk hazırlanmaya başla. Biraz daha oturmaya devam edersem seksi kıçımda yaralar çıkacak, dışarı çıkıyoruz o kadar.''

O odasına doğru giderken arkasından seslendim. ''Kahvemi bitirseydim bari be.''

**

Kapıdan içeri adım attığımızda havayı yoğun alkol ve sigara kokusu kaplamıştı. Buna sahne aldığımız bar-kafelerden alışkındık.

Girişten yaklaşık 4-5 metre ileride aşağı inen birkaç basamak vardı. Basamaklardan inildiğinde basamakların yanlarındaki duvarların önünde birbirine paralel olarak konulmuş kanepeler ve aralarında masalar bulunuyordu. Ortadaki alana ise masalar serpiştirilmişti. Basamakların karşı köşesinde ise canlı müzik için bir sahne yapılmıştı.

''Hadi şurada boş yer var gel.'' Bileğimi kavrayıp beni arkasından sürükledi Eren. Homurdanarak peşinden ilerlesem de mekanı beğenmiştim. Çok olmasa da etrafı dolu gösterecek kadar insan vardı. Ortama sahip olan rock tarzı yabancı şarkıyı beğenmiştim. Etrafı izlerken bu mekana bir daha gelmeyi aklımın bir köşesine not ettim.

Eren'in bulduğu yere karşılıklı oturduğumuzda masalar sol tarafımda sahne karşımda kalmıştı. Garsona içkilerimizi sipariş ettiğimizde onaylayarak ilerledi. Çantamdaki sigara ve telefonumu masaya bıraktım. ''Burası güzelmiş neden daha önce getirmedin beni?''

Eren saçlarına parmaklarını geçirerek önüne düşen inatçı tutamı geriye doğru iteklerken omzunu silkti. ''Geçen bir hatun buraya getirmişti, ben de yeni öğrendim burayı. Güzel değil mi?''

Onu onayladığımda içkilerimiz gelmişti. İçmeye başlamadan önce sigaralarımızı yaktık. İçime dolan zehirli dumanla birlikte rahatladığımı hissettim. Üzerimdeki deri ceketi çekeleyerek çıkardığımda desenli kısa gömleğimle kaldım. ''Bu aralar canım çok sıkılıyor, bir şeyler yapmak istiyorum ama bir yandan bütün gün evde oturmak da cazip geliyor.''

Gözleri kısıldı. ''Çünkü garibiz güzelim. Bir yandan bir hatun becermek isterken bir yandan şu garsonu soymak istiyorum ben de.''

Gözlerimi devirdiğimde kıkırdadı. ''Benim suçum değil yakışıklı olmasaymış.''

Evet aynı zamanda can dostum olan ev arkadaşım biseksüeldi. Kararına tabii ki saygı duyuyordum ama bir gün bir kadınla ertesi gün yabancı bir adamla evde karşılaştığımda garip hissediyordum.

''Neyse bizimkileri arasana, dosyayı da getirsin yarınki şarkıları seçelim.''

Eline telefonu aldığında içi alkol dolu bardağı dudaklarımla buluşturdum. Tadı yüzümü buruşturmama sebep olsa da çayırkeyif olmayı sevdiğimden içiyordum. Bir yandan sigaranın dumanını içime çekerken Eren'in Çağdaş'la konuşmasını duydum. Telefonu masaya geri koyduğunda ''Geliyorlar'' dedikten sonra içkisini yudumladı. İki kişilik koltukta yana kaydığımda lavaboya gideceğimi söyleyerek ayaklandım ve lavabonun yolunu tuttum.

Wc yazılı tabelanın gösterdiği koridora doğru gömleğimin yakalarını düzelterek ilerledim. Koridora botlarımın tabanını sürterken etrafıma bakınarak ilerledim ama tuvalet kapısını görünce içeri daldım. Gerekli işlerimi halledince çıkmak için kapının koluna asıldım. Koridorda ilerlerken içeriden gelen rock tarzı müziği beğenerek dinledim. Bu gece içip rahatlamak istiyordum.

Masaya geçtiğimde de öyle olacağını gördüm. En azından rahatlayacağımı biliyordum.



---------------

      İlk ve tek kurgum olabilir, belki de kurgu değil gerçektir.

Vous avez atteint le dernier des chapitres publiés.

⏰ Dernière mise à jour : Oct 21, 2017 ⏰

Ajoutez cette histoire à votre Bibliothèque pour être informé des nouveaux chapitres !

GRİOù les histoires vivent. Découvrez maintenant