Gökyüzü güneşli bir gün için fazla kapalı olsada, güneşi beyaz teninde hissedebiliyordu Ayda Gündoğan. Hafifçe rüzgâr uğultusu duyulurken içi ürperdi genç kızın. Sonbahardan pek haz etmiyordu. Oysaki sararmış yapraklar çok hoşuna giderdi.
Saçlarını arkaya iterken ıssız mezarlık kapısından içeri girdi. Birkaç kişi dışında pek de kimse yoktu etrafta. Sessizlik onu hissizleştirirken elindeki çiçeklerin kokusu burnunu dolduruyordu. Güzel menekşelerin kokusu annesinin en sevdiği kokuydu. Bu yüzden almıştı bu çiçekleri.
Mezarların arasındaki patikadan yürümek genç kızı biraz korkutsada bu duruma alışkındı. Mezarlıklardan ve hastanelerden nefret ederdi.
Sonunda büyük bir çınar ağacının dibindeki mezarın önünde durdu. Rüzgâr büyük çınarın yapraklarına değiyor ve hırıltılı bir ses çıkarmasını sağlıyordu. Derin bir nefes alarak elindeki mor menekşeleri mezarın üzerine bıraktı. Koca gözleri gözyaşıyla dolarken güçlükle konuşabildi "Nasılsın anne ?"
Gözünden akan bir damla yaş yanağından süzülürken tebessüme kurban gitmişti dudakları. Rüzgâr daha da sert esmeye başlamış, az önce az da olsa yüzünü gösteren güneş artık koca bulutların arkasına gizlemişti kendini. Genç kız üşümüş olsada aldırış etmedi.
Annesinin adının yazılı olduğu mezar taşına doğru yürürken konuşmak için tekrar araladı dudaklarını "Ben çok iyiyim anne." yüzündeki tebbessüm yerini büyük bir gülüşe bırakmıştı.
Dokunduğu mezar taşı buz gibi olmasına rağmen hiç rahatsız olmuyordu genç kız.
"Hem biliyorsun bu yıl üniversiteye başlayacağım." büyük bir özlemle çıkan ses tonu aynı zamanda biraz heyecana da ev sahipliği yapıyordu. Sanki annesi o an yanındaymış gibi davranmak her ne kadar zor olsada, genç kız rolünü büyük bir başarıyla yapmaya devam ediyordu. Aslında içinde yıllarca bağıra bağıra ağlamak gelse de o an bütün bunları düşünmek istemedi.
Mezar taşına bakıp annesini düşünmek gözlerinin yine dolmasını sağlıyordu. Aklına annesinin ölüm haberinin verildiği an geldi birden. Arkadaşları ile birlikte otururken babası aramıştı genç kızı. Telefonda annesinin bir trafik kazası sonucu hastaneye yatırıldığını söylemişti. Genç kız apar topar hastaneye gittiğinde annesinin dayanamadığını, doktorların tüm müdahalelerine rağmen yaşamını yitirdiğini öğrendiğinde dünyası başına yıkılmıştı. Tam iki yıl boyunca bu acıyla yaşamış, şu an bile aynı acıyı hissedebiliyordu. Bu kötü düşünceler ve anıları unutmak istermişcesine yutkundu.
Göz yaşıyla dolan gözleri bişey fark etmişti o an. Mezar taşının hemen kenarına bırakılmış zarfa benzeyen bir kağıt parçası genç kızın koca gözlerine bakıyordu sanki. Yüzündeki acı ifade yerini biraz korku ve meraka bırakırken eli istemsizce köşede duran kağıt parçasına yaklaşıyordu. Belki de biri düşürmüştü ya da rüzgârla birlikte gelen boş bir kağıt parçasıydı diye düşünüp içini rahatlamaya çalışırken zarf gibi olan kağıdı eline aldı.
Dolan gözlerini elinin tersiyle silerken zarfı inceliyordu. Kalp atışları normalin üstünde atmaya başlamış, havadaki koca bulutlardan da minik damlalar düşüyordu. Teninde yağmur damlalarını hissedince birden ürperdi. Vücudü titremeye başlarken üzerinde en ufak bir yazı bile olmayan zarfı açıp açmayacağını düşünüyordu. Ne olabilir di ki? Kim buraya neden bir zarf bırakmış olsun ki? Neden? Ne amaçla?
Kafasındaki bütün bu beynini kemiren soruların cevaplarını bulmak için zarfı açmaya karar verdi Ayda. Beyaz zarfı yavaş yavaş yırtmaya başladı. İçindeki korku tüm bedenini kaplamıştı. Kendini kontrol etmeye çalıştı ve zarfın içindeki katlanmış beyaz kağıdı çıkardı.
Hava yavaş yavaş kararmaya yüz tutmuş, yağmur damlalarıda hızını gitgide artırmıştı. Üzerinde sadece ince düz bir tişört olmasına rağmen umursamıyordu Ayda Gündoğan. O an sadece elindeki kağıtta ne yazdığını öğrenmek istiyordu. Daha fazla beklemeden kağıdı açıp içindeki gazete parçalarıyla yazılmış yazıyı okumaya çalışıyordu. Gazetedeki harfleri birleştirilmiş ve ortaya bir cümle çıkmış. Okuduğu cümle içini ürpertirken anlam vermeye çalışıyordu. Ruhu tüm benliğiyle korkuya kaplanmış olsada hâlâ ayakta durabiliyordu. Notu tekrar tekrar içinden okumaya başladı. Tekrar okudu, tekrar, ve tekrar..
'YA ÖLÜM BİR BAŞLANGIÇSA AYDA?'
-B
...
YOU ARE READING
SAMARA
General FictionÖlüm ne garip şey değil mi? Sevdiğin birini birdaha görememe duygusunu sana yaşatan, acı veren bir olay. Aslında çoğumuz bu olayı yaşamaktan korksada ben, ölümü yaşamaktan değil, sevdiklerimin yaşamasından korkuyorum. Onları bir daha görememekten...
