1

4.4K 168 9
                                        

Medya ates
Bir pazar günü klasiği olan alışveriş günümde
Saat 12.34'te ben dışarıdayım. Güneş tüm ihtişamı ile parıldarken hava ne kadar güneşli olursa olsun kuru soğuk bedenimi titretiyordu . Çınar ağacından kopan bir yaprak usul usul döne döne yere indi. Mevsimlerden sonbahar aylardan ekim ayıydı. Sonbaharın tatlı esintisi çevrede dolaşıyordu. Arabayı sağa çekip etrafa göz gezdirdim. Arabam babamın doğum günü hediyesi idi. Mavi renkli duster... Mavi rengini sevdiğim için almıştı. Üniversite ve ev arası uzak diye almıştı. Yaşım reşit olur olmaz gidip ehliyetimi almıştım. Üzerimde geçen hafta aldığım koyu mavi bisiklet yaka kazağım, siyah kot ceketim, gri dar kot pantolonumla çok şıktım. Üniversite okuyordum. Üçüncü sınıf avukatlık okuyordum. Arabamı durdurduğum yerde bir çok ünlü mağaza vardı. Gözüme takılan bir mağaza'dan içeri girdim. Vitrindeki elbise çok hoştu. Kırmızı askılı belden aşağı hafif kabarık dizin hemen bir karış üstünde biten bir elbiseydi. Elbiseyi güzel gösteren detayları değil rengiydi.Beğendiğim elbiseyi ve kafamda kurduğum bir kaç kombini de aldıktan sonra kasaya gidip kredi kartımla ücreti ödedim.Ellerimdeki poşetleri arabanın arka koltuğuna gelişigüzel yerleştirdim.Orada işim bitince arabaya bindim. Gözlüğümü gözüme takıp aynada kendime baktım. Radio'dan açtığım rastgele bir şarkıyla arabayı çalıştırdım. Arabayla biraz yol gittikten sonra arabadan garip sesler geliyordu. Bir anda araba kendi kendine bozuldu. Off burada nasıl tamirci bulabilirim ki. Her neyse yolda durup yardım bekledim ben avukatlık okuyordum. Babam ben küçükken ilgilendiğim bütün aktivitelere yazdırmıştı. En çok dikkatimi çeken resim ve spor dallarında kendimi geliştirip bu alanda daha çok ilerleme kaydettim. Etrafa biraz göz gezdirdim. Kimse yoktu. Sağ tarafımda yaprakları yere düşen çınar ağaçlarının olduğu ıssız bir orman sol tarafımda şehirden kalan tek tük evler vardı. Evde kimse olduğunu sanmıyordum. Onunla da ne yapacağı belli olmayan tenha bir eve girmeyecektim. Arabanın kapısını açıp seri bir şekilde indim.Babamı arıyorum ama telefonu kapalı. Şarjım da az.
Canım sıkıldı aşağı yukarı yarım saat bekledikten sonra bir araba görüş alanıma girdi. Range over.. . Yolda gördüğüm bir arabaya durmasını söyleyen bi işaret yaptım. Araba işaretimle durdu. Arabada genç, esmer, kara kaşlı, kara gözlü, yakışıklı bir beyefendi vardı. Arabası o kadar hoştu ki. Ona daha farklı bir hava katmıştı. Ya da kendisi havalıydı bilmiyorum. Arabamdan uzaklaşarak arabasına doğru yürüdüm. Sonunda ulaştığımda soğuk birine benziyordu.

"Arabam bozuldu yardım edermisiniz " bir süre durup düşündü.

