Merhabalaaar! İlk hikayemin ilk bölümü. Umarım beğenirsiniz. Görüşlerinizi bekliyorum. Keyifli okumalar!
BÖLÜM 1: ASANSÖR
"Her şey zamana tabidir,
Vardır elbet sonu,
Vardır elbet başı,
O, karanfil kokuyor,
Başı var, sonu yok."
Hayat, hazırlanıp önüme tepsiyle sunulmuş gibiydi. Aldığım kararlar, seçimlerim, tamamen tesadüfen karşıma çıkan fırsatları seçmekten ibaretti. Senelerimdeki inişlerim ve çıkışlarımın yarattığı büyük, hırçın dalgalar beni oradan oraya savururdu. Bana ait olmamış bu hayatın iplerini hiçbir zaman elime alıp o zorlu dağları tırmanmamıştım.
Bazen oturur şiir yazardım, ancak fark ederdim ki hiçbir zaman tatmin olacağım kadar güzel olmazdı. Yırtar atardım hiç düşünmeden. Sonra bir roman yazımına girişirdim, aklım hep yırtıp attığım şiirdeydi ama. Tek celsede yırttığım o emek dolu dizeleri düşünür dururdum. E haliyle romanı da yazamazdım. Derdim ki kendi kendime, senden yazar falan olmaz neyi zorluyorsun?
Belki de kendimi en iyi bu şekilde ifade edebilirdim. Hayatımın her döneminde küçük denge problemleri yaşadım. Aynı anda kafamda farklı düşünceler dönüp durur, hep bir şeylerin nedenini arardım. Annem küçükken bunun zeki olduğumdan kaynaklandığını söylerdi. Şimdi ise neye inanırdı bilmem.
Beni düşüncelerimden boğulmaktan söküp alan Sadri Usta'nın minik kahvecisinin önünde duran bağcıkları açık, kirlenmiş ayakkabılarım oldu. Ustamın bana ayırdığı kahvemi aldım.
"Günaydın, Sadri Bey! Maşallah işleri iyi gördüm, Allah bozmasın!" Sadri Usta tezgahtaki işini bitirip bana el salladı. "Günaydın kızım, sağ olasın. Senin işler de zor valla. Kolay gelsin."
Sadri Usta, benim dedem gibiydi. Annem öldükten sonra babamın kendini toparlayamadığı dönemde bana çok bakmıştı. Her sabah gelsem de gelmesem de kahvemi ayırır koyardı benim. Hakkını asla ödeyemezdim. "Teşekkürler ustam, görüşürüz sonra öpüyorum pamuk ellerinden!"
Hışımla kahveden çıkınca geç kaldığım için yoldan bir taksi çevirdim. Bugün geç kalmama rağmen işimi aksatmak istememiştim. Zaten işimden memnundum, keyif alıyordum. Üniversitede bölümümü seçerken çok zorlanmıştım çünkü hiçbir zaman ilgimi çeken bir meslek olmamıştı. Kesinlikle hiçbir meslek bana uygun değildi. Yapamazdım ben öyle sabah kalk, işe git, her gün aynı şeyleri yap, insanlarla uğraş. Bana göre değildi bunlar.
Üniversitede bölümüm, hayatım, belki de geleceğim tesadüfen gelişmişti. Asla hayal edemeyeceğim bir şekilde uzay bilimi ve astronomi okumuştum.
Daha sonra çeşitli projelerle farklı ülkelerde seminerlere, yarışmalara katılmış; ünlü bilim insanlarıyla tanışmıştım. Benim gibi bu önemli seminerlere ve yarışmalara katılan binlerce öğrenci, kadın, adam, doktor, profesör vardı. Bu organizasyonları düzenleyen ISS (International Space Station)'de çalışmakta olan birkaç önemli bilim insanıydı ve ben üniversitedeyken çok önemli bir toplantı düzenlenmişti. Bu toplantıda alınan kararlarda, her ülkede ISS'ye bağlı, seçilmiş bilim insanlarından oluşan bir grup kurulacağı ve her ülkede araştırmalar başlayacağı söylenmişti.
Nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim olmadan yüzlerce insanın arasından ben de seçilmiştim. Türkiye için, 17 kişilik bir ekip oluşturulmuştua. Yaklaşık 3 yıldır bu ekiple beraber insanların çoğunun habersiz olduğu uzay araştırmaları yürütüyorduk ve diğer ülkelerdeki gruplarla da sürekli iletişim halindeydik. Bu yıl en çok üzerinde durduğumuz konu paralel evrenlerin varlığından kesin olarak emin olmuş olsak da hala nesnel olarak kanıtlayamıyorduk ve bununla ilgili çok yoğun bir çalışma içindeydik.
VOUS LISEZ
KARANFİL KOKUSU
Roman pour AdolescentsO, karanfil kokuyordu. Ben karanfil kokusunu bilmezdim ama, o hep kokardı. O, karanfil ruhluydu. Ben hiç karanfil görmemiştim ama, onun ruhunu nerede görsem tanırdım. O, karanfilin kendisiydi. Ben karanfil sevmezdim belki ama, onu hep severdim.
