Soğuk. Üşüyorum. Sıcağa yaklaşmak istedikçe ateşten uzaklaşıyorum. Neden ? Ben de bilmiyorum. Hani üşümüşsündür de giymişsindir hırkalarını,ceketlerini ve ya polarlarını. Soğuna direnmek için sıcağı çağırırsın. Üşüme sebebin gribindir. Aldığın soğuktan kurtulamayıp hasta olup yüzlerce kat sıcağa ihtiyacın olur. Benim de öyle. Kalbim soğudu. Isıtmak için binlerce kilometre yol katediyorum. Yorulduğumda oturuyorum. Kafamdan dönen bir yara seslenmeye başlıyor. İlk ölümüm. '' Kalkman zorundasın, burada oturup rahat bir nefes alabilmen için yoksun.'' Seni diyor. '' Seni bekleyen diğer ölümlere yetişmen gerekiyor. Yoksa bedenin çürüse dahi acın dinmeyecek.'' Yeniden, yine yeni yineden. Kendime değil başkalarına koşuyorum. Hayaletime bıraktıkları yaraları kapatmaları için. Her seferinde bir diğer ölüme koşuyorum. Yoksa hissediyorum. Ben gözlerimi asla açmayacak şekilde kapadığımda, zamanla toprak bedenimi çürüteceğinde, insan denilen canlılar başıma geçip aramızda birkaç parça toprak varken zamanında değer vermişler gibi ağlamaya başladıklarında sonsuz uykumda huzur bulacakken zihnimdeki yaralar itiraz edip beni rahat bırakmayacaklar. Susmalarını istiyorum. Bir deli özlemde huzur arıyorum. Belki abartma sende diyeceksin. Dur. Otur. Otur her şeyini kapat dinle beni. Çünkü şimdi anlatmazsam anlamsızlaşacak. Bugün çürüse bedenim herkes abartmış diyecek, gerçekten yaşadığımı kimse bilmeyecek. Her gün yeniden öldüğümü hissetmeyecekler. Koştuğumu, yorulduğumu, nefes alamadığımı, duramadığımı hissedemeyecek. Kaç kişi öylesine öldü diye umursamayacak tahmin edemezsin. Ve işte ben, bunu kaldıramam. Erkek ve ya kadın yada bir kız hangisi daha çok sever ? gibi bir soru bu hayat. Hayatımın sorusu... Bence hepsi. Bir sevginin erkeği-kadını küçüğü, büyüğü, yaşlısı, genci, zayıfı, şişmanı, zengini, fakiri değiştirmez. Bir kadın, bir kız defalarca kapatır kendini ve başkalarının kendini bulmasını kurtarmasını ister. Kimse bulmaz. Yalnızdır. Farkındadır, yeniden darılır. İnsanları görmemek ister, kendi kurtulmak ister. Bileklerinden kan akmaya başladığında sanki değerliymiş gibi yine toplanırlar kendi dillerince kurtarmaya. Peki ya erkekler kadınlar kadar sevmiyordu da nerede kadın şairler ? Neden çoğunluğu beyefendi. O mısraları yazanların çoğu neden erkek ? İşte burada tükeniyor. Yani eşitler. Tüm sevgiler. Hayatıma uyarladığım soru nedeniyle cevabını uyarladığımda boşluk. Anlatabildim mi şimdi ? Anlayabildin mi ? Fark ettin mi aklımdaki karışıklığı? Yorgunluğu ve ölümleri. Bizler Tıpkı Papatyalar Gibiyiz. Onca kişi tarafından sevildiği söylenip sonra kökünden sökülerek öldürülüyoruz. Birleştirilmiş onca papatya arasında tek kalıp ölen papatyalar.. . Kendi takımımızda hepimiz birer yalnız, belki de yanlışız. Yan yana, yana yana...
********
Diğer ölümlerde birleşmek üzere,
o zihninizdeki acıyı unutmak üzere,
yine yeniden hissedene kadar görüşmek üzere.... O kalbe iyi bakın
ESTÁS LEYENDO
Tıpkı Papatyalar Gibi
Novela JuvenilTıpkı, tıpkı papatyalar gibiyiz. Onca kişi tarafından sevildiği söylenip sonra kökünden sökülerek öldürülüyoruz. Birleştirilmiş onca papatya arasında tek kalıp ölen papatyalar.. . Kendi takımımızda hepimiz birer yalnız, belki de yanlışız. Yan yana...
