TANITIM

94.7K 3K 587
                                        

"Şşt, kız! Bak buraya bi' ."

Duyduğum sesle başımı sağ tarafıma çevirip elimde ki pazar poşetlerini sıkıca kavramaya devam ettim.

"Ne var ?"

Sert çıkan sesimle yüzünü buruşturup birkaç adımda yanıma yaklaştı.

"Ne karga gibi ötüp duruyorsun kızım ? Nasıl bi' kızsın sen ? İnsan gibi seslendik şurada !"

"Ne var ?" dedim hırsla, bu defa üzerine basa basa.

Fakat ona laf yetiştiremeyecek kadar yorgundum. Okuldan eve gelirken annemin zoruyla pazara uğramıştım ve kararmaya yüz tutmuş gökyüzünün altında, düşüp bayılmamak için zor tutuyordum kendimi.

"Her neyse." dedi yüzünü buruşturup. Yüzümü birkaç saniye bakışlarıyla taradı ve diyeceği şeyi hatırlamış gibi yüz hatları kasıldı.

"Söyle o abaza, ergen kardeşine, kız kardeşimden uzak dursun. Yoksa koparırım onun münasip bir yerinde ki organını; genç yaşında yetim kalır !"

Elimde ki pazar poşetlerini hırsla yere bıraktım ve yuvarlanarak sokağın aşağısına doğru giden domateslere bir bakış atıp karşımda ki adama döndüm. Bir ayının ses tonunu barındıran öfkesi ürkütücü olsa da, gün boyu hareket edip durmaktan adrenali dinmeyen bedenim, bu yabani ayıya karşılık verme cesareti veriyordu.

"Bana bak ! " dedim tüm günün yorgunluğunu ondan çıkartmak istercesine.

"Benim dalyan gibi yakışıklı kardeşim, senin o muşmula suratlı, götten bacaklı gerizekalı kardeşine mi kaldı ? Sen kimi tehdit ediyorsun ?"

Sözlerim onun gözlerinde kibritten ateşi yakarken, ben sinirle bir adım daha yaklaşıp aramızda ki ufak mesafeyi de yok ettim. Hemen arkamızda kalan kahvehanede ki tüm mahallelinin önce bize baktığını, sonra da bu ufak tefek tartışmalara  zaten alışık oldukları için yeniden okeylerine geri döndüklerini fark ettim ama karşımda ki adamın tabiriyle 'karga sesim' dinmek bilmemişti.

"Asıl sen kız kardeşine söyle, benim yakışıklı kardeşimin peşinden düşsün !"

Yüksek sesimle kahvehaneden birkaç yaşlı amcanın homurtusu yükseldi.

"Bana bak, karga sesli. Muşmula suratlı olan sensin asıl. Şu tipine bak. Allah bilir, alan da olmaz seni. Evde kalırsın sen bu sesle, bu tiple."

"Ulan," dedim karşımda ki adamın kareli gömleğinin yakalarını kavrarken.

Sonra aklıma bir kelime düştü.

Gözlerim, bir depo dolusu teçhizat bulan acemi bir asker edasıyla parladı ve karşımda ki adam bunu fark etmiş gibi ellerimin üzerine elini koyup beni kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı.

"Hayır, sakın. " dedi gözleri avcısının hamlesini bekleyen bir av gibi. Fakat orada ki yırtıcı hayvanın bir kedi gibi irislerine sokulması, hoşuma gitmişti.

"Harun abi," dedim usulca. Dudaklarım, birazdan atacağım gölün haklı zaferiyle iki yana kıvrılmıştı.

"Nagehan, sakın."

Bunca yıldır ilk kez adımı telaffuz etmesiyle zihnim ufak bir sarsıntı geçirdi fakat, hızla kendime gelip narin ellerimin üzerinde ki nasırlı ve iri ellerini yavaşça ittim.

"Benim kardeşim, 17 yaşında." dedim usulca.

Sinirle gözlerini kapattı, yiyeceği gölü bekler gibi. Aramızda mesafe olmamasından dolayı, elmacık kemiklerine doğru düşen kirpiklerini yakından görmek, hoşuma gitmişti.

"Ve, okul müdürü sakala izin vermediği için her gün tıraş oluyor." dedim keyifle alt dudağımı ısırıp.

Burun delikleri yavaşça iki yana açıldı ve öfkeyle soludu. Fakat durmadım.

"Çünkü, sakalları var." dedim ufak bir kıkırtının dudaklarımdan firar etmesini umursamadan.

Yavaşça gözlerini açtı ve siyah gözleriyle çakışan kahve gözlerim, öfkeye bürünen iri bedeninden korkmadan, golünü doksana taktı.

"Senin aksine, köse."

💎

Köse : sakalı bıyığı çıkmayan, veya çok seyrek olan erkek.

Bölüm günlerimiz cumartesi veya pazar.

Desteklerinizi bekliyorum 💜

KÖSEWhere stories live. Discover now