BÖLÜM ŞARKISI:Seksendört kendime yalan söyledim
🍁
gözlerimi yüzüme yansıyan yoğun ışığa inat kırpıştırdığımda birkaç saniye odayı bulanıklaştıran gözlerime inat ortam daha'da netleşmeye başladığında gözlerimle yavaşça hastane odasını taramış ve bir müddet nasıl buraya geldiğimi sorgulamaya başlamıştım.
ben yoğun düşünceler denizinde boğulurken odaya giren otuzlu yaşlarındaki doktorum serdar bey girdi ve bana acı vir tebessüm etti
O an hastalığımla alakalı burada olmamı anlamak uzun sürmedi .
-"nasıl hissediyorsunuz İzel hanım?"
doktorun dediği son kelime bende mide bulantısı oluşturmuştu bana o kadar yabancı bir kelimeydiki sanki nefretimin en yoğun haliydi o kelime
"Hanım".
kimse bana öyle hitap edemezdi özellikle benden büyük kişiler insanları aşağılayan bir kelime olduğunu düşünüyordum hatta benim geniş sözlüğümde öle bir kelime yoktu .
yoğun düşüncelerimden çıkmamı sağlayan doktorum
sessizce yanımdaki koltuğa çöküp acınası gözlerini bana diktiğinde
-kendine dikkat etmiyorsun ve bu hastalığını körüklüyor izel sana tavsiyem sadece dinlenmem bu hastalık öle bir hale gelicekki ölümünü düşünmene vakit bile kalmıycak ...
odadan çıkıp giden doktora sadece boş gözlerle bakıyordum hep aynı tantana sadece hayatımı yaşıyordum belki de son geçirceğim zamanı mutlu bitirmek istiyordum ama şu baş belası doktorlar buna müsade etmiyordu .
Zaten bu dünyaya yanlız gelmiştim kimsem yoktu hiç kimsem ne annem, ne babam ne en yakınım diyibiliceğim arkadaşım kimsem yoktu ve zaten geçirdiğim ve aldığım her nefes bana yanlızlığımı bir kere daha hatırlatıyordu hep öylede olucaktı .
Ben tutsak edilmiş orda kurtarılmayı beklemiycek kadar yaralanmıştım bu hastalığımın iyileşmesini istemiyordum bu dünya bana fazla büyük geliyordu ve buna katlanamıyordum sadece yanlızdım .
Yattığım yerden doğrulup kıyafetlerimi bir çırpıda üzerime geçirdikten sonra koltukta duran deri ceketimide alıp beni daha cok yanlız bedenimi sarmalamasını istemiştim tam çıkıcakken çalan telefonla arkamı dönmüş ve sadece üç numaranın kayıtlı olduğu listemden okulu seçerek attığı mesaja bakmıştım. sevinmem gerekiyordu hatta bütün kızlar gibi çığlık atarak koşturmam gerekiyordu ama beklediğim mesajtı ister ego deyin ister başka şey belki de ölmeden önce ne olucağımı bilerek yaşıycaktım evet ünüversite sınavını kazanmıştım artık yanlızlığımın önüme serdiği yoldan emin adımlarla ilerlemek kalmıştı.
~~~~~~~~~~
Burnumu gıdıklayan şeyle yatağın öbür tarafına dönmüştüm bu işlem bir kaç kez daha devam ettiğinde salak bir tüy için uykumun kaçmasına müsade etmiycektim ama yanağımda kısaca her yerimde hissettiğim yoğun ıslaklıka gözlerim aniden açmış ve karşımda dili dışarda bana bakan köpeğim armağana takılı kalmıştı .
Hani kimsem yok demiştim ya aslında armağan vardı adı gibi gelmişti bana çalıştığım cafede bulmuştum onu ve sahiplenmiştim belki de bu dünyada şuan yaşama sebebimdi .
Kafamı armağana döndürdüğümde dili dışarda bana baktığını gördüm kıkırdayıp .
Birileri acıkmış galiba dedigimde koşarak aşagi inmişti bende banyodaki işlerimi hallettikten sonra İlk armağanın mamasını koymuş sonrada kendime kahvalti hazırlayıp yemiştim .
Kahvaltı bittikten sonra kirlileri bulaşık makinesine atıp kendimde yukarı hazırlanmaya çıkmıştım zaten çalıştığım yerin kendi forması vardı bu yüzden ne giyicem olayı olmuyordu .
Hazırlandıktan sonra armağanın mamasını hazırlamış ve kapıyı çekerek evden çıkmıştım .
