Selamün Aleyküm herkese ✨ Nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Bu benim ilk tecrübem ve çok heyecanlıyım. Beğenir misiniz, beğenmez misiniz çok merak ediyorum. İlk bölüm birazcık tanıtım gibi olduğu için, bıraz sıkıcı oldu galiba, ama ilerleyen bölümlerde aksiyon ve macera bizleri bekliyor. İyi okumalar! ☺️❤️
Henüz sabahın erken vakitleriydi, ama gün bana ayalı çok olmuştu. Babamın yanından sıyrılıp, zar zor yukarıya koştum. Aklıma gelen ilk şey kendimi banyoya kilitlemekti ve bu babamdan kurtulmak için her zaman işe yarayan bir taktikti. Arkamı dönmeden banyoya girdim ve girer girmez kapıyı kilitledim. Bitkin bir şekilde kafamı kaldırıp aynaya baktığımda yüzümde bir şişlik, bir kızarıklık görmüyordum. 'Çok şükür bu kez ucuz atlattım,' dedim içimden.
Büyük ihtimalle babam şuan aşağada, koltuğun üzerinde sızmıştı. Yüzümü soğuk suyla yıkadıktan sonra, emin olmak için yavaşça kapıyı açtım. Salonu görebilecek şekilde sessizce merdivenin basamaklarından indim. Evet! Doğru tahmin. İndiğim basamaklardan tekrar yukarıya çıkıp, odamdan çantamı aldım. Olabildiğince hızlı bir şekilde evden çıkmaya çalıştım. Arka bahçemizde park edilmiş bisikletime atlayıp, okula doğru yol aldım.
Hollanda'da havalar çok soğuk olurdu genellikle. Ama bugün tam tersine hava çok yumuşaktı. Son bahar olmasına rağmen, güneş kocaman açmış, sararmış yaprakların üzerine ışıl ışıl parlıyordu. Okulum çok yakındı, her gün bisikletle en fazla 15 dakikada gidiyordum. Ama bugün yolu uzatmaya karar vermiştim, nasılsa daha çok vaktim vardı.
Üzerimde ki ince ceketimin fermuarını açtım. Havanın bu kadar güzel olması beni gerçekten şaşırtmıştı. Bol ağaçlı bir parkın önünde durdum. Burayı daha önce hiç görmemiştim. Hemen bisikletimi kilitleyip, parka doğru yürüdüm. Gözüme bir ağaç kestirip, onun yanına gittim. Kendimi çimlerin üstüne bırakıp, sırtımı ağaca yasladım. Doğayı çok severdim.
Gözlerimi kapatıp düşünmeye başladım. Her gün aynı sorularla kendimi yiyip bitiriyordum. Mesela neden ben? Neden ben her gün öz babam tarafından dövülüyorum? Neden annem beni bir kerecik de olsa korumuyor? Neden sahip çıkmıyor? Neden sevmiyorlar beni? Neden yaşıyorum bunları? Daha doğrusu ben neden yaşıyorum? Gözlerimden birer damla yaş aktı. Artık yorulmuştum. Dışarıya hiç birşey farkettirmemeye çalışmaktan, mutlu olduğuma inandırmaktan, güçsüz bir karakter olmadığıma ikna etmekten çok yorulmuştum.
20 yaşında bir kızdım. Dışarda mutlu, evde huzursuz olanlardan. Babam alkolikti. Her gün dışarlardaydı ve evi pek aramazdı. Ama geldiği zamanlarda da annemle bana eziyet edip, iki nefes aldırmazdı. Bu konuda aslında annem de babam kadar suçluydu. Ona hiçbir şekilde karşı çıkmıyordu. Çıkamıyordu. Bir kere bile ne kendini koruduğunu gördüm, ne de beni.
Asla kin tutmayan biriydim, ama babama karşı o kadar nefret doluydum ki, kelimelerle anlatılmazdı. Telefonumun titremesiyle dünya alemine geri dönmüştüm. Arayan candostumdu; Rana. Aramayı kabul edip, telefonu kulağıma götürdüm;
-"Efendim Rana?"
-"Neredesin kız, göremedim seni?"
-"Göremezsin tabii, dışardayım,"dedim gülümeyerek.
-"Nasıl yani okulda değil misin? Ya sen hep bizden önce gelirdin, bir şey mi oldu yoksa?"
Rana'nın sesi endişeli gibiydi. Dünyada en paranoyak insanı olmaya adaydı kendisi.
-"Hayır ya birşey olmadı, sadece biraz dolaşmak istedim."
-"Ya tamam dolaş dolaş da, vakti mi şimdi dolaşmanın. Ders başlamak üzere ve sen hala yoksun."
VOUS LISEZ
kaderine gülümse
SpiritualitéGülmekten, ağzıma isabet eden kartopunu göremedim. Bu kez Kayra katıla katıla gülmeye başlamıştı. Ağzıma gelen karları püskürtüp, güzel bir top daha yaptım. Onun dikkatsizliğini fırsat bilip, kartopunu fırlattım. Kartopu göğsüne gelince, gülmeyi kes...
