Bu kitap; kalbinin kanatlanıp gittiği yere, bedeninin gidemediği insanlara ithaf edilmiştir.
"Sabaha karşı saat 5 fakat henüz gün doğmadı. Ne zaman doğacak bilmiyorum, belki sen geldiğinde belki seni sevdiğimi söylediğimde..
Buse?
Soru işareti...
Düşünüyordu çaresizce ateş böceği. "Seven mi kaybeder yoksa sevilen mi?" Bunun kesin bir cevabı yoktu onun için, ama bir gün bulacağına emindi. Gecenin bir yarısı perdenin arasından sızan ay ışığıyla çaresizce karşısındaki duvara gözlerini dikmiş, ruhsuz bir ifadeyle dalıp gitmişti uzaklara.
"Seven mi olmak iyidir yoksa sevilen mi? Acı çekmek mi acı çektirmek mi?" Derin bir nefes verdi ıssız karanlığına, hem çaresiz hem de düşünceliydi ateş böceği. Sürekli sevdiği adamı izliyordu ama adam, ateş böceğinden bir haberdi. Bu durumdan sıkılmıştı artık ateş böceği ama ne yapmalıydı? "Acı çekmek mi istiyorsun ?" diye düşündü tekrar tekrar.
Cesareti sadece, sevdiğini görene kadardı. İçinde gittikçe büyüyen hislerden korkuyordu ama bir yandan da mutluluğun hayalini kuruyordu.
En basitinden şuna cevap verin; Eğer aşk yoksa, bir hikaye nasıl mutlu sonla biterdi?
Saatler birbirini kovalarken; ateş böceği düşünceler içinde uyuyakaldı.
*****
BÖLÜM 1: BİN BAKIŞ, BİR DOKUNUŞ
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
"Bilmezsin sihirim sen, sinirim el, yokluğuna zifirim ben.
Bilmezsin bi yel savurur senin kokunu işte o rüzgara mihirim ben
Bilmezsin ya işte o bilmediklerinin içindeki çukurum ben
Bi' yokluğu anlamış bu gönlüme mühürüm ben..."
🎶 Ozbi- Bu Nasıl Sevda
*****
"Buse, Buse!"
Buse, sevdiği adamı izlerken kendisine seslenen arkadaşını duymuyordu. Onun için dünya durmuş göz perdeleri kapanmıştı. Sevdiği adamın tüm mimiklerini izlemek, kaç kere istemsizce göz kırptığını kaçırmak istemiyordu. Hiç sıkılmadan karşısına oturup kirpiklerini sayabilir hatta bıraksalar günlerce aşığı olduğu kirpiklerinin üzerine şiirler yazabilirdi. Yüzünde masumane ufak bir gülümseme, gözlerinde naif parıltılar ve ellerinde seyrek bir titreme...
"Buse, canım bebeğim sana diyorum. Artık dünyaya mı dönsen?" diye isyan etti sonunda Helin.
Buse'nin aklı bir karış havada olan halleri son günlerde katlanarak artıyordu. Bu durum Helin'i ne kadar endişelendirse de Buse'ye sormaya çekiniyordu. Olası bir durumda depresyona girip kendini daha da içine kapatabilir, takıntılı aşkını bir duvar olarak kullanarak o duvarlar arasında yaşamaya başlayabilirdi. Aslında Helin her şeyin farkındaydı, bu durumun sadece aşktan ibaret olmadığını o da biliyordu.