şanslı günümde olduğumu bir kez daha anlamıştım hemen dolmuşa binip cafenin yolunu tutmuştum.
Dolmuş cafenin önünde indiğinde seri adımlarla inmiş ve dolmuşun beni arkada bırakmasına müsade etmiştim kafamı cafeye döndürdüğümde buraya anca çalışan olarak geleceğim yüzüme çarpmıstı o kadar güzlediki içeriye girdiğinde tatlıların birbirine karışmış mayhoş kokusu ve yüzüme vuran sıcak hava içimi ısıtmıştı müdürün kızmaması için hızlı adımlarla içeri adımımı atmış ve giyinme odasından önlüğümü çıkartarak hemen el kaldıran müşteriye doğru adımlamaya başlamıştım .
Masaya geldiğimde
-"buyurun ne istemiştiniz"
Menüye bir iki dakika göz gezdirdiğinde iki tane profitol ve 2 gazoz deyip kafasını bana döndürmüştü onaylayarak başımı salladığımda tam arkamı dönüp gidicektim ama carptığım kütükle yere savrulmaktan kurtulmuştum çünkü beni saran sıcacık kolların arasındaydım tam kafamı kaldırıp özür diliycekken galiba cennete düştüm diye düşünmeden edememiştim.
Okyanus kadar mavi gözler bana keskin bakışlarla bakarken ben hala onun ne kadar kusursuz olduğunu düşünüyordum o kadar kusursuzduki ona sahip olan kızın ne kadar güzel olduğunu düşünmüştüm birden beni yere savurduğunda ne olduğunu şasırmıştım bana sert bakışlar atıp dediğiyle sadece oracıkta ağlamak istemiştim
'artık röntgenimi çektiğine göre benden bir tane daha yaparsın ezik'
Hızlıca ayağa kalkıp içeriye doğru koştuğumda arkada gülme sesleri geldiğini duymuştum
Ağlamıycaktım ben bu değildim bu kadar ezik olamazdım yazdığım menüyü oradaki kadına verdiğimde elimi yüzümü yıkayıp tekrar dışarı çıkmıştım.
Bir kaç el kaldıran müşterilere daha baktığımda o grubun benle ilgilenmiyor olması içimi rahatlatmıştı.
İçeri girdiğimde o grubun menülerinin hazır olduğunu görünce sen yaparsın hemen bırakıp geliceksin sakin ol diye kendimi teselli etmistim menüleri almış ve masaya doğru adımlamaya başlamıştım oturup gülüşürlerken rahatlamıştım belki benle uğraşmazlardı.
Masaya menüleri koyduğumda afiyet olsun demiştim kimse takmayınca umursamayıp gidicekken bileğimi tutan elle şok yasamıştım bana uzunca bakıp dikkat et bacığın açılmış demesiyle ben daha bakamadan yere düşmüştüm. Ne kadar saftım.
acı tek hissettiğim kalbimdeki acıydı .en kötüsüde o yaraların bidaha sarılamıycak kadar kötü durumda olmasıydı yerden kalktığımda içeri girmiş ve patrona yorgun olduğumu söyleyip çıkmıştım.
Eve geldiğimde armağanın yemekleri silip süpürdüğünü görünce kıkırdamış ve eğlip başını okşamaya başlamıştım.
-seni şapşal tavukkkk senii
-hav havvv havvv havva
Kahkah atmaya başlamıştım ona tavuk dediğim için kızmıştı başını okşayip öptükten sonra ona yemeğini hazırlamış kendimede kendime yeticek kadar yemek hazırladıktan sonra oturup yemeye başlamıştım.
Düşüncelerimi dağıtan telefonumun çalmasıydı büyük bir şaşkınlıkla telefonu acmıştım.
Ama açtığıma o an pişman olmuştum bile...
-İzel hanım dosyanıza baktım hastalığınız çok ilerlemiş hemen sizi hastaneye yatırmalıyız yoksa ne benim ne de sizin yalabiliceğiniz birşey kalır...
SELAMLARRR YEPYENİ BİR KURGUYLA MERHABAAA UZUN ZAMANDIR BOLE BİR HİKAYE YAZMAK İSTİYORDUM AMA GİZLİ NUMARADADAN DAHA FARKLI VE AKLIMA GELEN MUHTEŞEM KURGU UMARIM BEĞENİR VE SEVEREK OKURSUNUZ .
YOU ARE READING
YANLIZLIĞIMDAKİ İZ
Teen Fictionhayatında belki kimsesi olmayan izel hastalığının son dönemlerini yaşarken karşısına çıkan büyük aşka galip gelebilecek'mi ?