" Nasıl bozuldu?" dedi
"Bakın şimdi yolda gidiyordum. Bir anda tuhaf sesler çıkarmaya başladı. Sonra kendi kendine durdu. "bir süre sessiz kaldı. Ardından arabanın kapısını açıp. Aşağı indi.
Arabasından inen genç adam arabama baktı. Konuşmak istemiyor gibi bir hali vardı. Birkaç şeyine baktıktan sonra üçüncü kez çalıştırmaya uğraştı fakat çalışmadı . Sinirlenmeye başlamıştı. Şekilli kaşları hafiften çatılmaya başlamıştı.
"En yakın tamirci bir kilometre uzaklıkta bu arabayı oraya götürebilirsin ama çok zor çekici çağırmalısın. "dedi. Nasıl çağıracaktım ki ? Kendisi benim için yapsa diye düşündüm. Ona neydi ki ...
"Şarjım bitmek üzere aileme haber vermeliyim sizin telefonunuzu kullanabilirmiyim. " dedim
"al " dedi. Siyah kumaş pantolonunun cebinden çıkardığı yine siyah renkli telefonunu bana doğru uzattı. Ben de yüksek tabanlı beyaz spor ayakkabılarımla iki adımla yanına gidip elindeki telefona uzandım. Şifresi yoktu.
Telefonla annemi aradım biraz şaşırsa da olanları kısa bir şekilde özet geçtim. "Babana söyledim" hemen geliyor dedi. Bir süre araba hakkında kısa bilgiler anlattı.
"istersen baban gelene kadar seninle kalabilirim."
İyi fikirdi. Tek başıma beklemek istemiyordum. Bu tenha yerde insanın başına her türlü olay gelebilirdi. Ama ona da güvenmiyordum. Bana uzun bir süreymiş gibi gelen ama aslında yarım saat olan sürede konuştuk. Tanışmak için hiçbir özel çabası yoktu. Diğer erkeklerden tamamen farklıydı. Bir ara telefonu çaldı. Yanımdan birkaç adım uzaklaşıp telefondaki kişiye bir şeyler söyledi. Sonra kendisine yakışan siyah botlarıyla çınar yapraklarının üzerine basarak yanıma geldi.
"benim gitmem gerekiyor" dedi. Sert mizacıyla. Kafamı sallamakla yetindim ne diyebilirdim ki.
"bu arada adın neydi? " hafif rüzgarda kurumaya başlamış dudaklarımı yavaçca aralayıp
"ne önemi var ki sonuçta bir daha görüşmeyeceğiz" dedim. Kafasını sallayıp arkasını dönerek gitti. Bozulmuş muydu? Arkasından seslendim
"teşekkür ederim."
O gittikten sonra arabamın içine girip bekledim sonunda babamın şoförlerinden biri geldi. Demek ki işi vardı. arabaya bindim Fatih Abi gelmişti.Zor bir gündü eve gidip biraz dinlendim.
Ve kızlarla konuşmaya başladık .Hayatımıza kesinlikle almak istemediğimiz kişilerin listesini yapıyorduk .
Arkadaşlarımla telefonda konuşuyoruz ve bu gibi konular hakkında tartışıyoruz hoş ben ne kadar evlenmek istemiyorum desem de inanmıyorlar . Ben size kendimi tanıtmayı unuttum.
Benim adım Deniz ÜNERLER 20 yaşındayım.
Boş zamanlarımda ders çalışmayı, kızlarla takılmayı ve boxs yapmayi çok severim.
çok kavgacıyımdır .
Babam lisedeyken sırf bu yüzden 3 tane okul değiştirdi . Hoş kendi iş seyahatleri nedenleride olabilir. Bizim kocaman bir şirketimiz var ismi ÜNERLER Holding ailenin tek çocuğu olduğum için babamdan bana geçiyor ve ben devralabilirim tabi evlenmezsem.
Biz aslen Adanalıyız ama benim üniversite yüzünden Ankara'ya taşındık . Bunları düşünürken listeyi yazmaya devam ediyordum.
Birden kapım tıklandı.
"Girr".
Gelen annemdi.
Ağır adımlarla yanıma kadar geldi.
Kafamı kaldırdım göze göz geldiğimizde, gözünü benden kaçırdı.
Moreli bozuktu.
Ben daha ne olduğunu anlamadan
"Kızım baban seni çağırıyor önemli bir şey konuşacakmış ."dedi. Ve odamdan dolu gözlerle çıktı.
"Peki anneciğim "dedim.Her ne kadar beni duymasa da...
Yavaş hareketlerle sandalyeden kalktım ve babamın çalışma odasına doğru yürümeye başladım.
K

SESSİZ MAFYA (düzenleniyor) Opowiadania do pokochania. Odkryj je teraz